GameDesire - play free online games. Snooker, pool, chess, poker texas holdem, mahjong, backgammon, yatzy, word games and card games. Rankings, ladders, and tournaments...
In order to login your browser has to have cookies unblocked .
18. Kağıt paraların üzerine not alır ve parayı harcadığı için notu kaybeder ve ya elden ele dolaşacagını bildiğinden komik yazilar yazar. ( Paranın ön yüzüne tehlike anında arkayı çeviriniz yazıp anında çevirince de şimdi değil salak tehlike anında yazanlardan bahsediyoruz .)
19. Çocuğu yanlışlıkla elini kestiği veya düştüğü için agladığında elini kesti veya düştü diye çocuğunu döver.
20. Taksi tuttuğunda taksicinin yanına oturur .Eğer üç dört kişi taksi tutuyorsa , taksi parasını veren kişi ön koltuğa oturur.
21. Kürdanla dişini karıştırıp önce çıkarıp bakar , sonra tekrar ağzına koyar.
22. Ütü fişi , teyp fişi veya televiyon fişi kablosunun bakır teli dışarı çıkmış ise çocukları elektrik çarpmasın diye bakir teli selobantla yapıstırır.
23. Ailece televizyon izlenen bir evde kumanda babanın elindeyse ve o ne izlerse diğerleri de onu izlemek zorunda kalır.
24. Çantasının içinde yeni tanıştığı birisine bile çekinmeden göstermek üzere en güzel fotoğraflarını ve aile albümünü taşıyan birisini görürseniz hemen boynuna sarılmayın yoksa çantayı kafanıza yiyebilirsiniz , çünkü o kişi bir Türk kızıdır.
25. Bir Türk esnafı , müşterisinden aldığı parayı önce iki ucundan tutup iki defa gerginleştirir daha sonra da güneşe veya ışığa doğru tutup bakarak sahte olup olmadığını anlar.
26. Evin bir odasının ampulü patladığı zaman yenisini almayıp da fazla kullanmadıgı bir odanın ampulünü onun yerine takar.
27. Evinde bulunan saksıların dibini kültablası olarak kullanır.
28. Dişlerini gazoz açacağı , fındık ve ceviz kıracağı olarak kullanır.
29. İşinde iyi olan birisini överken hakaretle iltifat eden bir Türk'ten başkası olamaz. (Şerefsizin oğlu ne iş yapmış be kardeşim, helal olsun)
30. Aracın sinyal lâmbaları dururken kolunu çıkararak "dönüyorum" hareketi yapar.
31. Yemeğin etini en sona birakir.
32. Dingildeyen bir masanın ayağına kağıt sıkıştırma fikri bir Türk'ündür.
33. Dişlerinin arasından "viij viij" diye ses çıkarır.
34. Tv'de film seyrederken filmin oyuncularıyla muhatap olan (dur oraya gitme öldürecekler seni) Türk sinema severlerdir.
35. Arabasına öküz, köpek, horoz sesli korna taktırma fikrinin patenti bir Türk'e aittir.
36. Gazete kağıdını en iyi şekilde kullanır.(Cam silme bezi, külah, mendil, sofra bezi )
37. Plastik yoğurt kabını saksı yapar.
38. Arabasının arkasına yazı yazar .(Rahmetli de sollardı, tek rakibim THY, kroyum ama para bende)
39. Uçakta bulunan tanıdıklarına uçak havalandıktan sonra görmeyeceğini bildigi halde el sallar.
40. Çiğnediği sakızı daha sonra çiğnemek üzere kafasındaki tülbende yapıştıran bir Türk kadınından başkası değildir.
41. Tek abdestle beş vakit namaz kılmak için iki büklüm kıvranır.
42. Desenlerini çok beğenerek aldığı yeni bir mobilyanın üstünü başka bir örtü örterek kullanır.
43. Geçirdiği bir trafik kazasından sonra kanlar içinde çıkıp,çarpılmış arabasına üzülür.
44. Tüp kaçırıyor mu, kaçırmıyor mu diye kibrit yakıp kontrol eder.
45. Otoyolda, otomobilin gaz pedalına tuğla koyup, yorulmadan kullanma fikri bir Türk'ündür.
46-Yeni aldığı bir elektronik aletin etiketini çıkarmadan kullanır ( cep tel şeffaf bantla,otoyu kalite kontrol etiketiyle vs.)
