귀하는 현재 이곳에 있습니다:  
 

플레이어

 > 

블로그 검색

로그인 / 등록
로그인
GameDesire: 스누커 방: eXroom

GameDesire - 무료 온라인 게임을 즐기십시오. 스누커, 풀, 체스, 포커 텍사스 홀덤, 마작, 백개먼, 야치, 워드 게임, 카드 게임. 랭킹, 래더, 토너먼트...

로그인 하시려면, 브라우저에서 쿠키 차단을 해제해야 합니다.
 
   

가장 최근의 사진

사용자 검색

사진 검색

World Map

플레이어

Achievements

 
플레이어 검색
 
최근 프로필
TrueAni
M 19, Ukraine
Kracok
M 23, Poland
fernandoagui
mario276
M 37, Poland
tiagoarcanju
mats2rapha
M 12, 브라질
maserafi
M 24, Poland
tanaboa_br
F 31, 브라질
cris.linda
F 20, 브라질
xatynha
F 21, 브라질
 
 
 블로그 검색 
검색 기준을 선택하시고 "검색"을 클릭해 주십시오:

언어
 
형태
 
~로 분류
 
그림 포함

~ 그룹 내의 결과 보기:103050
100


페이지: 137
4


:)


Always forgive your enemies; nothing annoys them so much....

~에 의하여 공지 Caprise24*** at 2008-08-14 01:21:46 UTC+9H

more »
 
historia banalna...


On : ta dziewczyna byla piekna jak zjawisko,


       a dokola malo swiatla, duzo wina


       wiec podszedlem do niej blisko, bardzo blisko


Ona : jak na razie calkiem niezle sie zaczyna


ON : na poczatke przywitalem sie z niewiasta


       i zagajam, ze dzis moje imieniny


       i ze moge jej pokazac noca miasto


Ona: fakt, na miasto nabieraja sie dziewczyny


 


I co I co I co


co sie jeszcze w tej historii wydarzylo?


 


Ona: po raz pierwszy zobaczylam tego pana


        ale wiecie , ze nie czulam wcale strachu


        gdy tanczylismy zawziecie az do rana


        posrod anten i kominow gdzies na dachu


        potem plaszczem mnie otulil miejsce w miejsce


        tak jak matki okrywaja swoje dzieci


        i slyszalam jak mu mocno bije serce


        i widzialam jak nad ranem chmura leci


 


I co i co i co....


co sie jeszcze w tej historii wydarzylo?


Ile trunkow sie wypilo


Jakie miejsca odwiedzilo


czy w poscieli kolorowej sie skonczylo??


 


I nic I nic I nic


Nic kochani wiecej z nas nie wyciagniecie


Dzeltelmeni oraz damy,a o takich tu piszemy


o szczegolach nie powiedza za nic w swiecie


A  JEZELI PRZYJDZIE TAKI DZIEN


ZE WAM W DOMACH NAGLE ZROBI SIE ZA CIASNO


TO UCHYLCIE OKIENNICE


I WYJRZYJCIE NA ULICE


BY ZOBACZYC JAK WYGLADA NOCA MIASTO.....


 


 


                                      <<ASMS>>

~에 의하여 공지 BRUNETKA356 at 2008-08-14 01:19:22 UTC+9H

more »
 
BİRAz uzuN Bi YAzı AMa Çok GÜzeL:))


> >Yazan: Dogan Cuceloglu

> >Kaliforniya' da Long Beach sehrindeki Eyalet Universitesi' nde ogretim

> >uyesi olarak ders verirken, ayni somestrde benim iki dersimi alan bir kiz

> >ogrencim dikkatimi cekmeye baslamisti. Bu genc bayanin su ozelliklerinin

> >farkina varmistim: Her seyden once cok guzel bir kizdi; gozum gayri

> >ihtiyari ona gidiyordu. Ikinci olarak cok iyi bir ogrenciydi; butun sinav

> >ve odevlerde en yuksek notu o aliyordu. Ayrica, cok hanimefendi, cok nezih

> >bir kisiligi vardi. Bolumun bir pikniginde kiz ogrencimin nisanlisiyla

> >tanistim ve itiraf edeyim, ilk aklimdan gecen, 'Armudun iyisini ayilar yer'

> >dusuncesi oldu. Yukarida ozelliklerini saydigim o guzel kizin bana

> >tanistirdigi erkek, yirmi yedi-yirmi sekiz yaslarinda, saci biraz dokulmus,

> >sisman denecek kadar toplu, cirkin, kisa boylu biriydi.

> >Bu kisiye parasi icin yuz vermis olabilecegini dusundum. Daha sonra

> >ogrendim ki, bu genc adamin parasal gucu yok; baska bir universitenin

> >psIkolojik danismanlik bolumunde doktora ogrencisi olarak okula devam

> >ediyor ve ileride akademisyen olarak kariyer yapip profesor olmak istiyor.

> >Acaba benim guzel ogrencim bu adamda ne bulmustu? Bir hafta sonra ders

> >cikisi koridorda ogrencimin yanina yaklastim ve Sally adiyla anacagim

> >ogrencimle aramizda soyle bir konusma gecti:

> >'Sally, nisanlinla nasil tanistiginizi merak ediyorum?

> >'Bir kilise faaliyetinde ayni komitede calistik; o zaman tanidim kendisini

> >'

> >'Nesi seni etkiledi; hangi ozelliklerini sevdin?

> >Sally, bir Amerikali olarak bu soruyu hic beklemiyordu. Amerikan

> >kulturunde, bu tur sorular kisinin mahremiyetine tecavuz olarak kabul

> >edildiginden pek sorulmaz. Amerikan kulturune gore ben o anda Sally'nin

> >mahremiyetine 'burnumu sokuyordum.'

> >Saskinligi gecince cok icten, gozlerinin ici gulerek, 'O sahane bir insan;

> >o benim kahramanim! Ben ondan cok seyler ogrendim' dedi.

> >O anda ilk hissettigim sey kiskanclik duygusu oldu. Guzel bir kadinin

> >erkegine, 'Sen benim kahramanimsin' duygusu icinde bakmasinin erkege

> >verilmis en buyuk hediye oldugunu hissettim ve anladim. Bu hediyeyi,

> >hayatim boyunca hic almadigimi biliyordum ve o kisiyi kiskandim.

