You are here:  
 

players

 > 

azref

 > 

blog

login / register
Login
GameDesire Player: ulcia69

GameDesire - play free online games. Snooker, pool, chess, poker texas holdem, mahjong, backgammon, yatzy, word games and card games. Rankings, ladders, and tournaments...

In order to login your browser has to have cookies unblocked .
 
   

Latest photos

Search for user

Search for photo

World Map

Search for blog

Achievements

 
Search player
 
Recent profiles
PinteaHaiduc
M 29, Romania
lottto2009
M 38, Romania
Dana212008
F 20, Romania
_Onatha_
F 21, Belgium
*BeNeQ*
M 13, Poland
ERICA.
Anksunamun_9
F, Poland
zalej007
zielony_22
M 25, Poland
detonador101
 
 
   

AZREF



Points: 33
Latest achievements:
  •   

last connection:  1 hour 33 minutes ago   

Pool 8 - 2004





ProfileAlbumsMapFriendsBlogRoomsResultsTournaments
 
Notes:
 
Show results in the groups of :
10
3050


Pages: 4
1


ÇOK GEÇ DİYE BİR ZAMAN YOKTUR!...(OKUMAYI SEVENLERE......)

> Okulun ilk günü, ilk derste profesörümüz, önce kendini tanıttı, sonra :
>
>"Bu yıl, yepyeni bir öğrencimiz var. Çok ilginç biri bakalım bulabilecek
>misiniz" dedi..
>
>Ayağa kalkıp etrafa bakmaya başlamıştım ki, yumuşak bir el omzuma dokundu..
>
>Döndüm.. Yüzü iyice kırışmış bir yaşlı hanımefendi, bana gülümsüyerek
>bakıyordu..
>
>"Ben Rose" dedi.. "Benim adım Rose, yakısıklı.. 87 yaşındayım. Madem
>tanıştık seni kucaklayabilir miyim?."
>
>Güldüm.. "Tabii" dedim.. "Hadi sarıl bana.." Öyle sımsıkı sarıldı ki..
>
>"Bu kadar genç ve masum yasta üniversiteye niye geldin" diye şaka yaptım..
>
>Minik bir kahkaha ile yanıtladı:
>
>"Buraya zengin bir koca bulmaya geldim. Evlenip birkaç çocuk doğuracağım.
>
>Sonra emekli olup dünya turuna çıkacağım.."
>
>Dersten sonra kantine gidip, birer sütlü çikolata içtik. Hemen arkadaş
>olmuştuk.
>
>Ertesi gün ve ertesi üç ay, sınıftan hep birlikte çıktık ve hep kantinde
>lafladık..
>
>Öyle akilli ve öyle deneyimliydi ki, onu dinlemekle, derslerden daha çok
>şey öğrendiğimi hissediyordum.
>
>Sömestir boyunca Rose kampüsün ilahesi oldu.
>
>Nereye gitse etrafı çevriliyor, çok çabuk arkadaş ediniyordu. İyi
>giyinmeyi seviyor,
>
>Diğer öğrencilerin ilgisini çekmeye bayılıyordu. Rose hayatını yaşıyordu..
>
>Hepimizden daha canlı, daha dolu yaşıyordu..
>
>Sömestir sonunda, ***bol Balosuna davet ettik, Rose'u.. Konuşma yapması
>için.. Orada bize verdiği dersi
>
>unutmama imkan yok.. Konuşmasını önceden hazırlamış ve bir yığın karta
>kocaman kocaman yazmıştı.
>
>Elinde bu deste ile kürsüye yürürken, kartları elinden düşürdü. Konuşma
>darmadağın olmustu.
>
>Saşkın, biraz da utanmış mikrofona doğru eğildi.. "Ne kadar beceriksizim,
>değil mi?..
>
>Özür dilerim.. Buraya gelmeden önce heyecanım yatışsın diye bir duble
>viski attırdım.
>
>Sonucu görüyorsunuz.. Simdi bu kartları toplasam bile onları yeniden
>sıraya koymam mümkün değil..
>
> Onun için en iyisi ben size aklımda kalanları söyleyeyim, olur mu?.."
>
>Biz kahkahalarla gülerken, o bardaktan bir yudum su aldı ve konuşmasına
>başladı:
>
>"Yaşlandığımız için, eğlenmekten, oynamaktan, yasamaktan vazgeçmeyiz..
>
>Eğlenmek, oynamak ve yasamaktan vazgeçtiğimiz için yaşlanırız. Genç
>kalmanın mutlu olmanın ve başarıya ulaşmanın sadece dört sırrı vardır..
>
>Her gün gülmek ve yasama katacak mizah bulmak.. Bir rüyanız olmalı mutlak..
>
>Rüyalarınızı kaybettiniz mi, ölürsünüz. Etrafımızda dolasan pek çok kişi
>aslında ölü ve bundan kendilerinin bile haberi yok.. Yaslanmakla, büyümek
>arasında çok büyük bir fark vardır..
>
>Eğer 19 yaşındaysanız ve bir yıl hiçbir şey yapmadan, hiçbir şey üretmeden
>bir yıl sırtüstü yatarsanız, sadece bir yas yaşlanır, 20 olursunuz.. Ben
>87 yaşındayım ve ben de bir yıl hiçbir şey yapmadan, hiçbir şey üretmeden
>sırtüstü yatarsam, 88 yaşımda olurum.
>
>Herkes bir yılda bir yas yaslanır. Bunun için özel bir yetenek ya da
>bilgiye ihtiyaç yoktur.
>
>Oysa bir yas daha büyümek için, mutlak bir şeyler yapmak, üretmek, kendini
>geliştirecek fırsatları bulmak ve kullanmak gerekir.
>
>Asla pişman olmayın..
>
>Biz yaşlılar, genelde yaptıklarımızdan değil, yapmadıklarımızdan pişman
>oluruz çünkü.. Ölümden korkan insanlar, pişman olanlardır.. Pişman olmaktan
>korktukları için hiçbir şey yapmayanlardır.."
>
>
>Ders yılı sonunda Rose, yıllarca önce başlayıp, yasam mücadelesi içinde
>ara vermek zorunda kaldığı üniversiteyi derece ile bitirdi.. Mezuniyet
>töreninden bir hafta sonra, uykusunda,huzur içinde öldü. Cenaze törenine  2 binden fazla üniversite öğrencisi katıldı.
>
>"Yapabileceğimiz her şeyi yapmak için asla geç olmayacağını" hepimize 
>hemde nasıl öğreten bu muhteşem kadının anısına layık bir törendi bu..
>
>
>Rose'un öğretisi aslında dünyanın bütün üniversitelerinde zorunlu ders
>olmalıydı:
>
>Çok geç diye bir zaman yoktur!.."

