You are here:  
 

players

 > 

azref

 > 

blog

login / register
Login
GameDesire Player: VALENTINA007

GameDesire - play free online games. Snooker, pool, chess, poker texas holdem, mahjong, backgammon, yatzy, word games and card games. Rankings, ladders, and tournaments...

In order to login your browser has to have cookies unblocked .
 
   

Latest photos

Search for user

Search for photo

World Map

Search for blog

Achievements

 
Search player
 
Recent profiles
 
 
   

AZREF



Points: 44
Latest achievements:
  •   

last connection:  2 days 1 hour ago   

Poker Texas Holdem





ProfileAlbumsMapFriendsBlogRoomsResultsTournaments
 

Comments:
 
OKUYUNCA İNSANIN İÇİ SIZLIYOR......


Ayakkabıcı, yeni getirdiği malları vitrine yerleştirirken, sokaktaki
bir
çocuk onu seyretmekteydi. Okullar kapanmak üzere olduğundan, spor
ayakkabılara rağbet fazlaydı. Gerçi mallar lüks sayılmazdı ama, küçük
bir
dükkân için yeterliydi. Onların en güzelini ön tarafa koyunca, çocuk
vitrine doğru biraz daha yaklaştı. Fakat bir koltuk değneği
kullanmaktaydı. Hem de güçlükle...

Adam ona bir kez daha göz attı. Üstündeki pantolonun sol kısmı,
dizinin
alt kısmından sonra boştu. Bu yüzden de sağa sola uçuşuyordu.
Çocuğun baktığı ayakkabılar, sanki onu kendinden geçirmişti. Bir
müddet
öyle durdu. Daldığı hülyadan çıkıp yola koyulduğunda, adam dükkândan
dışarı fırlayıp:

- "Küçüüük!" diye seslendi." Ayakkabı almayı düşündün mü? Bu seneki
modeller bir hârika!"

Çocuk, ona dönerek:
- "Gerçekten çok güzeller!" diye tebessüm etti, "Ama benim bir
bacağım
doğuştan eksik".

- "Bence önemli değil!" diye atıldı adam. "Bu dünyada her şeyiyle tam
insan yok ki! Kiminin eli eksik, kiminin de bacağı. Kiminin de aklı
veya
vicdanı."

Küçük çocuk, bir şey söylemiyordu. Adam ise konuşmayı sürdürdü:

- "Keşke vicdanımız eksik olacağına, ayaklarımız eksik olsa idi."

Çocuğun kafası iyice karışmıştı. Bu sefer adama doğru yaklaşıp:

- "Anlayamadım!. dedi. Neden öyle olsun ki?"

- "Çok basit!" dedi, adam. "Eğer yoksa, cennete giremeyiz. Ama
ayaklar
yoksa, problem değil. Zaten orda tüm eksikler tamamlanacak. Hâttâ
sakat
insanlar, sağlamlara oranla, daha fazla mükâfat görecekler..."

Küçük çocuk, bir kez daha tebessüm etti. O güne kadar çektiği acılar,
hafiflemiş gibiydi. Adam, vitrine işâret ederek:

- "Baktığın ayakkabı, sana yakışır!" dedi. "Denemek ister misin?"

Çocuk, başını yanlara sallayıp:

- "Üzerinde 30 lira yazıyor" dedi, "Almam mümkün değil ki!"

- "İndirim sezonunu senin için biraz öne alırım!" dedi adam, "Bu
durumda
20 liraya düşer. Zâten sen bir tekini alacaksın, o da 10 lira eder."

Çocuk biraz düşünüp:

- "Ayakkabının diğer teki işe yaramaz!" dedi, "Onu kim alacak ki?"

- "Amma yaptın ha!" diye güldü adam. "Onu da, sağ ayağı eksik olan
bir
çocuğa satarım."

Küçük çocuğun aklı, bu sözlere yatmıştı. Adam, devam ederek:

- "Üstelik de öğrencisin değil mi?" diye sordu.

- "İkiye gidiyorum!" diye atıldı çocuk, "Üçe geçtim sayılır."