Posted at 2008-10-06 09:33:25 PST(UTC-8H) |
Comments(4) | Permanent link
Talipp: Evlatlarımız net üzerinden tanışmış, kaynaşmışlar. Bize de vazifemizi yapmak düşüyor. Allah'ın emri Peygamber'in kavliyle Oğlumuz ÇılgınDamat'a kızımız BirEvinBirKızı'nı istiyoruz.
KızEvy: Evet beyefendi. Sizin de belirttiğiniz gibi evlatlarımız anlaşmışlar. Eh o zaman bizlere de hayırlısını dilemek düşer.
Oğlananası: Müsaitseniz eğer gelecek ay aile içinde bir nişan yapalım diyoruz.
Kaynana34: Bekleriz efendim. Biz nişan için gerekli hazırlıkları yaparız. Istanbul'da kalacak yeriniz yoksa biz ağırlayabiliriz.
Oğlananası: Yok. Zahmet vermeyelim. Çok kalamayız zaten. Dayımın oğlu var. Bostancı'da oturuyorlar.
Kaynana34: Ayol ne zahmeti? Aşk olsun. Akraba olacağız sonuçta. Hem Bostancı çok uzak. Biz Avcılar'dayız. Yollarda perişan olursunuz. Yerimiz müsait.
Oğlananası: Inşallah diyelim o zaman.
Kaynana34: Inşallah efendim. Kızım! Hadisene.
BirEvinBirKızı: Tamam anneee!
BirEvinBirKızı gönderiyor: KAHVE.GIF Aktarımı başlatmak için burayı çift tıklayın Kabul et (Alt+C) Farklı kaydet...(Alt+F) Reddet (Alt+D)
ÇılgınDamat gönderiyor: SOZYUZUGU.GIF Aktarımı başlatmak için burayı çift tıklayın Kabul et (Alt+C) Farklı kaydet...(Alt+F) Reddet (Alt+D)
Talipp: Biz müsaadenizi isteyelim artık. Tanıştığımıza memnun oldum.
KızEvy: Biz de memnun olduk efendim. Şeref verdiniz.
Bugün sevinç günü, kederleri bir yana bırakıp mutlu olalım. Ramazan Bayramını doya doya yaşayalım. Hayırlı bayramlar! Her şeye kadir olan Yüce Allah, bizleri, doğru yoldan ve sevdiklerimizden ayırmasın! Hayırlı ve bereketli Ramazan Bayramları dileğiyle.
Posted at 2008-09-29 03:00:59 PST(UTC-8H) |
Comments(1) | Permanent link
Kelime: KADINBUDU - Oğlum sen nesin? - Erkek! - Tersi? - Kadın! - Onun yeneni? - Çıtır
Kelime: DIZ - Pantolonu nereye giyeriz? - Bacağa? - Hah! Bacaklarımızın ortasında ne vardır? - Ohaaa!
Kelime: ZEBANI - Allahın meleklerinden biri. - Cebrail. - İlk üç harfi cizgili bir hayvanı çağrıştırıyor. - Zebrail? - Seni zebrail çarpsın inşallah!
Kelime: DUVAK - Kadınla erkek birleşmeden önce, erkeğin kaldırdığı şey - Ohaaa!
Kelime: TELEPATI - Hani ben sana bir seyi anlatmaya calisiyorum ama sozle degil beyin, dalgalariyla falan... - Ihıhıh ney diiii.. teletabi..! - Tamam, tele'si kalsın. Kedilerin eline ne denir? - Buldum! Telepence - Offf beee bi kere de bil...
Kelime: TIMSAH - Abi bööle hani... kertenkele nedir? - Hayvan - Ne cins hayvan? - Sürüngen - Ok! Abi bu kertenkelenin birkac beden büyüğü.. - Ejderha - Yuhhh!
Son kelime eğer bilinirse oyun kazanılacaktır. Süre 10 saniye.
Ben en cok bunu begendim :p Kelime: LAMBADA Ekip1: Aha mıçtınız..! Ekip2: Sen öyle san. Söyle bakalım Alaaddinin cini nerede yaşar? Lambada Ekip1: Hastırr...
Kelime: Van Gogh (kulak tabu kelime) - Abi bu kişi bir organını kesen bir sanatçı - Bülent Ersoy
Kelime: Uğur Dündar - TV de program yapıyo hani yıllardır.. - Reha Muhtar? Ali Kırca? - Yok, yok. Sarışın mavi gözlü - Atatürk? Gülmekten iptal edildi...