 
Posted at 2008-08-28 14:47:29 PST(UTC-8H)
Comments(0) | Permanent link
 
BİR ERKEK NEYİ BEKLER ? :))))


Gerçek 1 kadin bekler,annesinin besledigi gibi onu besleyen,





Evini temiz, pak ve sıcak tutan,






Dır dır nedir bilmeyen,





Paranin kiymetini bilip alışveriş etmeyen,




Bütün gün calışıp,





Bütün gece dans edebilen,





Ve asla HAYIR! demeyen,





Asla başı ağrımayan;




Ve her zaman tedbirli,




Yalniz kendisini sevecek,




Ve şımartacak bir kadın





BEKLER............................................




ÇOK BEKLER.....................................................


 
Posted at 2008-08-24 06:59:56 PST(UTC-8H)
| Comments(10) | Permanent link
 
İŞTE SİZE SIRADA BEKLEYEN İNSANLARIN FELSEFİ YAKLAŞIMLARI :)))))
KLASİK TEPKİ: "Sıraya geç kardeşim"

NEOKLASİK TEPKİ: "Şeker kardeşim sıraya geçiver"

REALİST TEPKİ: "Sıra var"

SURREALİST TEPKİ: "Sallandıracaksın bunlardan ikisini kızılay'da bak bir daha yapabiliyorlar mı?"

ROMANTİK TEPKİ: "Beyefendi galiba sırayı görmediniz"

NATURALİST TEPKİ: "Sırana geç"

MODERN TEPKİ: "Efendim insanımız eğitimsiz. Halbuki Avrupa da"

POST-MODERN: "Sırana geç lan ayı!"

