You are here:  
 

players

 > 

ivibi

 > 

blog

login / register
Login
GameDesire Player: bigwebby

GameDesire - play free online games. Snooker, pool, chess, poker texas holdem, mahjong, backgammon, yatzy, word games and card games. Rankings, ladders, and tournaments...

In order to login your browser has to have cookies unblocked .
 
   

Latest photos

Search for user

Search for photo

World Map

Search for blog

Achievements

 
Search player
 
Recent profiles
Juba318
M 30, Portugal
bronek475
M 30, Poland
*My1andOnly*
M 28, India
DiegoSpain
M 19, Spain
myrcek71
M 21, Poland
come2lose
M, United States
be_positive_
F 26, Poland
klaussCj
M 21, Romania
SemnDeViata!
F, Romania
piki1003
M 33, Poland
 
 
   

ivibi



>>Yürek Söz Verdiyse, Bizde Sözden Dönülmez, Kalp Kalbe Gönül Vermişse Bizde İnkar Edilmez, Bizde Gurur Zedelenir Ama Sevgiye, Dostluga Asla İhanet Edilmez!!!

Latest achievements:
No achievements during last month...

last connection:  3 days 19 hours ago   

Pool 8 - 2004





ProfileAlbumsMapFriendsBlogRoomsResultsTournaments
 

Comments:
 
KüÇüK KızZ...
Yaşı kaç olursa olsun her kadının içinde hiç büyümeyen bir küçük kız vardır.

Bülent, avucunu açmış kendisine doğru elini uzatan adama ters ters baktı.

Elli yaşlarında gösteren adam, görmeye alıştığı hırpani kıyafetli dilencilere benzemiyordu.

Üzerindeki giysiler eski fakat temizdi. Eli yüzü temiz ve sağlıklı görünüyordu. "Sapa sağlam adam

gidip çalışacağına dileniyor, belki benden daha zengindir" diye düşündü. Zaten canı çok sıkkındı,

birde sinirlenmişti.



Alaycı bir ses tonuyla:

- Ekmek parası mı istiyorsun ? diye sordu.

- Hayır çikolata parası lazım!



Bülent'in kızgınlığı şaşkınlığa döndü. Espri yeteneği olan dilencinin hali de başka oluyor diye

düşündü.



- Niye siz ekmek bulamayınca çikolata mı yiyorsunuz?



- Hayır. Ekmek bulamadığımız günler genellikle bulgur pilavı yeriz, onu da bulamadıysak aç yatarız.





Bülent adamın ciddi mi konuştuğunu yoksa dalga mı geçtiğini anlayamamıştı.



- Bu gün karnınız doydu üstüne tatlı mı istedi canınız?



- Fakirin canı mı olur ki, tatlı istesin beyim.



- Bu bir kamera şakası mı yoksa sen iş bulamamış stendapçı mısın?



- Hiçbiri değil. Sadece fakirim. Bugün karımın doğum günü, ona çikolata götürmek istiyorum.



- Doğum gününde yaş pasta alınır bildiğim kadarıyla.



- O bizim için değil zenginler için. Otuz yıllık evliliğimiz boyunca ona bir kez bile yaş pasta

alamadım. Ama her doğum gününde mutlaka çikolata götürdüm. Çikolatayı çok sever.



Adamın söyledikleri Bülent'in dikkatini çekmişti. O akşam karısıyla kavga etmiş, kapıyı çarpıp

kendini sokağa atmıştı. Arabasına da binmemiş sahile kadar yürümüştü. Denizi seyretmek de onu

rahatlatmamıştı. Oysa eskiden denizi seyrederken çok rahatlardı. Dalgalar sıkıntısını alıp

götürürdü.

Fakat karısının evde ağlıyor olduğunu bildiği için olsa gerek, hiçbir şey onu rahatlatmıyordu.



Dilenciyle konuşurken biraz kafası dağılmıştı. "Acaba söyledikleri gerçek mi, yoksa uyduruyor mu"

diye düşündü.



- Cebinde bir çikolata alacak para yok mu şimdi?



Bülent'in sorusu üzerine adam ceplerini boşalttı, bir nüfus cüzdanından başka bir şey çıkmadı.



- Ben dilenci değilim. İşim yok. Günlük çalışırım, ne iş bulursam yaparım. Fakat bu gün bütün gün iş

aradım, aksilik bu ya, hiçbir iş bulamadım.



Bülent oturduğu bankı işaret ederek yer gösterdi.



- Oturun biraz dertleşelim bari, dedi.