- "Tamam işte!" dedi adam. "5 Lira da öğrenci indirimi yapsak, geri
kalır
5 lira. O da zâten pazarlık payı olur. Bu durumda ayakkabı senindir,
sattım gitti!"

Ayakkabıcı, çocuğun şaşkın bakışları arasında dükkâna girdi. İçerdeki
raflar, onun beğendiği modelin aynıyla doluydu. Ama adam, vitrinde
olanı
çıkarttı. Bir tabure alıp döndükten sonra, çocuğu oturtup yeni
ayakkabısını giydirdi. Ve çıkarttığı eskiyi göstererek

- "Benim satış işlemim bitti!" dedi, "Sen de bana, bunu satsan memnun
olurum."

- "Şaka mı yapıyorsunuz?" diye kekeledi çocuk, "Onun tabanı delinmek
üzere. Eski bir ayakkabı, para eder mi?"

- "Sen çok câhil kalmışsın be arkadaş..." dedi adam, "Antika
eşyalardan
haberin yok her hâlde. Bir antika ne kadar eski ise, o kadar para
tutar.
Bu yüzden ayakkabın, bence en az 30-40 lira eder."

Küçük çocuk, art arda yaşadığı şokları üzerinden atabilmiş değildi.
Mutlaka bir rûyada olmalıydı. Hem de hayatındaki en güzel rûya.
Adamın, heyecandan terleyen avuçlarına sıkıştırdığı kâğıt paralara
göz
gezdirdikten sonra, 10 liralık banknotu geri vererek:

- "Bana göre 20 lira yeterli." dedi. "İndirim mevsimini başlattınız
ya!"

Adam onu kıramayıp parayı aldı. Ve bu arada yanağına bir öpücük
kondurdu.
Her nedense içi içine sığmıyordu. Eğer bütün mallarını bir günde
satsa,
böyle bir mutluluğu bulamazdı. Çocuk, yavaşça yerinden doğruldu.
Sanki
koltuk değneğine ihtiyaç duymuyordu. Sımsıcak bir tebessümle teşekkür
edip:

- "Babam haklıymış!" dedi. "Sakat olduğum için üzülmeme hiç gerek
yok!
demişti."

 
Posted at 2008-03-23 08:38:44 PST(UTC-8H)
| Comments(2) | Permanent link
 
güzel bir yazı insan sevgisi ile karışık hayır yapmanın erdemlerine de değiniyor.
biri ayakkabıyla harçlığı alıp mutlu oldu, diğeri mutluluk sağlayıp mutlu oldu.
ama sakat çocuğun bir ayağın eksikliği tabiki giderilmedi, sakat olmasından duyduğu rahatsızlık
maalesef bu sevgi şahikası etkisi müddetince geçti, gene gelecek :(
bu bana çok sık söylediğim bir sözü hatırlattı:
"elinizden gelmeyeni yapmaya uğraşmayın mutsuz olursunuz, ancak elinizden geleni mutlaka yapın
faydalı olursunuz, sevilirsiniz, takdir edilirsiniz". adam elinden gelebilen iyiliği yaptı, çocuk elinden geldiğince umutla sevgiyle doldu.
umarım ağlamazsınız görüldüğü üzere iyilik yapmak çok zor değil, uzak değil...
huzurlu sevgi dolu günler dilerim 
Posted by osmaniris at
2008-03-23 10:03:00 PST(UTC-8H)
 
Boyle bir hikayenin sonunun basit bir cumleyle bitmesi uzucu kalpleri 12 den vuran bir final cumlesiyle bitse daha iyi olurdu [Tabiki bence] 
Posted by tugrul35 at
2008-03-23 16:39:39 PST(UTC-8H)
 

 
   
 
change language version: bg br bs cn cz de dk ee en es fa fi fr gr hu id il in
it jp ko lt lv ma nl no ph pl pt ro ru sa se sk th tr tw
ua vi
poker page
About us   Contact   Terms of Service   Game etiquette
Copyright © 2003-2008 Ganymede All rights reserved.
Official Partners: www.casesladder.com   www.eliters.com