> >'Nasil yani?' dedim.

> >'Frank bir yetimhanede buyumus. Yetim olmanin ne demek oldugunu bildigi

> >icin, universite ogrencisi olunca, yetimhaneden iki cocuga agabeylik yapma

> >karari almis. Haftada on saatini onlara ayiriyor; onlarla bulusup oynuyor,

> >kitap okuyor, onlari muzeye goturuyor. Onlarin iyi gelismesi icin elinden

> >geleni yapiyor. Biri ameliyat oldu, hastanede yatiyor ve Frank simdi

> >aksamlari hastanede kaliyor, geceleri ona bakiyor.'

> >Yuzume tokat yemis gibi oldum. Utandim. Kendime kizdim. Ben guya en yuksek

> >egitim duzeyine gelmis biriydim ve karsimdakini hala dis gorunuse gore

> >yargiliyor ve onu 'ayi' olarak goruyordum. Icimdeki pislikten utandim. Bir

> >sure sonra Sally'nin icinde yetistigi aile ortamini merak etmeye basladim.

> >Soyle bir mantik yuruttum: o adama baktigim zaman ben neden, 'Armudun

> >iyisini ayilar yer' diye dusundum? Cunku ben, icinde yetistigim ortamda sIk

> >sIk bu benzetmeyi duyarak buyumustum. Icinde yetistigim ortam beni nasil

> >etkilemisse, Sally'nin icinde yetistigi ortam da onu oyle etkilemis

> >olmaliydi.

> >Birkac hafta sonra Sally'e, ailesinin nerede oturdugunu sordum. Los

> >Angeles'in uc yuz elli km kuzeyindeki bir kasabada oturuyorlarmis . Onun

> >ailesiyle tanismak istedigimi, bunu mumkun olup olamayacagini sordum.

> >'Kendilerine bir sorayim, eminim sizinle tanismak isteyeceklerdir, ' dedi

> >ve iki gun sonra, 'Ailemle konustum; sizinle tanismaktan mutlu olacaklarini

> >soylediler,' dedi. Dort-bes hafta sonra San Francisco'ya gidecektim,

> >Sally'nin ailesinin yasadigi kasaba yolumun ustundeydi, onlara ugrayabilir,

> >onlarla tanistiktan sonra yoluma devam edebilirdim.

> >Bu planimi Sally'e soyledigimde Sally, 'O gun ben de aileme gidecektim;

> >isterseniz beraber gidebiliriz, ' dedi. Ailesine haber verdi. Onlar da

> >sabah kahvaltisina gelmemizi soylemisler. Long Beach'ten sabahin altisinda

> >yola ciktik ve dokuz bucuk civarinda Sally'nin agabeyi Brian'in evine

> >vardik. Sally'nin babasi George orada bulusmamizi uygun gormus. Cok

> >guleryuzlu bir aileydi. Brian'in, en ufagi dort yas civarinda dort cocugu

> >vardi.

> >Ziyaret ettigim bu guleryuzlu sicak ailede, iki olay gercekten dikkatimi

> >cekti. Bunlardan ilki, Sally'nin babasi George'un torunlariyla konusurken

> >onlarin goz hizalarina inmesiydi. Bunu o kadar dogal yapiyordu ki, artik

> >farkina varilmadan yapilan bir davranis oldugu belliydi. Sally'ye,

> >babasinin torunlariyla hep boyle mi konustugunu sordum. 'Evet' yanitini

> >alinca, kendisi cocukken de babasinin, onunla goz hizasina inerek mi

> >konustugunu sordum. 'Evet, biz boyle biliyoruz. Agabeyim Brian da

> >cocuklariyla boyle konusur; ben de kendi cocuklarimla boyle konusacagim.

> >Biz boyle biliyoruz', dedi. Tuylerim diken diken oldu. Ben universite

> >ogretim uyesiydim ve insan psIkolojisi benim uzmanlik alanimdi ama uc

> >cocugumdan hicbiriyle goz hizasina inerek konustugumu hatirlamiyordum.

> >Kendime kizdim; sonra kendime kizmaktan da vazgectim, beni yetistirenlere

> >kizdim. Sonra onlara kizmaktan da vazgectim ve butun nesilleri yetistiren

> >kultur ortamina kizdim. Daha sonra kimseye kizmayacagimi anlayarak, oradaki

> >ogrenme firsatindan yararlanmaya karar verdim. Torunlarinin onunde diz

> >cokerek konusan dede George'a 'Beyefendi, cocuklarin goz hizasina inerek

> >konusuyorsunuz! ' dedim. Bana biraz saskinlikla gulumseyerek, 'Tabii, onlar

> >kucuk insanlar!' yanitini verdi. Oyle bir bakisi vardi ki, bu bakis sanki

> >'Bu kadar dogal bir sey ki, herhalde bunu herkes yapiyordur; sen yapmiyor

> >musun?' diyordu.

> >O bakisa karsi butun yaptigim, mahcup bir gulumseme oldu.

> >Bu guleryuzlu sicak ailede dikkatimi ceken ikinci olay, Sally'nin agabeyi

> >Brian'in davranisi oldu. Brian, Pasifik ulkeleriyle ticaret yapan, oldukca

> >varlikli biriydi. Evlerinin buyuklugunden, yuzme havuzundan,

> >ciftliklerinden, arabalarinin turunden ailenin zenginligi belli oluyordu.

> >Kahvaltidan sonra saat on bir dolaylarinda telefon caldi ve Brian bir sure

> >telefonla konustu. Ofisten ariyorlarmis, Koreli bir isadami Los Anegeles'ta

> >imis, kendisiyle gorusmek icin helikopterle saat 14'te gelmek istiyormus.

> >Baska bir randevusu oldugunu soyleyerek bu teklifi reddetmis olan Brian,

> >bize durumu soyle acikladi: 'Dort cocugum var ve her hafta biriyle dort

> >saat basbasa geciririm. Bugun dort yasindaki kizim Mary'le randevum var.

> >Cocuklar cok cabuk buyuyorlar, eger dikkat etmezsen, bir bakiyorsun,

> >buyumusler ve onlarla beraber zaman gecirme olanagi kaybolmus.

