Uzun yıllar önce Çinde Li-Li adlı bir kız evlenir ve aynı evde kocası ve kaynanası ile birlikte yaşamaya başlar. Lakin kısa bir süre sonra kayınvalidesi ile geçinmenin çok zor olduğunu anlar. İkisinin de kişiliği tamamen farklıdır bu da onların sık sık kavga edip tartışmalarına yol açar. Bu Çin geleneklerine göre hoş bir davranış değildir ve çevrenin oldukça tepkisini alır.
Birkaç ay sonra bitmez tükenmez gelin kaynana kavgalarından ev, onun ve kayınvalidesi ile arada kalan eşi içinde cehennem haline gelmiştir. Artık bir şeyler yapmak gerektiğine inanan genç kadın doğru babasının eski bir arkadaşı olan baharatçıya koşar ve derdini anlatır. Yaşlı adam ona bitkilerden yaptığı bir ilaç hazırlar ve bunu 3 ay boyunca her gün azar azar kaynanası için yaptığı yemeklerin içine koymasını söyler. Zehir az az verilecek, böylece onu gelininin öldürdüğü belli olmayacaktır. Yaşlı adam genç kadına kimsenin ve eşinin şüphelenmemesi için kaynanasına çok iyi davranmasını ona en güzel yemekleri yapmasını söyler.
Sevinç içinde eve dönen Li-Li yaşlı adamın dediklerini aynen uygular. Her gün en güzel yemekleri yaparak kaynanasının tabağına azar azar zehri damlatıyordu. Kimseler şüphelenmesin diye de ona çok iyi davranıyordu. Bir süre sonra kayınvalidesi de çok değişmişti ve ona kendi kızı gibi davranıyordu. Evde artık barış rüzgârları esiyordu. Genç kadın kendisini ağır bir yük altında hissetti yaptıklarından pişman bir vaziyette baharatçı dükkânının yolunu tuttu ve yaşlı adama şu ana kadar kaynanasına verdiği zehirleri onun kanından temizleyecek bir iksir için yalvardı. Yaşlı kadının ölmesini artık istemiyordu. Yaşlı adam yaşlı gözlerle karşısında konuşup duran Li-Li ye baktı ve kahkahalarla gülmeye başladı.
Sevgili Li-Li dedi;
Sana verdiklerim sadece vitaminlerdi. Olsa olsa kayınvalideni sadece daha da güçlendirdin hepsi bundan ibaret. Gerçek zehir ise senin beyninde olandı. Sen ona iyi davrandıkça oda dağıldı ve yerini sevgiye bıraktı böylece siz gerçek bir ana kız oldunuz dedi...
Eski bir Çin atasözü şöyle der: "Gül veren elde gül kokusu kalır"
Sevilen insan sevgisini insanlara veren insandır.
Στάλθηκε στις 2008-07-02 09:26:29 CST |
Σχόλια(2) | Σταθερός σύνδεσμος
Trafik polisi Temelin kullandığı arabayı durdurur ve: -Sizi tebrik ederim beyfendi, bu günkü kontrollerimizde emniyet kemeri takan tek sürücü sizsiniz bu yüzden size üçyüzmilyon lira ödül vereceğiz, ne yapmayi düşünüyorsunuz, demiş. Temel: -Hemen cidup bi ehliyet alacagim demis. -Ne! senin ehliyetin yok mu? demeye kalmadan yandan Fadime söze girmis: -Siz ona bakmayin memur bey içince hep boyle sapitiyi Polis iyice sinirlenmeye baslamis. Derken arkadan dursun: -Ula ben size demedimmi çalinti arabayla yola çikmayalim basimiza bi is gelir diye. Trafik polisi iyice zivanadan çikmis ve bagajdan idris atlamis: -Noldu usaklar geçtik mi siniri ?