UZLASIMCI: "Acelesi olmasa öne geçmezdi; üzmeyin garibi"

DEVRİMCİ: "Alt yapı sorunları çozülmeden halkımız sıraya geçmez. Devrim olunca herkes hizaya gelecek"

KADERCİ: "iki dakika fazla beklesek kıyamet mi kopar? Kısmetse hepimizin işi görülür"

FELSEFECİ (septik-kuşkucu): "Ön ve arka kavramları gorecelidir.O tarafın ön taraf olduğuna kim karar verdi? Öne geçtiğini zanneden, aslında arkaya geçmiş olabilir"

KANT'CI: "Efendim algılanmayan şeyler yok demektir. Bakmayın o tarafa,adam yok olur"

KOTÜMSER VAROLUŞCU: "Herkes bir gun ölecek. Onurlu bir şekilde bekleyin. Bir gün o adamda ölecek"

İYİMSER VAROLUŞCU: "Sıkmayın canınızı,su anın tadını çıkarmaya çalışın. Bakın ne güzel hayattasınız ve birileri önünüze geçebiliyor"

HUMANİST: "İnsanlık bir bütündür. Birimiz hepimiz hepimiz birimiz için. Dolayısıyla birimiz öne geçince,aslında hepimiz öne geçmiş oluyoruz." 
Posted at 2008-08-18 07:08:54 PST(UTC-8H)
| Comments(6) | Permanent link
 
OTOBÜS ŞOFÖRÜ HİDAYET ÖLÜNCE..........:)))
Hidayet ölünce cennetin kapısında kuyruğa girer. Hemen önünde bekleyen adam bir papazdir. Kapıda bir melek beklemektedir.

Melek pedere sorar: - Hiç günahin var mi ?

Peder: - Aziz melek ben rahiptim. Tüm hayatım boyunca tanrıma dua ettim, karıma ve çocuklarıma sadık kaldım, insanlara ve hayvanlara hep yardım ettim.

Melek;
- Çok iyi. Bunları zaten biliyorduk. Al sana cennetin gümüş anahtarı.

Der ve sonra Hidayet’e döner;
- Senin hiç günahın var mı Hidayet?

Hidayet;
- Ben de her zaman hayvanlara ve insanlara iyilik yapardım, tanrıya çok dua etmedim açıkçası, inancım da zayıftı ve bir de günahım vardı, çok sert ve hızlı otobüs kullanırdım.

Melek Hidayet‘e döner ve;
- Bunu da biliyoruz. Çok iyi. Al sana cennetin altın anahtarı.

Peder bu olaya sinirlenir;
- Ben hayatımı tanrıya adamışım siz de gidip bu adamı cennette benden üstün tutuyorsunuz, haksızlık değil mi?

Melek gülerek ;
- Oğlum, sen vaaz verirken herkes uyuyordu ama Hidayet otobüs kullanırken herkes dua ediyordu.
 
Posted at 2008-08-07 10:24:56 PST(UTC-8H)
| Comments(5) | Permanent link
 
BAYAN ŞÖFÖRÜN ANDI :)))

Kontağı çevirir çevirmez trafikte, kurt dalmış koyun sürüsü benzeri bir etki oluşturacağıma...


Direksiyonu saat 9:15 pozisyonunda, kafamı ise direksiyon simidi üstüyle ayni hizada tutacağıma, takip mesafesi kısaldıkça ön cama yapışacağıma, saçım topuzum bozulmasın diye geri giderken bile mümkün mertebe kafayı döndürmeyeceğime...


Ladies first, (el turko: Bayanlara öncelik) kaidesinin salon erkeklerinin yanı sıra arabalarda da geçerli olduğunu sanacağıma, bunu tali yoldan anayola dalarken aklımda tutacağıma... Böyle olmadığını idrak etsem de, bu sefer "yaradana sığınıp" fırlayacağıma...


"Karar vermemek kadınsı bir karardır" düsturuna sadakatle fren mi gaz mı bilememek, biraz zamana ihtiyacı olmak, amaan öff "ortaya" basmak gibi tatsız hallerde, (herhangi bir araca sürtme, aynayı alma vs) pısıp araçtan inmeyeceğime, "ben hatamın farkındayım, direksiyonu çevirmeyi de unuttum" özeleştirisiyle karşı tarafı yumuşatmaya çalışacağıma...