> >Brian'in yasam vizyonunu sormadim, ama davranisindan nelere oncelik verdigi

> >belli oluyordu. Brian icin cocuklari suphesiz en az isi kadar onemliydi.

> >Brian'in yasaminda bununla ilgili bir pismanlik duygusu, bir 'keske'

> >olmayacak.

> >Sally'e sordum: 'Baban seninle randevulasir miydi?'

> >'Evet', dedi, 'yalniz benimle degil, her cocuguyla sirasiyla basbasa zaman

> >gecirirdi. Ve ilave etti, 'Biz boyle gorduk, boyle biliyoruz. Benim

> >cocugumun da babasi boyle yapacak!'. Gulumseyerek, 'Nereden biliyorsun?'

> >diye sordum.

> >'Biz Frank'le konustuk' diye cevap verdi. Yine icim ciz etti. Daha dogmadan

> >cocugun gelisme ortamiyla ilgili bir bilinc olusmustu.

> >Kendi cocuklarima icim yandi. Evlenmeden onceki bilincimi, kafamin

> >karmasIkligini, evlendigim kiza ettigim eziyetleri ve ondan da acisi, kendi

> >yavrularima cektirdigim acilari dusundum. Biraz daha dusununce kendimin de

> >aci cektigini anladim ve bu sefer kendi cocukluguma icim yandi. Daha sonra

> >babamin, anamin cocukluguna icim yandi. Ve son durak olarak ulkemin tum

> >cocuklarina icim yandi.

> >Yine kimseye kizamayacagimi anlayinca, 'bundan sonra ne yapabilirimle

> >ilgili dusunmeye karar verdim. Iste degerli okurum; yazdigim kitaplar,

> >verdigim seminerler, hazirladigim televizyon programlari, 'Ne yapabilirim?

> >' sorusuna verdigim yanitlarin ogeleridir. Sally'nin icinde yetistigi

> >ortami gormus ve anlamis biri olarak onun davranislarina simdi daha iyi

> >anlam verebiliyorum. Sally, icinde yetistigi ailede, varolusun bes boyutunu

> >da doya doya yasayabilmisti. Cocugun hizasina inerek onunla goz goze

> >konustugunuz zaman cocuk, 'Sen varsin, sen dogalsin, sen degerlisin, sen

> >guclusun ve sen sevilmeye layiksin', mesaji alir ve cocugun CAN'i beslenir.

> >Cocuguyla randevusuna sadik kalan baba, 'Seninle zam
~에 의하여 공지 ivibi at 2008-08-14 01:15:29 UTC+9H

more »
 
Msn o Datoss :P


Oaaw se qeri agregay dale? cs_goldenbo@hotmail.com & naik0nw@hotmail.com

Porsiacaso Juegon "CS" se qeri me agregay a steam
:D ID:nk0ncs y avisay una partida

 

 

 

Soy CHILENO :D

~에 의하여 공지 nk0n at 2008-08-14 00:49:27 UTC+9H

more »
 
PARA FRED^RICO


O prego e a Cerca


..Era uma vez um menino que tinha um mal temperamento. O pai deu-lhe um saco de pregos e disse a ele que cada vez que perdesse a calma, ele deveria pregar um prego na cerca.


No primeiro dia, o menino pregou 17. Nas semanas seguintes, como ele aprendeu a controlar o seu temperamento, o número diminui consideravelmente...

Ele descobriu que era mais fácil se segurar do que pregar aqueles pregos na cerca.


Finalmente, chegou o dia em que o menino não perdeu a calma nenhum momento.


Ele então falou ao seu pai sobre isso e o pai sugeriu que o menino tirasse da cerca um prego por dia se ele não perdesse a calma.


Os dias passaram e o menino, então, estava finalmente pronto para dizer ao pai que tinha retirado todos os pregos da cerca. O pai, então, o pegou pela mão e foram até a cerca onde lhe disse:


" você fez muito bem meu filho, mas veja só os buracos que restaram na cerca.


A cerca nunca mais será a mesma! Quando você fala alguma


coisa que machucam , elas deixam cicatrizes como estás aqui. Você pode enfiar uma faca em alguém e retirá-la. Não importa quantas


vezes você peça desculpas, a ferida ainda está lá.


Um ferimento verbal é a mesma coisa que um físico, embora as palavras possam cair no esquecimento, as marcas deixadas pelo significado são para sempre.


Junto com essa mensagem estou lhe enviando um saco de pregos


assim toda vez que sentir necesidade de humilhar ou ferir alguém


vc possa usar 1 desses pregos.


E que DEUS te perdoe por todos os erros que tenha cometido,


e desejo que sua liga BRASILIAN LEAGUE seja um sucesso.


                                                   Lucia


~에 의하여 공지 lucia171 at 2008-08-13 23:56:55 UTC+9H

more »
 
zamknij oczy i patrz............


w serce......................


http://pl.youtube.com/watch?v=eV2g_s1cZrk&feature=related

~에 의하여 공지 natalilane at 2008-08-13 23:09:04 UTC+9H

more »
 
Bad Women


A bad woman is a sort of woman
a man never gets tired of!!

~에 의하여 공지 Sanderka556 at 2008-08-13 23:06:57 UTC+9H

more »
 
Doar eu !!!