Adam çekingen çekingen oturdu yanına.



- Yok mu eşin dostun, borç alacak akraban?



- Fakirin akrabaları da fakir olur beyim. Bulurlarsa kendi karınlarını doyururlar.



- Dilenecek kadar çok mu seviyorsun karını ?

- Hem de çok seviyorum. Otuz yılımı aydınlattı o benim.



- Hımmmm. Aşk hemde otuz yıl süren aşk. Hayret doğrusu! Aşkın ömrü en fazla üç yıl diyorlar oysa.

Sen otuz yıldan bahsediyorsun.





- Evet. Geçen yıllar sevgimi azaltmadığı gibi artırdı.



- Söyle o zaman nedir evlilikte mutluluğun sırrı?

Söylediklerine bakılırsa sen mutluluğun formülünü bulmuş gibisin.



- Ben ilkokulu bile bitirmedim. Öyle formül falan bilmem.



- Formül dediysem kimya formülü sormuyorum canım. Bende altı yıllık evliyim. Sevdiğim kadınla

evlendim, fakat mutlu değilim. Sürekli kavga ediyoruz. Daha iki saat önce kapıyı çarptım çıktım.

Evimiz, arabamız, işimiz, gücümüz, her şeyimiz var, ama mutlu değiliz. Senin hiçbir şeyin yok, ama

mutlusun. Para mı acaba bizi mutsuz eden?



- Hiçbir şeyim yok mu? Hayır benim her şeyim var. Benim karım her şeyim. Sevgilim, eşim, arkadaşım,

hayat yoldaşım. Hayatımı paylaştığım insandan daha değerli ve daha önemli ne olabilir ki dünyada?

Sizin ev, araba, iş diye her şey dediğiniz şeylerdir aslında hiçbir şey olan.



- Öyle deme, şu kadar varlığın içinde bile karım her şeyden şikayet ediyor. Bir de fakir olsam kim

bilir ne olur?



- Altın tasın, kan kusana faydası yoktur beyim. Sen kadın ruhunu hiç anlamamışsın. Hiçbir kadın iyi

bir evde oturduğu, her gün çeşit çeşit yiyecekler yediği için mutlu olmaz. Bir kadın, kocasının her

şeyi olduğunu bildiğinde ancak mutlu olur.



- Sizin mutluluğunuzun sırrı bumu ?



- Olabilir. Ben karıma değerli şeyler alamıyorum ama ona benim için ne kadar değerli olduğunu

hissettiriyorum. O da çok mutlu oluyor.



- Bir kadına değerli olduğunu nasıl hissettirilir?



- Küçük kızı severek.



- Küçük kız mı ? Hangi küçük kız ?



- Yaşı kaç olursa olsun her kadının içinde hiç büyümeyen bir küçük kız vardır. O kızı ne kadar çok

sever, ne kadar çok mutu edersen, o kadını da o kadar mutlu edersin.



- Nasıl yani ?



- Küçük kız neleri sever, nelerden hoşlanır bir düşünün. Küçük kızlar hep beğenilmek, ilgi görmek

isterler. Güzel olduklarını duymaya bayılırlar. Kendilerine prensesmiş gibi davranılmasını

beklerler. Küçük kızlar hep prenses olmayı hayal ederler. Sürprizlerden hoşlanırlar. Biraz

şımartılmak isterler. Sevilmek ve sevildiklerini hep duymak isterler. İltifata doymaz küçük kızlar.

Öyle değil mi?



- Haklısın. Benim dört yaşımda bir kızım var. Adı Aylin. Her akşam boynuma sarılır "babacığım beni

ne kadar seviyorsun?" diye sorar. Giysisini değiştirdiği zaman etrafımda "Baba güzel olmuş muyum?"

diye

sorar durur. Güzelsin demem de yetmez ona. " Harikasın prenses gibi olmuşsun" demeliyim. Dünyanın en

güzel kızı demeliyim.



- İşte kadınlar bir ömür boyu bunu duymak isterler. Ben elli yaşındaki karıma böyle davranıyorum.

Ömrümüz olurda seksen, doksan yıl da yaşarsak ben ona böyle davranmaya devam edeceğim. Ona

"bebeğim" diye hitap ediyorum çok hoşuna gidiyor. "Bebeğim bana bir çay yapar mısın?" dediğimde çay

yapmak için nasıl koşturduğunu görmelisiniz.



- Hiç kavga etmez misiniz siz?