KARIŞIKLIK
Temel öksürükten Dursun da kabızlıktan şikayetçidir. Beraber doktora giderler. Doktor Temel e öksürük şurubu Dursun a da müshil verir. Bunlar ilaçları karıştırırlar. Bir hafta sonra doktor Temel e: - Nasıl oldu? Hala öksürüyor musun? - öksürmeye cesaret bile edemiyorum doktor bey.
Στάλθηκε στις 2008-06-25 12:11:57 CST Σχόλια(0) | Σταθερός σύνδεσμος
Yataktaki adam, başucunda bekleyen genç doktora: -Allah senden razı olsun evladım, dedi.Benim için yurtdışından zahmet edip buraya kadar gelmen,yaşadığım sürece unutmayacağım.Ameliyat edilen kişi, büyük bir hastanenin başhekimiydi.Tedavisi ancak yurtdışında mümkün görülen hastalığı aniden artınca, doktor arkadaşları onun böyle bir yolculuğa dayanamayacağını anlamış ve kurtarma umudunun azlığına rağmen ameliyatı üstlenmeye karar vermişlerdi. Ameliyatın zor ve yeni bir ihtisas sahası olmasınd an dolayı biraz tereddütleri de var idi. fakat o konuda sayılı bir uzman olan bu genç doktor nereden haber almışsa almış ve hızır gibi yetişip onu kurtarmıştı. Yaşlı doktor, kendisine yapılan bu iyiliğe nasıl mukabele edeceğimi bilemiyor ve hemen yanında oturan genç adamın ellerini sıkarcasına tutuyordu. Hayata yeniden dönmenin hiç durmadan konuşurken;Ameliyat için beni bayılttığınızda, her nedense gençlik yıllarıma döndüm, diye devam etti. Henüz toy bir asistanken, anne karnındaki bir bebeğin sakat olduğunu anlamış ve onu bu şekilde yaşatmaktansa öldürmeyi düşünürken, kalp atışlarını duyup kıyamamıştım."Planlama" bahanesiyle sapasağlam yavruları bile katleden canavarlara rağmen o yavrunun yaşamasını istediğim için , Allah seni imdadıma göndermiş olmalı . Genç doktor, ancak bir babanın evladına karşı gösterebileceği sıcaklıkla kavranan ellerini kurtarıp biraz geriye çekildi ve dizlerinden aşağısı takma olan bacaklarını gösterirken; -ALlah hiçbir iyiliği unutmaz efendim. diye gülümsedi. "KURTARDIĞINIZ O ÇOCUK BENDİM"!!
Στάλθηκε στις 2008-06-25 11:35:09 CST Σχόλια(0) | Σταθερός σύνδεσμος
Kendini bildi bileli mor menekşeyi çok severdi. Çocukluğunun geçtiği ikikatlı evin bahçesinde bahar geldiğinde mor mor açar, mis gibi kokarlardı..Annesi mor menekşeleri hep duvar kenarına dikerdi.. gölgeyi sever menekşelerderdi. .Oysa ögretmeni bitkilerin güneş ışınları ile fotosentez yaptığını anlatmıştı onlara .Bitkiler güneş ışığına muhtaçtı.Mor menekşeler ne tuhaf bitkilerdi , her bitki güneşi severken,onlar nedengölgeyi tercih ediyorlar diye düşündü durdu Hande...Küçük, ufacık aklı ile aslında menekşelerin diğer çiçeklerden farklı olduğunu keşfetmişti, işte belki de menekşeler bu yüzden bu kadar güzeldi.Herkesden farklı olursan, bu hayatta değerli olursun yargısına varmıştı.Daha o yıllarda farklı olmak için uğras vermeye başladı. ilk olarak, okulda kimsenin yanına oturmak istemediği Hacer'in yanına oturmak istiyorum ögretmenim diyerek başladı farklılıklarla