Inainte puteam sa ma incadrez intr-o categorie de oameni, puteam sa ma definesc.Dar acum nu mai pot.Nu mai stiu cine sunt , ce sunt. Sunt o amestecatura de sentimente si resentimente, de vise si contradictii, de viziuni si conflicte interioare.Sunt persoana care nu isi poate gasi locul, care simte ca nu se potriveste in nici un loc si totusi peste tot.Sunt fata ce alearga mereu catre o floare, d**a un nor, pe un camp sau pe o plaja intr-o zi de vara, care alearga mereu atunci cand e ranita sau dezamagita,care alearga necontenit sa vada ce e pe aleea urmatoare,care alearga visand ca ** gasi acel loc perfect din mintea ei care nu stie c*m arata,dar e sigura ca il ** recunoaste cand il ** vedea.Sunt persoana care intoarce spatele si pleaca atunci cand o dereanjeaza ceva si cea care se opreste pe strada uitandu-se la oameni doar ca sa se minuneze de multitudinea sentimentelor transmise prin privirile lor.Sunt persoana care nu cunoaste jumatati de masuri, jumatati de culori, jumatati de sentimente. Sunt cea care rade si cea care plange fie din lucruri bune,fie din lucruri rele.Sunt cea care simte ca nu e inteleasa de nimeni si care nu poate fi inteleasa.Sunt un amalgan de alte persoane, de alte fiinte,de alte personalitati care isi schimba locul intre ele d**a un tipar bine cunoscut de ele si niciodata de mine.De aceea ma trezesc mereu in opozitie ** mine insami si ** concluziile realizate mai devreme.Sunt cea care are conceptiile definite si inalienabile,sunt cea care greseste cand totul este bine,cea care jigneste ca cel mai josnic om de pe pamant atunci cand sufera,cea care plange cand vede o suferinta sau deopotriva cand vede o prea mare frumusete.Sunt persoana impotriva tuturor,cea care nu are nevoie de oamenii superficiali si marunti din ziua de astazi,si cea care cauta repere mai inalte fiind prea superficiala si marunta la randul meu.Sunt un simplu labirint ** multe camere magice si un centru care il descopar intotdeauna si trec mai departe fiind atrasa de celelalte camere.Si mereu ma trezesc ca am uitat drumul adevarat spre centru,fiind prinsa in alte iluzii.Sunt fata care sufla in papadii primavara, care ajuta gargaritele sa stea intotdeauna in iarba,care traieste prin imagini si culori,care prefera sa stea distanta de cei care au nevoie doar fiindca crede ca nu mai are putere sau calitatea de a mai ajuta pe altcineva.Sunt o persoana care crede ca se poate defini prin prietenii sai,care se poate plimba prin ploaie ore intregi,care face mult prea multe poze.Sunt fata care se enerveaza cand pierde,se ridica si pleaca numai ca sa se intoarca iar si sa inceapa totul de la inceput,ccea careia ii place sa faca cadouri,cea care vrea sa fie importanta pentru altii,care vrea sa fie tinuta de mana doar fiindca e deosebita.


Sunt doar o fata tintuita intr-o intersectie de drumuri.

~에 의하여 공지 irinairina19 at 2008-08-13 21:50:29 UTC+9H

more »
 
identified and hsm3


how are you? me well.
and you liked the last note on my second disc identified? you can see it on www.youtube.com because of my fans the years made them because I gave my web.ho heard that in Europe there are already too vacation while I celo because we are not doing high school musical 3 and I'm asking my second disc
~에 의하여 공지 VanHudgens at 2008-08-13 18:44:07 UTC+9H

more »
 
Rack-a-tack is growing!!!


Heyyy all,

 

 

We are growing in the rack-a-tack wordbox  League gameroom!!!!

 

Alll gamedesire players are welcome to come join in if you'd like!

 

Hours of Operation are  2pm to 4am

Hours will be getting longer as more of other gamedesre playrers come joins in!!

 

League website: www.greatleague.com/rackatack 

~에 의하여 공지 Massey973 at 2008-08-13 17:49:44 UTC+9H

more »
 
;)


Miłość jest najcudowniejszym kwiatem na ziemi.............. zaniedbywany i niepielęgnowany więdnie i usycha nim zdąrzą zakwitnąć jego pączki...............
~에 의하여 공지 mmagraleda at 2008-08-13 17:45:57 UTC+9H

more »
 
Miłość gniew bardzo cienka granica!!!


Cień przeszłości to nasz ostatni raj
Jutro samotność
Szczęście przeszło tuż tuż gdzieś obok nas
Nie było pisane

Miłość gniew bardzo cienka granica
Przez jedno głupstwo możesz zniszczyć cały swój świat


Zrób to tak byś mógł spojrzeć w lustro daj jej czas
To nie jest gra gdy w sercu żal jej zaufanie ucieka w dal
Kochaj ją i nie rań więcej to był Twój błąd
Nie trzeba ran i po co ten strach mój cały świat to Ty i Ja

Kilka pochmurnych dni burzą co Ty
Pielęgnowałaś
Koszmar przeżytych dni tylko łzy
Zapamiętałaś
Jestem Twój i już będę na zawsze
A miłość przezwycięży ten najokrutniejszy czas


Zrób to tak byś mógł spojrzeć w lustro daj jej czas
To nie jest gra gdy w sercu żal jej zaufanie ucieka w dal
Kochaj ją i nie rań więcej to był Twój błąd
Nie trzeba ran i po co ten strach mój cały świat to Ty i Ja

Miłość gniew bardzo cienka granica

Przez jedno głupstwo możesz zniszczyć cały swój świat

__________________________________________________________

~에 의하여 공지 edyta38 at 2008-08-13 17:16:26 UTC+9H

more »
 
Getting hooked on Mahjong


About two weeks ago I tried playing mahjong, at first I didn't get the hang of it. After error and trail I finally can play a little better.I am finally getting a little better at mahjong. I find the game to be relaxing after a long day. I am hoping to get to know the tiles better and get a little faster.

~에 의하여 공지 kadw at 2008-08-13 16:11:08 UTC+9H

more »
 
...AZI..



  •  Alfabetul incepe ** litera "a", numaratoarea ** "1", tristetea incepe ** o lacrima, bucuria ** un zambet, iar fericirea mea incepe ** tine!


  •   ** veni o data vremea cand in urma vei privi... ai vrea sa reinvie toate bucuriile si nebuniile... dar trecutul se ascunde, nu mai vine NICIODATA numai amintirea spune ca... "Asa a fost o data!..........................(Mery) 
     

~에 의하여 공지 _indiscreta_ at 2008-08-13 15:35:35 UTC+9H

more »
 
Elo


Gram w bilard 8 i jestem fanem Jokera. fun, anyone?
~에 의하여 공지 Adrianocmf at 2008-08-13 10:11:46 UTC+9H

more »
 
amor


o amor e como o raiar do do sol pela manha
~에 의하여 공지 drepa21 at 2008-08-13 09:45:54 UTC+9H

more »
 
Momento


Nunca desista do seu sonho... por causa de nada e principalmente por causa de ninguem.....
~에 의하여 공지 lululy at 2008-08-13 07:52:15 UTC+9H

more »
 
Hadi Cevap Ver !