Aramızda bir firkateyn geçecek kadar yer olsa da, diğer araca uzun bir korna çalarak çekilmesini, yaklaşmamasını, yanaşmamasını talep edeceğime...
Park yerinde, görevliyi "gel, toplaaa, huoop sağ yap sağ yap, ileri al, tamam şimdi gel toplaaa, huoop sağ yap sağ yap, ileri al..." tekrarlarıyla delirtip en sonunda "abla kalsın, öyle bırrraak!! " dedirteceğime...


Tek başıma park etme durumunda, kırk ve üzeri manevra yapacağıma, en imkansız kombinasyonları deneyeceğime, yine de gerisi dışarıda, arka lastik kaldırımda tarzı modern yaklaşımlar sunacağıma...


Sarı ışığı gördüğüm anda durup kırmızının yanmasını bekleyeceğime, vitesi vitese bakarak değiştireceğime, sinyal verirken silecekleri de çalıştıracağıma, sürücü koltuğunu ortalamakla yolu ortalanmış sayacağıma...


Belediye otobüsleri, dolmuşların arkasından gidip onların durduğu her durakta onlarla birlikte bekleyeceğime ve "Akmıyo bu trafik ayol" diye sızlanacağıma...


Yokuşlarda aracı kaydıracağıma, ter ve göz yuvalarımı büyüterek daha da elimi ayağıma karıştıracağıma, nasıl olsa arkadan vuran 88 suçlu düşüncesiyle rahatlayacağıma, kalkarken stop etmesin diye köküne kadar gaza yüklenip pati yapacağıma...


Unutup uzunları yakma, hatalı sollama, sol şeritte 60'la gitme, zonk diye durma ve dönme, ona buna "düt"leme, korna yeme, küfür yeme gibi durumlarda "ne var yaaa" bakışı atacağıma...


Kullanılan aracın zarar görmesi halinde eşe, babaya, polise "napıyım yaaaa, frene basamadım işte" diyeceğime, hatta "benden kıymetli mi?" tribiyle küseceğime


AND İÇERİM!
   