süren hayatı. Hacer bile şaşırmış şaşkın şaşkın bakıyordu onun yüzüne. Hacer çok dağınık, biraz anlama zorlukları olan problemli bir ailenin kızı idi. Hande ise mühendis Kamil Beyin biricik kızı. Ögretmen pek oturtmak istemedi önce Hacer'in yanına Hande' yi. Daha sonra bir tatsızlık çıkmasın diye öğretmen Hande'nin annesini çağırdı. Annesi eve geldiklerinde Hande'ye sordu : - Neden yavrum Hacer in yanına oturmak istiyorsun? Hande cevap verdi : - Geçen baharda menekşeler ekiyorduk hani anne, o gün sen bana menekşeler güneşi sevmez demiştin, oysa her bitki güneşi sever. Menekseler farklı, belki de bu yüzden bu kadar güzeller. Hacer'in yanına kimse oturmak istemiyor. Ben farklı olmak istiyorum. Belki Hacer de güzeldir, onu fark etmek istiyorum, dedi. Annesinin ağzı açık kalmıştı. İlkokul 4.sınıf öğrencisi kızının olgunluğuna hayran kalarak - peki kızım kimin yanında istersen oturabilirsin, " dedi. Pazartesi Hande Hacer'in yanında oturmaya başladı. Hem Hande tedirgindi, hem Hacer.Birbirleri ile hiç konuşmuyorlardı . Diğer kızlarda soğumuştu Hande'den. Nasıl Hacer gibidağınık, bir şeyi, iki kere anlatınca anlayan fakir bir kızın yanına oturmayı istemişti.En çok alınan doktor Cemal Beyin kızı Esin'di. Anne babaları her hafta sonu görüşüyorlar, Hande ve Esin birlikte oynuyorlardı. Nasıl olur da kendi yerine Hacer'i seçerdi. Çok gururu kırılmıştı Esin'in. Hande ile konuşmuyordu. Birgün Hande ve ailesi Esinlerle dağ köylerinden birinde gerçekleştirilecek bir panayıra katılmak için sözleştiler. Hande gene Esin'in somurtacağını bildiği için gitmek istemiyordu.İç in için de Hacer'e kızmaya başlamıştı arkadaşları ile arasının bozulmasına sebep olmuştu.Neden sanki bu kadar dağınıktı, neden her şeyi iki kerede anlıyordu? Yoksa aptal mıydı?Sonra menekşeleri hatırladı hemen düşüncelerinden utandı. Hacer farklı diye yargılamaması gerekiyordu. Hacer'in, kimsenin bilmediği güzelliklerini keşfedecekti. Buna tüm gücü ile inandı. Panayıra gittiklerinde Esin somurtarak karşısında oturuyordu, Hande ııııile konusmuyordu. Hande canı sıkıldığından biraz dolaşmak için annesinden izin aldı. Köy yolunda yürümeye başladı. Hava iyice soğumuş ve ayaz iyice artmıştı, kar atıştırmaya başlamıştı. Hande karı çok seviyordu, yürüdü, yürüdü. Köye gelmişti. Bir evin önünde durdu. Evin penceresinde ki saksıya gözü ilişti. Gözlerine inanamıyordu, bunlar mor menekşelerdi. Ama kıştı ve menekşeler soğuğu hiç sevmezlerdi eve dogru bir adım attı. Kapıda beliren gölgeyi çok sonra fark etti bu Hacerdi. Hande'ye gülümsüyordu. - Hoşgeldin Hande buyurmaz mısın?, dedi. Biraz ürkek, şaşkınlıkla kapıya doğru ilerledi Hande ve içeri girdi. Oda sıcacıktı odun sobası her yeri ısıtmıştı. Menekşeler diyebildi sadece Hande... - Bu soğukta ? Hacer gülümsedi ;