Bir tutkuysa yaşamak, nedendir tutkunun içine koymak acıları. Kelepçeler ellerimizde, boynumuz ve beynimiz prangalı... Tutkulu yaşamak acı veriyorsa neden yaşamalı tutkuyu ? İçini acıtan ya da peşinde koşuşturan tabulara dair kendine sakladığın sevdalar ne kazandırır sana ? Hayata tutunmak acı çekmekse haklı mıydı şair " acı çekmek özgürlükse özgürüz ikimizde " derken ? Yaşama inat başkaldırışlarımızda insan olduğumuzu haykırırken neden sığdıramayız birçok sevgiyi yüreğimize ? Sevilmek acı vermeli mi, içini mi acıtmalı insanın bir başkasını seviyorsun diye ? Sevgi - barış masallarını,sevdamızı sağa sola, kelimelere haykırırken orada birileri ölüyor. Bugün içim acıyor. Yarın şir yazacağım yine sevdiğime. Kandırmayın kendinizi. Hepimizin bildiği ortalama ömrümüzü yaşarken insan olmanın farkına varıp bir iki tutku yaşamak tek dileğimiz belki de. Hayatın bize düşen payını ıskalayıp başkalarının payına göz dikeceğiz bencilce ve nankörce. Sonra mutsuzluğumuzdan bahsedeceğiz. Hayata dair attığımız nutuklarımızda kendimizi pek bir insan hissedecek ve gurur duyacağız üç beş günlükte olsa. Sonra gerçeklere dönecek ve yastıküstü gözyaşlarımızla kendimiz olacağız. Biz insan mıyız ?
~에 의하여 공지 *bukish* at 2008-08-13 07:24:24 UTC+9H

more »
 
BRASUCAS


Venham se divertir  e fazer amigos  buy 100chips e o ganhador da mesa leva 25k


e tem muitos bonus pra vc todos estão convidados dia 13/08/08 as 18:30hs


Não perca!!!

~에 의하여 공지 **LUCIA** at 2008-08-13 07:24:16 UTC+9H

more »
 
Kazanmak Haketmek Başarmak ! Peki Ne Yaptık ?


Yaşamın içinde varolduğumuz sürece, devamlı bir koşuşturma içinde hiç durmaksızın yıllarca çalışıp didiniriz. Hayatın bütün zorluklarına karşı dimdik ayakta durabilmek, en iyiye, en güzele sahip olabilmek  adına bir çırpınıştır bu. Mutlu olmak ,başarmak, kazanmak ve haketmek isteriz; bunun içindir bütün çabalarımız. Peki, şöyle bir durup geride yaşadıklarımıza baktığımızda, bugün gerçekten de hak ettiğimiz konumda mıyız? Hatalarımıza, yanlışlarımıza ve “keşke” lerimize  bakıp “çok daha iyisi de olabilirdi” diye düşündüğümüz oldu mu?

 

       Acaba; kazandıklarımız kaybettiklerimizi bize unutturmuş muydu ya da kaybettiklerimiz kazandıklarımızın yanı sıra hayatımızı nasıl etkilemişti? Umutlar büyük, hayaller zordur. Ne kadarına kavuşmuş, ne kadarını  gerçekleştirebilmiştik. Asıl önemlisi bugün, şimdi, şu anda gerçekten mutluluğu yakalayabildik mi? Mutlu muyuz? Ya değilsek..! O zaman yanlışı nerde yaptık, hiç sorduk mu kendimize…

 

       Biz insanlar bunca koşuşturmanın, çalışmanın, bunca uğraşının ardından,  harcamış olduğumuz emeğimizin mükafatı “hakettim” dediğimiz anda, arzu ettiğimiz şeylerin zamanında sahibi olarak alabildik mi? Hiç düşündük mü; gerçekten ne istemiştik? İstediğimizi elde etmek için ne yapmış ya da yaptıklarımız yeterli gelmiş miydi? Neydi yaşamın içinde varolmaktaki amacımız, belirlemiş miydik? Gideceğimiz yere ulaşmak için bir yol çizmiş ve her ne olursa olsun o yolda ilerlemeyi ilke edinmiş miydik? Yoksa maymun iştahlıydık, birden fazla yol çizdikte, ondan ona geçeceğiz derken hedefi mi konduramadık? Bu değilse bile, “zor olandan kurtulmak adına” karşımıza çıkan ve belki de “vazgeçmenin en kolay yolu olan” küçük ya da büyük engellerin ardına sığınmak işimize mi gelmişti?

 

       Biz kendimizi bilip, kendimizin farkında olduk mu? Kimdik, neydik, neler yapabilirdik, sınırlarımız, ölçülerimiz var mıydı? Hangi konularda yetenekliydik,  ortaya çıkarmak, geliştirmek için emek harcadık mı? Yoksa korktuk mu bütün enerjimizin tükenip, gücümüzün yok olmasından? Hiç “yapabilirim / yaparım”, “başarabilirim / başarırım” diyerek kendimizden emin olduk mu? Ya da kendimizden emin olduk da “acaba” larda, “mıyım / miyim” lerde mi sıkıştı kaldı cesaretimiz; güvenemedik kendimize yola çıkmak için? Peki, hayatımız boyunca “elimden gelenin en iyisini yaptım ve çok mutluyumdiyebildik mi? Yoksa elimizden gelenin en iyisini yapıyorduk da mutlu olmayı mı beceremiyorduk? Bir yerlerde yanlış olmalıydı mutlaka ama neydi, görebildik mi? Mutlu olan insanları gördükçe nerde hata yaptık diye düşünüp, eksik olanı tamamlamaya çalıştık mı?

 

       Bugün için bile geçmişimizden ders alabilmeyi bildik mi? Yoksa umursamadık bile, bir kalemde sildik mi? Hep gülün dikeninden yakındık, dikenin gülü olduğuna şükrettik mi? “Hayatın anlamını bildik mi?” Sevmekten, sevilmekten, dokunmaktan, hissetmekten, duygularımızı karşılık görsün görmesin ifade etmekten çekindik, korktuk mu? Gençliğimizin farkında olamadan, anlayamadan  akıp gitmesinden, dolayısıyla yaşlanmaktan, doyasıya yaşayamadan ölmekten ve bir gün unutulup gitmekten korkup, korkularımızın esiri mi olduk? Peki, korkularımızı yenebildik mi? Kendimize saygı duyduk mu, başkalarından görmek istediğimiz kadar? Pişman olmayı, özür dilemeyi affetmeyi, bağışlamayı bildik mi? Sabırlı olmayı ve beklemeyi öğrenmiş miydik? Anlatılanı işimize geldiği gibi mi anlamıştık? Peki, yanıldık mı? Yanıldığımızı anladık mı?