Kelime: KRAMP - Hani futbolculara girer - Krampon
Kelime: SERÜVEN - Abi Macellan nasıl biriydi? - Ne biliyim, iyi biriydi heralde.. - Abi onu demiyorum neye düşkündü? - Karıya, kıza, bi de içkiye olabilir - Pes..!
Kelime: MISIR - Keops nerede? - Etiler! - Allah cezanı versin Emre....
Kelime: OKUL - Biz nereye gideriz hergün? - Bara... Diskoya.. Sinemaya.. Cafeye.. Bowlinge.. Ayyy! Olmuyo bööle başka şekilde anlat.. - Ailemiz bizi nereye gidiyo biliyor? - Haaa.. okulaaa..
Kelime: KÖPEKBALIĞI - Denizde ne olur? - Dalgaa! - Hayir ya öyle diil. Hani karadada var hav hav der? - Ha! Köpek. - Onun denizde olanı? - Deniz köpeği!
Posted at 2008-09-27 11:07:06 PST(UTC-8H) |
Comments(4) | Permanent link
Ölçek nedir ? -Bir ilmi birim birimidir, ve ölçeğin tanımını yapmak için ölçek gerekir (Arif/Orta-1)
Çevre kirliliği canlıları nasıl etkiler ? -Çevre kirliliğinden,dünyadaki insanların 100/90'ni sakat 100/10'u ölmüş. Çevre kirliliği insanlara sakıncalıdır (Melek/Orta-1)
Kasabayı kimler yönetir ? -Şerif ve adamları (Kamil/İlkokul-5) -İhtiyar heyeti ve köy bekçisi yönetir (Yavuz/Orta-2)
Boğazlarımızın derinliği ne kadardır ? -İstanbul boğazı az biraz derindir, çanakkale boğazı ise çok çok az biraz derindir ve aralarında dünya kadar fark olmasıdır (Seyit/Lise-2)
Dünyamız nasıl oluşmuştur ? -Dünyamızı insanlar kurmuştur. Dünyamız temiz sular,temiz hava ve temiz yolları yani temiz yollarla dünyamız güzel bir şekilde oluşur (Seda/Orta-2)
Türkiye'nin özel konumunu açıklayınız. -Türkiye çok özel bir konuma sahiptir. Özel bir konuma sahiptirden dolayı özel konum başka kimseyi ilgilendirmez. Ama etrafımızdaki devletler özel konumumuza karışıp dururlar. Halbuki hiç karışmamalılar (Selim/Orta-2)
Boylam nedir ? -Mesela kapının oraya gittiyimizde boyunuzu ölçebilirsiniz, buna boylam denir (Yavuz/Orta-2) -Bir şeklin düz bir şekilde destek olmadan durmasıdır (Serdar/Orta-2)
Karadeniz bölgesinin geçim kaynakları nelerdir ? -Balıkçılık hamsi yani, accık tarım, nataşa en cok geçim kaynağı olanlarıdır (Halil/Orta-2)
Karadeniz bölgesindeki tarımı anlatınız. -Karadeniz bölgesinde toprak öok verimlidir. Burada en cok hamsi yetiştirilir. Hamsi önce ovalarda sonra yamaçlarda en sonunda dağlarda yetiştirilmiştir. Bu bölgemizde kışlar çok yağışlı olduğundan hamsiler serada yetiştirilir (Hatice/Lise-2)
Dış ticaret açığı nedir ? -En dış ve en yabancı, çok uzak açıklara yapılan ticarete dış ticaret açığı diyoruz (Bilal/Orta-2) -Dışarı ihraç ettiğimiz mallar yolda hasara uğrarsa veya yerine ulaşamazsa buna dış ticaret açığı denir (Mahmut/Orta-2)
Fotosentez nedir ? -Ayın dünyaya yaklaşıp uzaklaşmaşına fotosentez denir (Davut/Lise-1) -Fotoğraflayıp sentezlemek olayına fotosentez denir (Orçun/Lise-1) -Bitkilerin derin nefes alıp vermesine fotosentez denir
Ovalar kaça ayrılır ? -Dörde ayrılır: Yeşil ova,kurak ova,ağaçlık ova ve güllük gülüstanlık ova (Esma/Orta-2) -Ovalar dörde ayrılır. Doğu,batı,kuzey,güney (Ali/Orta-2) -Çukur ova,düzlük ova ve yamuklu ova diye üçe ayrılır (Ufuk/Orta-2)
Hangi durumlarda ara seçime gidilir ? -Meclis başkanlarının iflası durumunda ara seçime gidilir (Ayşe/Orta-3)
Meclisin görev ve yetkileri nelerdir ? -Mahkemelerce ölmesi kesinlesenlerin ölmesine izin vermek (Orhan/Orta-3)