- Kavga evliliğin tadı tuzu. Arada biz de tartışırız. Küsüp barışmanın tadı ayrıdır. Benim karım bir

keçi kadar inatçıdır. Onunla barışmak için uğraşmak ayrı bir keyif verir bana.



- Benim eşim çok ciddi kadındır. Hiç küçük kız havası yok onda.



- Küçük kızlar büyüdükleri zaman artık sevgi, ilgi istemeye utanırlar. En ciddi yada en yaşlı

kadının bile o küçük kız mutlaka vardır. Yeter ki sen o tatlı kızı sevindirmeyi, mutlu etmeyi bil.

Ve o küçük kızı asla

aldatma. Yoksa bir daha sana güvenmez ve ne yaparsan yap hep kuşkuyla bakar. Küçük kızlar hem çabuk

mutlu olurlar hemde çabuk kırılırlar. Çok narindir onlar. Hoyrat elleri sevmezler. Yumuşak

dokunuşları severler.



- Bu tavsiyeni deneyeceğim. Fakat her zaman yapabilir miyim bilmiyorum. Bazen işlerim çok yoğun

oluyor o zaman eve çok yorgun gidiyorum.



- Bu sadece bir bahane. O küçük kızı mutlu etmek dünyanın en kolay işi. Çoğu zaman birkaç tatlı söz

yeterli olur. Sen o küçük kızı mutlu ettiğinde karşılığını fazlasıyla alırsın. Artık o seni rahat

ettirmek

için elinden gelen gayreti gösterir. Karısı mutlu olmayan erkek mutlu olamaz. Mutlu olmak isteyen

erkek önce hayat arkadaşını mutlu etmelidir. Düşünsene somurtkan, mutsuz, sürekli söylenen biriyle

yolculuğa çıksan ne kadar mutlu olabilirsin.



- Haklısında bende bütün gün ailem için çalışıp yoruluyorum.



- Yine para, yine dış sebepler. Evet para önemli ve gerekli ama kadınlar para için erkekleri

sevmezler. Para geçici mutluluklar verir. Kadınlar hediye almayı severler. Paran varsa hediye al

tabi. Ama

hediyeyle mutlu olmasını bekleme. Hediyenin yanına sevgini katmazsan hediyenin bir anlamı yoktur.

Benim hiçbir zaman çok param olmadı. Günlük kazandım günlük yedik. Bazen aç kaldığımız günler oldu.



Hiçbir zaman karımın kulaklarına altın küpe takamadım ama her zaman aşk sözleri fısıldadım. Hiçbir

zaman boynuna pırlanta gerdanlık alamadım ama hep öpücüklerle sevdim boynunu. Hiçbir zaman ona ipek

elbiseler giydiremedim ama kendi bedenimle ipek elbise gibi yumuşacık sardım bedenini ve mutlu ettim

onu.



Adam ayağa kalktı.



- Bana müsaade, artık gitmeliyim, karım merak eder. Sende git evine küçük kızın gönlünü al, belki o

küçük kız şimdi evde ağlayıp duruyordur.



- Bülent de ayağa kalktı. Kuvvetlice elini sıktı.



- Sizi tanıdığıma çok memnun oldum.



Elini bıraktı koluna girdi. Yolun karşısındaki pastaneyi gösterdi.



- Hadi gel eşin için şuradan çikolatalı pasta alalım, dedi.



Pastayı aldılar. Adam hayatında ilk defa karısına yaş pasta götürmenin mutluluğuyla, bin

bir teşekkür ederek evinin yolunu tuttu. Bülent de pastanenin yanındaki manavdan karısının en

sevdiği meyvelerden aldı.



Evine geldiğinde karısı şişmiş gözlerle mutfak masasında oturmuş su içiyordu. Bülent hiç konuşmadan

meyveleri büy 
Posted at 2008-05-04 13:59:46 PST(UTC-8H)
| Comments(1) | Permanent link
 
ÇOK SÜPER ÇOK GÜZEL BİR YAZI ELLERİNE SAĞLIK BİZİMLE PAYLAŞTIĞIN İÇİN 
Posted by rauchen at
2008-05-08 09:43:50 PST(UTC-8H)
 

 
   
 
change language version: bg br bs cn cz de dk ee en es fa fi fr gr hu id il in
it jp ko lt lv ma nl no ph pl pt ro ru sa se sk th tr tw
ua vi
poker page
About us   Contact   Terms of Service   Game etiquette
Copyright © 2003-2008 Ganymede All rights reserved.
Official Partners: www.casesladder.com   www.eliters.com