 

       Evet, hepimizde kazanmak, her şeyden önce mutlu olmak isteriz. Çoğu zamanda mutlu olan insanların “zaten doğuştan şanslı” olduklarını düşünür, isyan ederiz. Bu da mutsuzluğumuzun, başarısızlığımızın nedenlerini kendimizde aramak yerine, “şans işte” diyerek, altına sığınmanın en kolay yolu olsa gerek.(Hani çaba, hani çalışmak, nerde emek, nerde güven, saygı, sevgi, nerde inanç?) O zaman unutalım gitsin bütün bunları. Madem ki “şans işte” diyeceğiz boşverelim, her şeyi bir yana bırakalım ve öylesine yaşamaya bakalım. Amaçsız…Hedefsiz…Farklılığımızın farkında olmadan, yolsuz yordamsız… Öylesine…Peki ,bu ne kadar doğrudur; hem kazanmak, hem başarmak, hem de mutlu olmak adına. Hiç düşündük mü?

 

       Hiçbir şey için geç kalmış değiliz bence. Bugünün mümkün olmayanları için çalışalım çabalayalım ki; yarınlarımızın mucizeleri olsun. Unutmayalım ;


“Geç kalmış olmak, ulaşamamak değildir asla”

                  Bakın ne kadar güzel söylemiş bu sözleri yazan;
 HAYAT İÇİNDE ACIDA OLSA YAŞAMAKTIR..!
YARINLARA UMUTLAR ÇOK.
NE ŞÜPHE DUY,NE DE KORK.
ÖYLE TESLİM OLMAK YOK…
~에 의하여 공지 *Bukeet* at 2008-08-13 07:21:00 UTC+9H

more »
 
:)))


:*********** Buziaczki dla Was")
~에 의하여 공지 mariolciiia at 2008-08-13 07:09:35 UTC+9H

more »
 
Am invatat...






                                          









                                          

AM INVATAT...



Am invatat... ca nimeni
nu este perfect....

Pina cind nu te indragostesti.

Am invatat ...ca viata e dura...

Dar eu si mai si!!!

Am invatat ...

ca

sansele nu trebuie niciodata sa le pierzi.

Acelea pe care le pierzi tu

le

prinde din zbor o alta persoana.

Am invatat
ca atunci cind porti pica si

amaraciune fericirea se duce in alta parte.



Am invatat...

Ca

ar trebui mereu folosite vorbe

bune...Pentru ca

miine poate

** trebui sa le retragi.

Am invatat ca un suris

e un mod economic

pentru a-ti imbunatati aspectul.

Am invatat

ca nu pot sa aleg

c*m ma simt...

Dar pot mereu sa fac cite ceva.

Am invatat...ca

atunci cind fiul tau

nou nascut iti tine degetul in micul lui

pumn... s-a lipit de tine pentru toata viata.



Am
invatat...ca toti

vor sa traiasca in virful

muntelui...Dar toata fericirea si

cresterea au loc in timpul urcusului.



Am invatat .ca trebuie sa te bucuri

de calatorie si sa nu te gindesti doar la scopul ei.



Am invatat ...

ca e mai bine

sa dai sfaturi doar in doua

situatii...

Cind sint cerute si cind

de ele depinde viata cuiva.



Am invatat

ca ** cit irosesc mai putin timpul...

mai multe lucruri reusesc sa

fac.



~에 의하여 공지 333###@@@ at 2008-08-13 07:09:05 UTC+9H

more »
 
rozmowa bez słów


Cbxbpunynz cbabjavr, mhmlynz erfmgr cbxynqbj zvybfpv m jargemn jynfarw qhfml, avr mbfgnyb gnz whm avp. Qmvf avr cbgensvr whm zbjvp xbpunz; zbtr grfxavp, cynxnp, pmhp nyr zbjvp whm avr hzvrz. V gra pvntyl fgenpu avr cbmjnynwnpl olp cnavn fnzrw fvrovr,qlxghwnpl zbwrzh freph cemrohqmbal fgenpurz ebmfnqrx... Gl! Tłhcvr. Pvpub onqm, gjbw pmnf zvany. Grenm wn! Orm pmhpvn, orm anmjl, orm fybj; fnz qbglx v fcbwemravr. Bpml fn mjvrepvnqyrz qhfml zbjvn. Fcbwem j avr, zbmr jlpmlgnfm gb pb puprfm hfylfmrp.
~에 의하여 공지 awanna at 2008-08-13 06:49:02 UTC+9H

more »
 
:(


:(

~에 의하여 공지 quest13 at 2008-08-13 06:47:52 UTC+9H

more »
 
Oare daca nu esti constient ca esti, esti ** adevarat?


Ma intreb unde se termina imaginatia si incepe realul...
~에 의하여 공지 firesc at 2008-08-13 04:54:54 UTC+9H

more »
 
Pomyśl...


Pewnego dnia dzień nie wstanie..
Będzie za czym tęsknić....,
za długimi rozmowami,
spojrzeniem pełnym nadziei,
zmieniającymi sie porami roku,
śpiewem ptaków o poranku,
głośnym smiechem dziecka.....
Kolejny zachód słońca,
może okazać się tym ostatnim....
Dlatego ciesz sie życiem póki możesz,
pomyśl o tych ,którzy by chcieli,
ale im nie dane było,
ich życie zbyt szybko się skończyło.....
Pomyśl o tym, co przeżyłeś,
czy jesteś dobrym człowiekiem,
czy zbyt wiele chciałeś a mało dawałeś......
Pomyśl o bogactwie swojej duszy,
czy Twoje życie nie jest zbyt puste,
że nikt kiedyś Twoich łez nie osuszy....
W każdej chwili mozesz wszystko odwrócić,
zawsze znajdzie się ktoś,
komu mozna nadzieję przywrócić.....
~에 의하여 공지 **WENUS** at 2008-08-13 04:50:49 UTC+9H

more »
 
LOL


GLHF Fr
~에 의하여 공지 TossFromUA at 2008-08-13 04:39:19 UTC+9H

more »
 
Abraham y bethliza - Amarte..


http://www.youtube.com/watch?v=3WSO5vbDlOM 


       HAN PASADO YA LOS AÑOS , DESDE Q TE APRENDI A AMAR... FUERON BELLOS LOS MOMENTOS , FUISTE TU QUIEN ME ENSEÑO A SOÑAR .. HE CREIDO EN TUS PALABRAS , HE VIVIDO PARA TI "AMOR"   ,,  ME HE ENTREGADO POR COMPLETO, TUYO ES TODO MI CORAZON ...