 
Posted at 2008-07-29 10:22:38 PST(UTC-8H)
| Comments(1) | Permanent link
 
ANNE BABA SMS'LERİ :=)))))
3 gün boyunca eve uğramamam sonucunda annem tarafindan yollanan sms:
> "Dünyadan, kayıp uzay aracina! kayıp uzay aracı, nerdesin?"
>
> * - Anne benim param bitti, babama çaktırmadan para yollar mısın bana?
> - Annen banyoda, daha dün para yolladım, baban.
>
>* "Oğlumu kaybettim, hükümsüzdür." imza çok mühim, "annen" degil
>"annesi"...
>
> * Bir arkadaşım eski telefon kartını annesine vermiştir ve bundan
haberi
>olmayan bir diğer arkadaş bir gece geç saatte o numaraya mesaj atar :
> "Çok moralim bozuk, yalnızım, içiyorum.."
> Sorumluluk sahibi anne de bu durumu arkadaşıma diğer bir mesajla
>bildirir:
> "Ahmet diye biri mesaj atti, yalnızmış, içiyormuş. Sana neyse bu
saatte,
>zıkkım içsin!!"
>
>* Anne: bensimdiotobüsebiniyorumkapatmamgereksoforkiziyorbizial
> Kız: başüstüne alırım almasına da şu kelime aralarına boşluk yapsan,
>kelime aralarında 1e bas lütfen
> Anne: böyledahaçokseyyazıyorumamapekisatırbitinceneyapıcam
> KIz: elinin körünü yapcan anne. herife kaza yaptırıcan. gelince
>anlatırım. hadi iyi yolculuklar
>
>* Annemin ilk cep telofunun arifesindeki ilk msg'ı: "oğlum ben annen"
>
>* Arkadaş uçaktan iner, telefonunu açar annesinden mesaj: "a" sonra anne
>aranır "anne nedir o a?"
> "'Allaha emanet olun'un a'sı o.. anlamadın mı?"
>
> * Babaya msg yazma teknikleri konulu seminer verilmis, gerekli
görüldüğü
>için bir kaç kez tekrarlanmıştır. olayı kapan baba ilk hevesle tüm
msgları
>mümkün olduğunca uzun yazmak konusunda ısrarlıdır... Okula dönmek için
>otobüse binilir, "varinca msg at" der baba... sabah otobüsden inilir:
> - baba ben geldim
> - geçmis olsun, umarım yolculugun iyi geçmistir, biz de iyiyiz , sana
iyi
>günler diliyoruz, derslerinde muvaffakiyetler...
>
> * Babam: oğlum, fenerbahçe galatasaray maçında olay çıkmış oralarda
>gezinme. nerdesin?
> ben: açık tribün
> babam: iyi bok yedin. dikkatli ol.
>
> * Baba : oğlum eve gelirken 2 ekmek al, yada dur dur... alma.
>
> * Bir arkadaşımın sinema çıkışında telefonunu açmasıyla birlikte
>babasından gelen mesajda..
> -hemen telefonunu aç. yazıyordu
>
> * Anne: krmz sgn
> ben: o ne be?
> anne: ne anlamıyosun? gelirken kırmızı soğan al!
> ben: haaa!!!
>
> * nezamangeliceksingeçolduhadigelhemen
> - gelicem birazdan. 0'a basınca boşluk oluyodu hani?
> - a m a n b e
> - annegelmiyorumbenvazgeçtim .
>
> * Bir arkadaşıma annesinden gelen bir kandil tebriği:
> canım oğlum pantolonun diesel, gömlegin vakko olsun kandilin mübarek
>olsun
>
> * Haftaiçi anne arar ama barda içilmektedir, şahıs gürültülü ortamda
>telefonu açmak istemez cevapsız arama olur.
> - oğlum niye açmıyorsun merak ettik.
> - kütüphanedeyim anne çıkınca ararım.
> sonraki mesaj babadan gelir
> - yalan söyleme eşşogleşşek çık bardan dışarı ara.
>
> Bir sürü mesaj attığım annemden cevap gelmemesi üzerine aradığımdaki
>konuşma;
> - anne sms lerimi almadın mı sen
> - olum sadece adını yazmışsın.
> - ehh anne bee. yahu dedik ya oklarla ilerliycen okuycan.
> - ne oku
> - oy güzel anam oyy.
 
Posted at 2008-07-24 09:59:21 PST(UTC-8H)
| Comments(2) | Permanent link
 
"SÖYLENMEMİŞ SON SÖZÜMSÜN" KENDİ KENDİNİZE HİÇ DİYEBİLDİNİZ Mİ ?...
Bir gün bir sevda çalar kapınızı...
Şaşırırsınız, beklemiyorsunuzdur...
Bu güne kadar gelen sevgilere hep misafir olarak bakmışsınızdır...
Ancak, bu sevgi aşktan öte olarak yerini alır gözlerinizden kalbinize!!!


İkilemlere düşersiniz...

Kıskançlık nedir bilmezken farkına varmadan öğrenirsiniz!!!

Kaprisle işim olmaz derken yaptığınız kaprislere hoşgörü beklersiniz!!!

Bireysel yaşamın gerekliliği üzerine ahkam keserken birdenbire
gönüllü bir tutsak olma yolunda ilerlediğinizi anlarsınız!!!

Gün çabucak geçsin diye beklerken, (24) saate ilave saatler istersiniz!!!

Adrenalin derken, acıyı tatarsınız!!!

Gülmekten bahsederken, göz yaşlarınızı hazır ol komutu ile bekler bulursunuz!!!

Yaşantımdan fedakarlık mı saçmalamayın diyen siz,

kişiliğinizle ilgili fedakarlıklara kalkışırsınız!!!!

Sevdanın yerel ağ şebekesinden yayılıp,tüm benliğinizi sardığını fark ettiğinizde işte
AŞK ' la tanışmakla kalmayıp onu içinize aldığınızı anlarsınız...

Sözcükler, cümleler,

paragraf yada makaleler yetmez içinizi kavuran aşkınızı anlatmaya....

Her ifadenin yetersiz kaldığını hissedersiniz...