- Onlar annem için, annem onları çok sever. Sonra yatakta yatan kadını fark etti Hande. "Annen hasta mı?" dedi. "Evet 2 sene önce felç oldu ona ben bakıyorum, bizim kimsemiz yok, birtek ineğimiz var onunla geçiniyoruz. Ama tüm işler bana baktığı için derslere çalışacak pek vaktim olmuyor, dedi Hacer utanarak. Bir de bizim köyden şehre araç yok, bu yolu her gün yürüyorum o yüzden de çok yorgun okula geliyorum dersleri anlamakta güçlük çekiyorum. Hande'nin gözleri dolmuştu. Dışarıdan gelen ses ile kendine geldi. Annesi onu arıyordu. Çok merak etmiş olmalıydı. Dışarıya koştu ve annesine sarıldı, ağlıyordu. Bir müddet sonra anne bu Hacer diye tanıştırdı sıra arkadaşını. Hacer'in yaptığı sıcak çorbadan içtiler birlikte. Hande annesine anlattı Hacer'in hayatını, ağlayarak. "Bir şeyler yapalım anne" dedi. O hafta annesi ve Hande, Hacerlere gidip annesi ve Hacer'i kendi evlerine taşıdılar. Hacer artık Handeler den okula gidip geliyordu, ne dağınıktı, ne de aptal. Sınıfın en iyi öğrencisi olmuştu. Seneler geçti Hacer ve Hande bir arkadaş değil, iki kız kardeşlerdi artık. Mor menekşeler Hande'ye Hacer'i armağan etmişti. Hacer'e ise hem Hande'yi, hem hayatı. Seneler sonra ikisi de evlendi. Hacer şimdi bir doktor. Hande'den vicdanın ne kadar önemli olduğunu öğrendi, hastalarına vicdanıyla birlikte şifa dağıtıyor. Hande ise bir ögretmen. Çocuklara farklı olan şeyleri sevmeyi de ögretiyor. Bir kızı var adı, Hacer Menekşe. Hayatta en çok sevdiği iki şeye birini daha ekledi Hande. LÜTFEN SEVGiNiZE ÖNYARGI KOYMAYIN. HERŞEY SEVİNCEYE KADAR FARKLIDIR SEVDİKTEN SONRA İSE SEVGİNİN DİLİ HEP AYNIDIR
Στάλθηκε στις 2008-06-18 10:26:09 CST |
Σχόλια(2) | Σταθερός σύνδεσμος
>>> >>>KARSILIKSIZ SEVGI >>> >>> >>> >>>Karsiliksiz sevgi ! >>> >>>Bu, Vietnam'da savasan ve sonunda evine dönecek lan John adinda bir >>> >>>askerin hikayesidir. >>> >>> >>> >>>John evine gitmeden önce, San Francisco'da bulunan anne babasina >>> >>>telefon açti. >>> >>> >>> >>>- " Sevgili anne ve babacigim, sonunda eve geliyorum ama birşey >>> >>>sormak istiyorum. Bir arkadasimi da beraber eve getirebilir miyim? >>> >>>- "Tabii ki " diye cevapladilar. "Onunla tanismaktan mutluluk >>>duyariz". >>> >>>-"Ama bilmeniz gereken birsey var" diye John devam etti," >>> >>>-"o savasta agir yaralandi. Kara mayinina basti ve kolu ile bacagini >>> >>>kaybetti. Baska gidecek hiçbir yeri >>> >>> yok. Onun bize gelmesini ve bizimle yasamasini istiyorum". >>> >>>-"Bunu duyduguma çok üzüldüm oglum,belki kalacak baska bir yer >>> >>>bulmasi için ona yardimci olabiliriz" >>> >>>-"O hayir ,onun bizimle yasamasini istiyorum." >>> >>>-"Oglum," dedi babasi, "sen ne istediginin farkinda degilsin. Böyle >>> >>>büyük bir sorunu olan birisi bizi >>> >>> çok rahatsiz eder. Bizim kendi hayatimiz var ve böyle farkli olaya >>> >>>izin veremeyiz. Bence >>> >>> sen eve gelmeli ve bu çocugu unutmalisin. O kendi yasamini devam >>> >>>ettirmenin bir