Doğu Anadolu'da sanayi neden gelişmemistir ? -Doğu Anadolu çok daglık mağlık bir yerdir. Oralar dağlık mağlık olduğu için ulaşım oraya gidemiyor. Ulaşım gitmeyince fabrika kurulamıyor. Fabrika dağın tepesinde olmaz. Dağı yok etmek gerekir. Bu da para ister. Ülkemiz fukara karşılayamaz. Zaten dağı yok etmek için dinamit konulsa teroristler onları çalıp çırpıp götürür. Bu yüzden oraya endüstri gitmemiş (Mustafa/Orta-1)
İstanbul'un önemi nedir ? -İstanbul önemli bir şehirdir. Toprağı altındandır. Köyden göç edenler İstanbula iş,aş bulmak için giderler. Ve zengin olup köylerine geri dönerler. Bağzıları ev parası için bağzıları ise başlık parası için...Ama bunlar hepsi eskidendi. Şimdi bir tek ev parası ve çocukların okuma parası için geliyorlar. Şimdiki zamanda başlık parası yoktur,kaçan kaçana, seven sevene. Köyden İstanbula gelen hemşeriler çoktur. Ayrıcana İstanbulda çok çok ürün yetişir. Bunların bazıları domates,salatalık,lahmacun, ve kıvırcık maruldur. İstanbul ayrıca Asya ile Avrupa arasında bir yol geçen hanı köprüsü gibidir. Her bir kimse bü koprüden geçer. İstanbul önemli olmasaydı nüfusu onbeş milyon olur muydu hic? (Derya/Orta-2)
Erzincan'daki depremzedeler için neler yapmalıyız ? - Oraya gidip,depremzedelere yardım etmeliyiz, hal hatırlarını sormalıyız. Depremzedelerin sobalarını yakmalıyız, yorganlarını üstlerine örtmeliyiz. Acıkanlara çorba filan içirmeliyiz (Melek/İlkokul-5)
Dört halife devrinde "Hakem olayını" açıklayınız. -Hazreti peygember efendimiz zamanında yapılan maçta kavga çıkmış. Müşrikler müslümanlara saldırmış, bu olaya hakkemde karışmış. En son kararı da hakkem vermiş. onun icin bu olaya hakkem olayı denilmiştir. Maçlarda 3 hakkem vardır. Maçı kontrol eden hakkem, orta hakkem, yan hakkem (Cemal/Orta-2)
Ova nedir ? -Dümdüz ve uçsuz bucaksız şahane yerlere ova denir (Hakan/Orta-2) -Çukur mukur gibi yamukluklara ova denir (Ali/Orta-2) -Boş ve yamuk araziye denir (Fatma/Orta-2) -Yaylaya benzeyen, şehirden uzak kimsenin gitmediği, yazın ter atmak için yerler ovadır (Mahmut/Orta-2)
Hızlı nüfus artışının zararları nelerdir ? -Bence hızlı nüfus artışı çok kötü birşey çünkü hep çarpık kentleşme, gece kondu, ekonomik sorunlar. Eğer biz 10 kardeş olsaydık kötü olurdu. Zaten babamın işi kötü gidiyor yakında 4 kardeş olucaz üç iken. Ya ne buluyorlar çocukta, ha yapmışsın ha yapmamışsın. Daha çok var ama zaman yetmiyor (Sevda/Orta-1) -Çevre kirliliği, gürültü, insanların küfürleri, cahillik, işsizlik, kötümserlik, çok çocuk, ekonomik durum, hilekarlık, hak yemek, emek yemek. Yok birşey yok. Bu ülke düzelmez (Murat/Orta-1)
Kıyamet günü ne demektir ? -Kıyamet günü yani gerdek gecesidir. O gün hersey çok kötü olur. Bütün gece kıyamet kopuverir (Serpil/İlkokul-5) -Kıyamet günü herşeyin kıymetli olduğu bir gündür (Kemal/İlkokul-5)
Marmara bölgesinin iklimi nasıldır ? -Marmara bölgesinde miki iklim tipi görülür. Yumuşakımsı bir iklim olduğundan tabiata dayanır (Ferda/Lise-2)
Yönümüzü nasıl buluruz ? -Yolda gidiyorum bir adama rastladım aha bu yoldan gideceksin dedi giderim. Sora sora Bağdat'ı bile buluruz ki (Recep/Orta-2)
Yön bulma yöntemlerini yazınız ? -Yönümüzü kuyruklu yıldızla, mezar kapısıyla, duvar saatiyle, deniz kabuğuyla ve karınca kararınca yöntemiyle buluruz (Cemal/Orta-2)
Yaşanmış bir
iş başvuru hikayesi Yeni Şafak Gazetesi yazarı Mustafa Özel'in köşesine
taşıdığı, yaşanmış çok ilginç bir iş başvurusu hikayesi:
Alttaki işbaşvuru formunu dolduran Mehmet Tartar'ın başvuru formuna yazdığı cevaplar:
1. Adınız Soyadınız:
Mehmet Tartar
2.Yaşınız:
Yirmi sekiz.