Her cümlede çırpınırsınız....

Yeter dersiniz, bir kelime yada bir cümle bulmalıyım; ona olan sevdamı anlatmalıyım...

Uykunun esaretinden kurtulduğunuz bir anda iki kelime gelir aklınıza!!!

"SÖYLENMEMİŞ SÖZÜMSÜN"

Mutlulukla ışıldar gözleriniz....

Sonra bir anını beklersiniz sevdiğinize söylemek için....

Yüreğinizden sesinize canhıraş dökülür;

"söylenmemiş sözümsün"

Sevilenin gözleri mutlulukla parıldar....

Gözünüze bakar;

"Söylenmemiş son sözümsün" demeni isterdim, der....

Bencilliğine aldırmazsınız, gülümsersiniz....

"SÖYLENMEMİŞ SON SÖZÜMSÜN" , dersiniz.....

Söylenmemiş son sözümsün....

Yanımda olsan yada olmasan fark etmez

O gece söylediğim gibi;

"Söylenmemiş sözümsün"

O gece söylediğin gibi;

"Söylenmemiş son sözümsün"
 
Posted at 2008-07-07 09:59:35 PST(UTC-8H)
| Comments(1) | Permanent link
 
SEVİLEN İNSAN SEVGİSİNİ İNSANLARA VEREN İNSANDIR :))
Uzun yıllar önce Çinde Li-Li adlı bir kız evlenir ve aynı evde kocası ve
kaynanası ile birlikte yaşamaya başlar. Lakin kısa bir süre sonra
kayınvalidesi ile geçinmenin çok zor olduğunu anlar. İkisinin de kişiliği
tamamen farklıdır bu da onların sık sık kavga edip tartışmalarına yol açar.
Bu Çin geleneklerine göre hoş bir davranış değildir ve çevrenin oldukça
tepkisini alır.

Birkaç ay sonra bitmez tükenmez gelin kaynana kavgalarından ev, onun ve
kayınvalidesi ile arada kalan eşi içinde cehennem haline gelmiştir. Artık
bir şeyler yapmak gerektiğine inanan genç kadın doğru babasının eski bir
arkadaşı olan baharatçıya koşar ve derdini anlatır. Yaşlı adam ona
bitkilerden yaptığı bir ilaç hazırlar ve bunu 3 ay boyunca her gün azar azar
kaynanası için yaptığı yemeklerin içine koymasını söyler. Zehir az az
verilecek, böylece onu gelininin öldürdüğü belli olmayacaktır. Yaşlı adam
genç kadına kimsenin ve eşinin şüphelenmemesi için kaynanasına çok iyi
davranmasını ona en güzel yemekleri yapmasını söyler.

Sevinç içinde eve dönen Li-Li yaşlı adamın dediklerini aynen uygular. Her
gün en güzel yemekleri yaparak kaynanasının tabağına azar azar zehri
damlatıyordu. Kimseler şüphelenmesin diye de ona çok iyi davranıyordu. Bir
süre sonra kayınvalidesi de çok değişmişti ve ona kendi kızı gibi
davranıyordu. Evde artık barış rüzgârları esiyordu. Genç kadın kendisini
ağır bir yük altında hissetti yaptıklarından pişman bir vaziyette baharatçı
dükkânının yolunu tuttu ve yaşlı adama şu ana kadar kaynanasına verdiği
zehirleri onun kanından temizleyecek bir iksir için yalvardı. Yaşlı kadının
ölmesini artık istemiyordu. Yaşlı adam yaşlı gözlerle karşısında konuşup
duran Li-Li ye baktı ve kahkahalarla gülmeye başladı.

Sevgili Li-Li dedi;

Sana verdiklerim sadece vitaminlerdi. Olsa olsa kayınvalideni sadece daha da
güçlendirdin hepsi bundan ibaret. Gerçek zehir ise senin beyninde olandı.
Sen ona iyi davrandıkça oda dağıldı ve yerini sevgiye bıraktı böylece siz
gerçek bir ana kız oldunuz dedi...


Eski bir Çin atasözü şöyle der: "Gül veren elde gül kokusu kalır"


Sevilen insan sevgisini insanlara veren insandır. 
 