yolunu >bulacaktır." >>> >>> >>> >>> O andan sonra, John telefonu kapatti. >>> >>> Anne ve babasi ondan baska bir söz duymadilar... >>> >>> Birkaç gün sonra, San Francisco polisinden bir telefon geldi. >>> >>> Ogullarinin bir binadan düserek öldügünü söylediler. >>> >>> Polise göre intihardi. Anne ve baba telasla uçaga binerek >>> >>>ogullarinin teshisini yapmak için >>> >>> San Francisco'daki teshis morguna gittiler. John'u teshis >>>etmislerdi. >>> >>>Ama >>> >>>gözleri faltasi gibi açilarak... >>> >>> Bilmedikleri birseyi farkettiler. >>> >>> John'un bir bacagi ve bir kolu yoktu... >>> >>> >>> >>> Bu hikayede ki anne ve baba birçogumuza benzer.Etrafimizda iyi >>> >>>görünen ve >>> >>>neseli insanlari sevmek bize kolay gelir, ama bize rahatsizlik >>>veren >>> >>>özellikle bizim kadar saglikli olmayan, bizim kadar güzel olmayan ve >>> >>>bizim kadar zeki olmayan insanlardan uzak durmayi tercih ederiz. >>> >>>Çok sükür ki bizi bu kategoride gören birisi yok. Karsiliksiz sevmeyi >>> >>>basaran birisi sonsuza kadar ailemizdendir ne kadar çirkin ne kadar >>> >>>fakir ne kadar engelli olursak olalim. >>> >>>Bu gün yatmadan önceTanriya biraz daha dua ederek insanlari olduklari >>> >>>gibi kabul etmemizi saglamasini isteyelim ve ne kadar farkli >>> >>>olurlarsa olsunlar onlara karsi daha anlayisli olabilmeyi isteyelim. >>> >>> >>> >>>Arkadaslar çok nadir bulunan cevherlerdir. >>> >>>Onlar sizi güldürür ve basarmaniz için destekler. Bazen tek kelime >>> >>>bazen bir cümle paylasirlar ama her zaman kalbinizi ona açmanizi >>> >>>beklerler.
Στάλθηκε στις 2008-06-16 10:40:20 CST Σχόλια(0) | Σταθερός σύνδεσμος
3 yaşınızdayken size özenle yemekler hazırladı Tabağınızı masanın altına dökerek teşekkür ettiniz
4 yaşınızdayken elinize rengarenk kalemler tutuşturdu Evin bütün duvarlarına resim yaparak teşekkür ettiniz
5 yaşınızdayken sizi cici kıyafetlerle süsledi Gördüğünüz ilk çamur birikintisine atlayarak teşekkür ettiniz
6 yaşınızdayken okula kadar sizinle yürüdü Sokaklarda "GITMIYCEEEEEEEM"diye ağlayarak teşekkür ettiniz
7 yaşınızdayken size bir top hediye etti Komşunun camini kırarak teşekkür ettiniz
9 yaşınızdayken size piyano öğretmeni buldu Notaları bir gün bile çalışmayarak teşekkür ettiniz
10 yaşınızdayken doğum günü partilerinden dans derslerine kadar her yere sizi arabayla goturdu Arabadan fırlayıp giderken arkanıza bile bakmayarak teşekkür ettiniz
11 yaşınızdayken sizi arkadaşınızla sinemaya oturdu "Sen bizimle oturma" diyerek teşekkür ettiniz
12 yaşınızdayken zararlı TV programlarını seyretmenizi istemedi O evde değilken hepsini izleyerek teşekkür ettiniz
15 yaşınızdayken sizi yurtdışında yaz kampına gönderdi Tek satir mektup yazmayarak teşekkür ettiniz
17 yaşınızdayken erkek arkadaşınızla partiye gitmenize izin verdi Bir telefon bile etmeden sabaha karşı eve dönerek teşekkür ettiniz.