3.Şirketimizdeki hangi pozisyon için Başvuruyorsunuz?
Mümkünse yatay bir pozisyon için. Eğer daha ciddi bir cevap istiyorsanız, ne iş
olsa yaparım. Şart öne sürebilecek durumda olsaydım, burada bu formu dolduruyor olmazdım.
4. Düşündüğünüz
ücret: Aylık 5.000 YTL maaş artı yıllık kardan yüzde 10 hisse! Eğer bu
mümkün değilse, siz bir ücret Önerin, ben size evet yahut hayır derim.
5. Eğitiminiz?
İdare eder
6. Son işiniz
Sadist bir şefin deneme tahtası olmak.
7. Son ücretiniz:
Hak ettiğimin çok altında.
8. Önemli başarılarınız:
Arakladığım kalemlerden muhteşem bir kolleksiyonum
var; evde sergiliyorum.
11. Çalışmak istediğiniz saatler:
Pazartesi, Salı ve Perşembe 13.00-15.00 arası.
12. Şimdiki işvereninizle görüşebilir miyiz?
İşverenim olsa burada olmazdım.
13. Fizik durumunuz 20 kilogramdan fazla taşımanıza engel Mİ?
Belli olmaz, ne taşıdığıma bağlı.
14. Otomobiliniz var mı?
Evet, ama soru yanlış sorulmuş. "Çalışır durumda bir otomobiliniz var mı?" diye
sorsaydınız, cevabım farklı olurdu.
15. Daha önce bir yarışma veya madalya kazandınız mı?
Madalyam yok ama lotoda iki kere 3 tutturdum.
16. Sigara içiyor musunuz?
Otlanacak bir enayi bulabilirsem.
17. Beş yıl sonra ne yapmayı hayal ediyorsunuz?
Bana tutkun zengin bir fotomodelle Bahama Adaları'nda yaşamayı. Bir yolunu biliyorsanız bunu beş yıl beklemeden de yapabilirim.
18. Yukarıdaki bilgilerin doğruluğunu taahhüt ediyor musunuz?
Hayır, ama sıkıyorsa aksini iddia edin.
19. Sizi bu başvuruyu yapmaya iten gerçek sebep nedir?
Birbiriyle tutarlılık derecesini kestiremediğim iki cevabım var:
a) İnsan sevgisi ve tüketicilerin iyi beslenmesine katkıda bulunma arzum.
Gırtlağıma kadar borca batmış olmam..
Sonuç: Mehmet Tartar işe alındı
Posted at 2008-09-17 02:51:55 PST(UTC-8H) |
Comments(11) | Permanent link
Saygin bir firmada yönetim, ise girmek isteyenlere bir soru sormus ve soruya en uygun cevabi veren kisiyi ise almislar. Bu soruda dogru veya yanlis cevap diye bir sey yok, sadece düsünce sistemi önemli.
Soru su:
Karanlik yagmurlu bir gece, yagmur yagiyor, firtina var, gök gürlüyor ve siz sabaha karsi 02.00' de tek basiniza issiz bir yolda araba ile gitmektesiniz. Arabaniz iki kisilik. Biraz ilerde otobüs duraginda 3 kisi bekliyor. Birincisi bir doktor, sizi daha önce geçirdiginiz kalp krizinden kurtarmis. Ikinci kisi, çok yasli ve hasta neredeyse ölmek üzere olan birisi. Üçüncüsü, hayatinizin rüyasi, her zaman tanismak için can attiginiz birisi. Hava gittikçe kötülesiyor ve arabanizda sadece bir kisiye yer var. Böyle bir durumda ne yapardiniz?
Soruyu iyice düsünün ve en iyi cevabi verin.
(cevap vermeden alt bölümlere geçmeyin.)