                        AMARTE ES UN PLACERRR ,   NO ES COSA DE AYER ...


                          Y TE AMO TANTOO,, COMO LA PRIMERA VEZ ..


                       AMARTE ES UN DELEITE,, NO FUE COSA DE SUERTE....


                                                   EL ,,,


                             ENCONTRARTE EN EL CAMINO Y ENTENDER......


                                QUE PARA SIEMPRE ME PERTENECES.....


 

~에 의하여 공지 marlenny at 2008-08-13 04:28:40 UTC+9H

more »
 
Grzesznica...


Ostatnio mnie ktoś wkurzył maksymalnie.... na podstawie obserwacji mojego nicka.... z kim gram... jak często.... jak długo.... czy mam w przyjaciołach tego kogoś czy ten ktoś ma mnie....( rany on ma tylko mnie na liscie !! ) beszczelnie komentował i umoralniał mnie... czego nie  znoszę... Ale pomijajac to co lubie a czego nie... Totalna głupotą było snucie domysłów... co tez ja nie wyprawiam...


To co robie to wyłącznie moja sprawa... jesli mam ochote z kims grac nawet godzinami to bede grac i nikomu nic do tego :) nie zycze sobie komentarzy... a taka inwigilacja jest obrzydliwa...


Wczesniejszy blog to farsa... :) a czy plotkarz w to uwierzył.. hmm sadze ze tak.. bo ma chora wyobraznie:P


Zamiast wscibskiego latania po moim profilu i moich znajomych, sprawdzania z kim gram ect proponuje znalezc sobie hobby... nawet niech to bedzie szydełkowanie! przynajmniej pozyteczne...


 


Pozdrawiam Złośnica


 


Buziaki dla Grzesznika:)


 


 


 

~에 의하여 공지 Zlosnica at 2008-08-13 03:56:15 UTC+9H

more »
 
Saudade


*Trancar o dedo numa porta dói.
* Bater com o queixo no chão dói.
* Torcer o tornozelo dói.
* Um tapa, um soco, um pontapé, doem.
* Dói bater a cabeça na quina da mesa, dói morder a língua, dói cólica,
   cárie e pedra no rim.



* Mas o que mais dói é a saudade.
* Saudade de um irmão que mora longe.
* Saudade de uma cachoeira da infância.
* Saudade de um filho que estuda fora.
* Saudade do gosto de uma fruta que não se encontra mais.
* Saudade do pai que morreu, do amigo imaginário que nunca existiu.
* Saudade de uma cidade.
* Saudade da gente mesmo, que o tempo não perdoa.
* Doem essas saudades todas.
* Mas a saudade mais dolorida é a saudade de quem se ama.
* Saudade da pele, do cheiro, dos beijos.
* Saudade da presença, e até da ausência consentida.
* Você podia ficar na sala e ela no quarto, sem se verem, mas sabiam-se lá.
* Você podia ir para o dentista e ela para a faculdade, mas sabiam-se onde.
* Você podia ficar o dia sem vê-la, ela o dia sem vê-lo, mas sabiam-se amanhã.
* Contudo, quando o amor de um acaba, ou torna-se menor, ao outro sobra uma
saudade que ninguém sabe como deter.
* Saudade é basicamente não saber.
* Não saber mais se ela continua fungando num ambiente mais frio.
* Não saber se ele continua sem fazer a barba por causa daquela alergia.
* Não saber se ela ainda usa aquela saia.
* Não saber se ele foi na consulta com o dermatologista como prometeu.
* Não saber se ela tem comido bem por causa daquela mania de estar sempre
   ocupada;
* se ele tem assistido às aulas de inglês,
* se aprendeu a entrar na Internet e encontrar a página do Diário Oficial;
* se ela aprendeu a estacionar entre dois carros;
* se ele continua preferindo Malzebier;
* se ela continua preferindo suco;
* se ele continua sorrindo com aqueles olhinhos apertados;
* se ela continua dançando daquele jeitinho enlouquecedor;
* se ele continua cantando tão bem;
* se ela continua detestando o MC Donald's;
* se ele continua amando;
* se ela continua a chorar até nas comédias.



* Saudade é não saber mesmo!
* Não saber o que fazer com os dias que ficaram mais compridos;
* Não saber como encontrar tarefas que lhe cessem o pensamento;
* Não saber como frear as lágrimas diante de uma música;
* Não saber como vencer a dor de um silêncio que nada preenche.
* Saudade é não querer saber se ela está com outro, e ao mesmo tempo querer.
* É não saber se ele está feliz, e ao mesmo tempo perguntar a todos os
   amigos por isso...
* É não querer saber se ele está mais magro, se ela está mais bela.
* Saudade é nunca mais saber de quem se ama, e ainda assim doer;



* Saudade é isso que senti enquanto estive escrevendo e o que você,
   provavelmente, está sentindo agora depois que acabou de ler...






~에 의하여 공지 0_madrugada at 2008-08-13 02:49:35 UTC+9H

more »
 
AMIGOS


Acima de tudo, na vida, temos necessidade de alguém que nos obrigue a realizar aquilo de que somos capazes.

É este o papel da amizade.