19 yaşınızdayken okul masraflarınızı karşıladı, sizi arabayla kampusa oturdu ve eşyalarınızı taşıdı Arkadaşlarınız alay etmesin diye kampus kapısında vedalaşarak teşekkür ettiniz
21 yaşınızdayken iş hayati ve kariyerinizle ilgili size fikir vermek istedi "Ben senin gibi olmiycam" diyerek teşekkür ettiniz
22 yaşınızdayken kep giyme töreninizde size gururla sarıldı Avrupa seyahati için para isteyerek teşekkür ettiniz
24 yaşınızdayken uzun suredir çıktığınız çocukla tanışmak istedi "Zamanını ben bilirim" diye tersleyerek teşekkür ettiniz
25 yaşınızdayken düğün masraflarınızı karşıladı, sizin için hem mutlu oldu hem çok duygulandı Siz dünyanın bir ucuna taşınarak teşekkür ettiniz
30 yaşınızdayken bebek bakimi hakkında size akil vermek istedi "Artık bu ilkel yöntemleri bırak"diyerek teşekkür ettiniz
40 yaşınızdayken sizi arayıp bir akrabanızın dogumgununu hatırlattı "Anne işim başımdan aşkın"diyerek teşekkür ettiniz
50 yaşınızdayken o çok hastalandı, hafta sonunda onu görmeye gittiğinizde mutlu oldu Ona yaşlıların çocuk gibi nazlı olduğunu söyleyerek ve ona huzur evi arayarak teşekkür ettiniz
Derken bir gün............ O ÖLDÜ
O güne kadar onun için yapmadığınız ne varsa, o anda kalbinize bir yıldırım gibi düştü....
EĞER HALA SİZİNLEYSE, ŞİMDİ ONU HER ZAMANKİNDEN DAHA COK SEVİN .....
VE ONU HİÇ İNCİTMEYİN
Στάλθηκε στις 2008-06-13 10:13:23 CST |
Σχόλια(5) | Σταθερός σύνδεσμος
Savasin en kanli gunlerinden biriydi Asker en iyi arkadasinin az ileride, kanlar icinde yere dustugunu gördü. İnsanin basini bir saniye siperden cikaramayacagi gibi bir ates altindaydilar.
Asker tegmenine kostu hemen: - Komutanim, bir kosu arkadasimi alip geleyim mi?
-Delirdin mi?" der gibi bakti tegmen...
- Gitmege degmez oglum,arkadasin delik desik olmus. Buyuk olasilikla ölmustur bile.Kendi hayatini da tehlikeye atma sakın!
Ama asker o kadar israr etti ki, tegmen izin vermek zorunda kaldi...
- Peki,dene bakalim!
Asker yogun ates altinda firladi siperden ve mucize eseri,arkadasinin yanina kadar gitti, yarali arkadasini sirtladigi gibi tasidi.
Birlikte siperin icine yuvarlandilar. Tegmen kosup yaraliya bir goz atti ve nefes nefese bir kenara yikilmis askere döndu:
- Sana hayatini tehlikeye atmaya degmez, dememismiydim! Bu zaten ölmus...
- Degdi Komutanim, degdi! dedi asker.
- Nasil degdi, arkadasin zaten ölmus, görmuyor musun?
- Gene de degdi komutanim, cunku yanina vardigimda henuz yasiyordu... Ve onun son sözlerini duymak, dunyalara bedeldi benim icin... Ve, hickirarak, arkadasinin son sözlerini tekrarladi:
"Gelecegini biliyordum!"
"GELECEGINI BILIYORDUM! "
Kalbimizde "arkadaslik" denilen bir mucize var. Nasil oldugunu, nasil basladigini bilemezsiniz...