Posted at 2008-07-02 07:26:29 PST(UTC-8H)
| Comments(3) | Permanent link
 
TEMEL TRAFİKTE :))))))

Trafik polisi Temelin kullandığı arabayı durdurur ve:
-Sizi tebrik ederim beyfendi, bu günkü kontrollerimizde emniyet kemeri takan tek sürücü sizsiniz bu yüzden size üçyüzmilyon lira ödül vereceğiz, ne yapmayi düşünüyorsunuz, demiş.
Temel:
-Hemen cidup bi ehliyet alacagim demis.
-Ne! senin ehliyetin yok mu?
demeye kalmadan yandan Fadime söze girmis:
-Siz ona bakmayin memur bey içince hep boyle sapitiyi
Polis iyice sinirlenmeye baslamis.
Derken arkadan dursun:
-Ula ben size demedimmi çalinti arabayla yola
çikmayalim basimiza bi is gelir diye.
Trafik polisi iyice zivanadan çikmis ve bagajdan idris
atlamis:
-Noldu usaklar geçtik mi siniri ?



                          KARIŞIKLIK



Temel öksürükten Dursun da kabızlıktan şikayetçidir. Beraber doktora giderler.
Doktor Temel e öksürük şurubu Dursun a da müshil verir. Bunlar ilaçları karıştırırlar.
Bir hafta sonra doktor Temel e:
- Nasıl oldu? Hala öksürüyor musun?
- öksürmeye cesaret bile edemiyorum doktor bey.


 
Posted at 2008-06-25 10:11:57 PST(UTC-8H)
Comments(0) | Permanent link
 
KURTARDIĞINIZ O ÇOCUK BENDİM!!!!!!!
Yataktaki adam, başucunda bekleyen genç doktora:
-Allah senden razı olsun evladım, dedi.Benim için yurtdışından zahmet edip buraya kadar gelmen,yaşadığım sürece unutmayacağım.Ameliyat edilen kişi, büyük bir hastanenin başhekimiydi.Tedavisi ancak yurtdışında mümkün görülen hastalığı aniden artınca, doktor arkadaşları onun böyle bir yolculuğa dayanamayacağını anlamış ve kurtarma umudunun azlığına rağmen ameliyatı üstlenmeye karar vermişlerdi. Ameliyatın zor ve yeni bir ihtisas sahası olmasınd an dolayı biraz tereddütleri de var idi. fakat o konuda sayılı bir uzman olan bu genç doktor nereden haber almışsa almış ve hızır gibi yetişip onu kurtarmıştı. Yaşlı doktor, kendisine yapılan bu iyiliğe nasıl mukabele edeceğimi bilemiyor ve hemen yanında oturan genç adamın ellerini sıkarcasına tutuyordu. Hayata yeniden dönmenin hiç durmadan konuşurken;Ameliyat için beni bayılttığınızda, her nedense gençlik yıllarıma döndüm, diye devam etti. Henüz toy bir asistanken, anne karnındaki bir bebeğin sakat olduğunu anlamış ve onu bu şekilde yaşatmaktansa öldürmeyi düşünürken, kalp atışlarını duyup kıyamamıştım."Planlama" bahanesiyle sapasağlam yavruları bile katleden canavarlara rağmen o yavrunun yaşamasını istediğim için , Allah seni imdadıma göndermiş olmalı . Genç doktor, ancak bir babanın evladına karşı gösterebileceği sıcaklıkla kavranan ellerini kurtarıp biraz geriye çekildi ve dizlerinden aşağısı takma olan bacaklarını gösterirken; -ALlah hiçbir iyiliği unutmaz efendim. diye gülümsedi. "KURTARDIĞINIZ O ÇOCUK BENDİM"!!
 
Posted at 2008-06-25 09:35:09 PST(UTC-8H)
Comments(0) | Permanent link
 
Pages: 4
1



 
   
 
change language version: bg br bs cn cz de dk ee en es fa fi fr gr hu id il in
it jp ko lt lv ma nl no ph pl pt ro ru sa se sk th tr tw
ua vi
poker page
About us   Contact   Terms of Service   Game etiquette
Copyright © 2003-2008 Ganymede All rights reserved.
Official Partners: www.casesladder.com   www.eliters.com