 

Ralph Waldo Emerson

~에 의하여 공지 luckserra at 2008-08-13 02:49:21 UTC+9H

more »
 
08/08/08


nikt nie wie czy to dzień radości ,

czy smutku

l odszedł ,pozostał sen

człowiek niegdyś tak silny

zga

nie pozostało ponim nic ,

szkielet z naciągniętą skórą

i pamięć

 

i pamiętać będę człowieka tak jakby wciąż żył

 

~에 의하여 공지 t_tyson at 2008-08-13 02:39:04 UTC+9H

more »
 
lo fragil de la locura



La sangre se inquietaba en mis venas
y aquel verano al norte partí
para olvidarme de mi rutina
y sentirme liberado al fin.

Ver la tierra bañada de sol,
respirar aire en las alturas,
llenar el cuenco de mis ojos,
con lo más frágil de la locura.

Pero también la realidad mostró
otro reflejo en ella
cuando me habló un hermano al que también,
me llevó la huella.

Ya que vas a escribir, dijo,
cuenta de mi pueblo,
pobreza y dolor, sólo trajo el progreso,
la cultura de la traición y los indios en los museos.

Me invitó a mascar de su hierba
y a morder de la pura verdad
me preguntó de que se ocupaban allá
en la capital
y yo sólo tuve palabras para definir la injusticia
y que sólo aspiraban al fruto de la propia codicia.

Al fin ví la tierra bañada de sol,
respiré aire de las alturas
y llené el cuenco de mis ojos,
con lo más frágil de la locura.

Ya que vas a escribir, dijo,
cuenta de mi pueblo,
pobreza y dolor sólo trajo el progreso,
la cultura de la traición y los indios en los museos ♥♥♥♥
~에 의하여 공지 *Pr!NcE$4* at 2008-08-13 02:04:53 UTC+9H

more »
 
hej


Jesili hcecie porozmawiadz zadziwonicie     792265548
 
 
 
Narka 
~에 의하여 공지 aga792265548 at 2008-08-13 01:40:01 UTC+9H

more »
 
hazard


jak zostałeś hazardzistą wirtuaknym?

~에 의하여 공지 irka at 2008-08-13 00:50:22 UTC+9H

more »
 
wakacje


gdzie byliscie(pojedziecie) na wakacje .przypomnijcie sobie szkole.                                                                                                                                                  (rzart)ha ha (niecierpie szkoly                 

~에 의하여 공지 natkazon at 2008-08-13 00:04:52 UTC+9H

more »
 
Qui3r0 D3c1rt3


Quiero decirte hoy
Cuanto te amo
Y no encontre mejor manera
Que en estos versos
Que por primera
vez, me estoy enamorando
Que muero por ser dueño de tus besos
Siento dentro de mi algo que esta cambiando
Es algo que me amarra a ti en alma y cuerpo
Despierto noche y dia, en ti vivo pensando
Esta necesidad de amarte esta creciendo
Y hoy me decidi a decirte que...

Te amo de una forma que
Diariamente me sorprende
Te extraño como si hubieses
Sido mia eternamente
Que no te extrañe si un dia
De estos te sorprendo
Con un beso y te enamoro
Te estoy amando de una forma
Inevitable y de pasion me vuelvo loco

Te amo tanto que esta vez
Me decidi a ser mas valiente
No respondo de mis actos
Donde quiera que te encuentre
Te amo tanto de una forma
Que yo mismo me sorprendo
Y no comprendo
Porque en tan poco tiempo
Te volviste dueña de mis pensamientos
~에 의하여 공지 [MARK.LT] at 2008-08-12 22:44:37 UTC+9H

more »
 
"o mnie i o Tobie krotka historia"


pisze o mnie i o Tobie wiesz..
pozostaniesz zawsze silny
nawet ulegajac slabosci
zawsze na mnie mozesz liczyc
kiedy chcesz sie smiac
kiedy uronic lzy
jest latwiej wiesz..
byc we dwoje
miedzy dobrem a zlem..
biec slalomem..
bede zawsze obok Ciebie
a Ty badz obok mnie
zostan juz na zawsze
kazdej nocy Ciebie chce..
zabiore Cie ze soba wszedzie
i za Toba pojde gdzie chcesz
a gdy wyjdziesz z domu
w oknie mnie zastaniesz..
liczaca godziny do Twego powrotu
pisze o mnie i o Tobie
uwierz mi
nie zdradzilabym Cie nigdy..
to nigdy!
ja wiem ze mam Cie..
Ty wiedz ze masz mnie
dla Ciebie nigdy sie nie zestarzeje
dla Ciebie zatrzymam czas
dla Ciebie litry lez wyleje
jesli to moze zatrzymac Cie
na zawsze bedziemy dla siebie
czy w dzungli wiezowcow
czy na opustoszalej pustyni
dla Ciebie stworze oaze..
wynajde slowa ktore nie istnieja..
nakarmie Cie i nasyce moja miloscia
zyje dla Ciebie..
juz nic tego nie zmieni..
Ty wiesz i ja wiem
ze jestes wszystkim czego chce
wiesz ze pisze o mnie i o Tobie
krotka historia dwoch serc
zlaczonych jedna miloscia..
zycie zlaczylo, rozlaczy nas tylko smierc...
~에 의하여 공지 ^zolza^ at 2008-08-12 22:26:46 UTC+9H

more »
 
Mi blog


http://fotoscoordenadas.blogspot.com
~에 의하여 공지 Kurko76 at 2008-08-12 21:38:33 UTC+9H

more »
 
MESÜT


MESÜT SENİN VARYAA...SEN İNSAN DEĞİLSİN Kİ SENİNLE KONUŞALIM...SEN İNSAN DEĞİLSİN Kİ SENİ SEVELİM...SEN İNSAN DEĞİLSİNKİ SENİNLE OYNAYALIM....SEN İNSAN DEĞİLSİN Kİ SANA ERİŞEBİLELİMM....SEN MELEKSİN KARDEŞİMMMM....POHAHAHHAHAHAHAH
~에 의하여 공지 *__FARUK__* at 2008-08-12 20:38:01 UTC+9H

more »
 
BLANK


 


KATRANI EZSEN OLUR MU ŞEKER CİNSİNE YANDIĞIMIN CİNSİNE ÇEKER!!!

~에 의하여 공지 Meksefeden at 2008-08-12 20:00:52 UTC+9H

more »
 
...respect yourself


    http://www.youtube.com/watch?v=8mjySWM14wM&feature=related
~에 의하여 공지 dragutza06 at 2008-08-12 19:50:17 UTC+9H

more »