Ama bunun ozel bir armagan oldugunu, Allah'in bir lutfu oldugunu bilirsiniz.
Gercekten de arkadaslar nadide mucevherlerdir. Yuzunuzu guldurup, basarmaniz icin cesaret verirler.
Sizi dinlerler ve kalplerini acmaya hazirdirlar...
Στάλθηκε στις 2008-06-10 11:59:09 CST |
Σχόλια(3) | Σταθερός σύνδεσμος
HEY SİZ!!! bugününüzü nasıl geçirmeyi seçtiniz? okşadınızmı bir çocuğun saçını? uzattınızmı hiç ellerinizi yardım için? yoksa yalwaran gözleri görmezdenmi geldiniz? bir düşününde cvp werin hadi... sabah kalktınız, ne giyeceğinize karar werdiniz, sonra güzzel bi kahwaltı ettiniz, we günün geri kalanını hayatın size werdii güzelliklerin tadını çıkararak geçirdiniz.... YÜCE RABBİM' in sınamak için werdiklerini paylaşmayı akıl edemediniz...yada paylaşmamayı seçtiniz... düşünün bakalım size sunulan nimetlere nasıl şükrettiniz? belkide bunu yapmaya gerek görmediniz...ben bunları hakettimki sahibim dediniz))yada herzaman bu refaha sahip olacağınızı zannettiniz...
Hey siz... ewet ewet bu yazımı okuyan...SİZ... şimdide siz bir düşünün bakalım bugününüzü nasılgeçirdiniz???? yoksa herzamnki gibi bencillik denizindemiydiniz????
kilitlenmiş yüreklere nacizhane bir tawsiye...
GÜZEL BİR YÜZSE İSTEDİĞİNİZ; ÇOCUKLARIN SİZİ ÖPMESİNE İZİN WERİN.. ŞAYET GÜZEL GÖZLERSE SAHİP OLMAK İSTEDİĞİNİZ; İNSANLARA SEWGİYLE BAKIN... BELKİDE GÜZEL DUDAKLARDIR HAYALİNİZ ÖYLEYSE KÖTÜ CÜMLELER KURMAYIN... YADA ZAYIF BİR BEDENSE ARZU ETTİĞİNİZ; EKMEĞİNİZİ MUHTAÇ İNSANLARLA PAYLAŞIN....
Στάλθηκε στις 2008-06-09 12:25:54 CST |
Σχόλια(5) | Σταθερός σύνδεσμος
Bir kızla bir delikanlı bir motorsikletin üstünde 180 km hızla gidiyorlar ve aralarında şöyle bir konusma geçiyor...
kız lütfen yavasla ben korkuyorum
delikanlı hayır, bak ne kadar eglenceli
kız lütfen. lütfen ben korkuyorum
delikanlı peki, beni sevdiğini söyle
kız seni cok seviyorum,lütfen yavaşla
delikanlı şimdi bana sıkıca sarıl Kız delikanlıya sıkıca sarılır,
delikanlı sapkamı alıp başına takarmısın, basımı cok sıktı..
Ertesi gün gazatelerde söyle bir haber cıkar bir motorsiklet kazası ...Motor siklet fren arızası nedeniyle bir binaya çarptı .. Üzerindeki iki kişiden sadece biri kurtuldu..
Gercek ise şöyleydi....
Deli kanlı frenin bozulduğunu yarı yolda anlamış ve bunu kıza belli etmek
etmek istememişti..
Bunun yerine kızdan kendisini sevdiğini söylemesini istemiş ve kendisine son defa sarılmasını istemişti Sonrada kendi ölümü pahasına kızın başlığı takmasını ve hayatta kalmasını sağlamıştı......
Στάλθηκε στις 2008-06-07 12:28:03 CST |
Σχόλια(4) | Σταθερός σύνδεσμος
Uzun zaman önce, dünya oluşmamış, insanlar dünyaya ayak basmamışken, iyi huylar ve kötü huylar ne yapacaklarını bilemez vaziyette dolaşıyorlarmış. Bir gün toplanmışlar ve her zamankinden daha fazla canları sıkkın oturuyorlarken; SAFLIK ortaya bir fikir atmış; "Neden saklambaç oynamıyoruz?" Ve hepsi bu fikri beğenmiş.
Hemen ÇILGINLIK bağırmış; “Ben ebe olmak ve saymak istiyorum.” "Ben ebe olmak istiyorum." Başka hiç kimse ÇILGINLIK'ı arayacak kadar çıldırmadığı için hemen kabul etmişler. ÇILGINLIK bir ağaca yaslanmış ve saymaya başlamış; Bir İki Üç
ŞEFKAT, Ay'ın boynuzuna asılmış, İHANET, çöp yığınının içine girmiş, SEVGİ, bulutların arasına kıvrılmış, YALAN, bir taşın altına saklanacağını söylemiş ama yalan söylemiş. Çünkü, gölün dibine saklanmış, TUTKU, dünyanın merkezine gitmiş, PARA HIRSI, bir çuvalın içine girerken çuvalı yırtmış. Ve ÇILGINLIK saymaya devam etmiş; Yetmiş dokuz Seksen Seksen bir ÇILGINLIK saydıkça, iyi huylarla kötü huylar saklanacak yer aramışlar.
AŞK kararsız olduğu gibi, nereye saklanacağını da bilmiyormuş. Çünkü hepimiz AŞK'ı saklamanın ne kadar zor olduğunu biliriz. Ve ÇILGINLIK doksan sekiz, doksan dokuz'dan sonra yüz'e geldiğinde, AŞK, sıçrayıp güllerin arasına girmiş ve saklanmış. ÇILGINLIK bağırmış; AŞK‘ın dışında bütün iyi huylar ve kötü huylar o ana kadar zaten saklanmış. ÖNÜM, ARKAM, SAĞIM, SOLUM, SOBEEEEEEEE GELİYORUM!
Arkasını döndüğünde, ilk önce TEMBELLİĞİ görmüş, o ayaktaymış. Çünkü saklanacak enerjisi yokmuş. Sonra ŞEFKAT'i ayın boynuzunda görmüş ve İHANET'i çöplerin arasında, SEVGİ'yi bulutların arasında, YALAN‘ı gölün dibinde ve TUTKU'yu dünyanın merkezinde. Hepsini birer birer bulmuş, BİRİSİ HARİÇ
Ve ÇILGINLIK umutsuzluğa kapılmış, saklananların bir tanesini bulamamış. Derken HASET, AŞK bulunamadığı için haset duyarak, ÇILGINLIK'ın kulağına fısıldamış; "AŞK'ı bulamıyorsun çünkü o güllerin arasında saklanıyor." Ve ÇILGINLIK çatal seklinde tahta bir sopa almış ve güllerin arasına çılgınca saplamış, SAPLAMIŞ SAPLAMIŞ ta ki, yürek burkan bir haykırma onu durdurana dek.
Ve haykırıştan sonra, AŞK elleriyle yüzünü kapayarak ortaya çıkmış, parmaklarının arasından sicim gibi kan akıyormuş. ÇILGINLIK, AŞK'ı bulmak için heyecandan AŞK'ın gözlerini çatal sopa ile kör etmiş. Ne yaptım ben? Ne yaptım ben? diye bağırmış. "Seni kör ettim. Nasıl onarabilirim?”
Ve AŞK cevap vermiş; "Gözlerimi geri veremezsin. Ama benim için bir şey yapmak istersen, benim rehberim olabilirsin." Ve o günden beri, AŞK'ın gözü kördür ve o günden beri de ÇILGINLIK her zaman onun yanındadır...
Στάλθηκε στις 2008-06-05 12:21:06 CST |
Σχόλια(2) | Σταθερός σύνδεσμος