Görüsmecilerden bazilarinin cevabi söyle olmus:
A. Hasta adami en yakin hastaneye götürürdüm
B. Doktor daha önce hayatimi kurtardigina göre onu alirdim
C. Manen düsünürsem tabi ki hasta adami alirdim fakat kendi gelecegim ve hayatim için, her zaman tanismak istedigim, hayatimin rüyasini alirdim.
Burada dogru veya yanlis cevap diye bir sey yok sadece her bir kisinin durumu algilayisi ve ele alisi var
Bu görüsmede cevaplarin % 90' i "yasli adami alirdim" olmus., olmus; ama sadece bir kisiyi ise almislar.
O kisinin cevabi acaba nasilmis?
(Biraz düsünün ve sonra asagisini okuyun.)
Arabadan inip anahtari doktora veririm, doktor benim hayatimi kurtardigi gibi yasli kisiyi de hastaneye yetistirip iyilestirebilir.
Böylece ben de hayatimin insaniyla otobüs duraginda bas basa kalip onu tanima firsatini elde edebilirim.
Bu cevapla o kisi hemen ise alinmis.
Insanoglu tabii olarak bencildir, bütün verilen diger cevaplarda kimse arabasini vermeyi akil edememis.
Posted at 2008-09-12 10:39:36 PST(UTC-8H) |
Comments(5) | Permanent link
Otobüs yolcuları elinde beyaz bir baston taşıyan genç ve güzel kadının otobüse binişini içten gelen bi sempati ile izlediler. Basamakları geçti, boş olduğu söylenen koltuğu el yordamıyle buldu, oturdu, çantasını kucağına aldı. Bastonunu koltuğa yasladı. 34 yaşındaki susan, bir yıldır görmüyordu. Bir yanlış teşhis sonucu görmez olmuş, birden karanlık bir dünyanın içine düşmüştü. Öfke, kızgınlık kendine acıma.. Hayatta tek dayanağı artık kocası Mark'tı. Mark hava kuvvetlerinde subaydı.Susan'ı bütün kalbiyle seviyordu. Susan gözlerini kaybedince Mark karısının içine düştüğü umutsuzluğu hemen farketmişti. Ona yeniden güç kazanması, kaybettiği kendine güvene yeniden sahip olması için yardım etmeliydi. Susan gene kendi kendine yeterli olduğuna inanmalı, kimseye bağımlı olmadan yaşayabilmeliydi. Sonunda Susan'ı işine dönmeye ikna etti. Peki ama evden işe nasıl gidecekti? Genelde otobüsle giderdi. Ama şimdi kenti bir uçtan ötekine tek başına geçmekten korkuyordu. Mark her sabah onu arabası ile işe bırakayı önerdi. Kendi işi tam tam aksi yönde olduğu halde. İlk günler Susan kendini rahat hissetti Mark da " Görmüyorum, artık hiçbir işe yaramam " diyen karısını çalışmaya başlattığı için mutludu. Aa bir süre sonra Mark işlerin iyi gitmediğini farketti. Başkasına bağımlı yaşamın Susan'ı mutlu etmesi mümkün değildi. İşe eskiden olduğu gibi işe kendi başına otobüsle gitmeliydi. Ama Susan hala o kadar hassas ,o kadar kırılgan, o kadar öfkeliydi ki Ne yapabilirdi? "Otobüs" lafı ağzından çıkar çıkmaz Susan öfkeyle haykırdı.. "Nasıl yaparım ? Görmüyormusun ben körüm!! Nerde olduğumu nereden bilirim, nereye gittiğimi nasıl anlarım. Galiba sana ağır gelmeye başladım, beni başından atmaya çalışıyorsun.." Duydukları Mark'ın kalbini fena halde kırdı. Ama ne yapacağını biliyordu. "Her sabah ve her akşam otobüsü arabala takip edeceğim. Sen bu yolculuqu tek başına yapmaya hazır olana dek sürecek bu." Tam iki hafta Mark, Susan'ın otobüsünün arkasından gitti İki hafta boyu karısına görme dışındaki duyularını nasıl kullanacağını anlattı. Özellikle duymanın pek çok sorunu çözececeğini izah etti. Kulakları ona nerede olduğunu söyleyebilirdi. Yeni yaşam tarzına alışmasına yardımcı olabilirdi. Otobüs şöförü ile ahbap olursa, herşey kolaylaşır, şöför hergün önde bir yer ayırırdı. Nihayet susan yolculuğa tek başına yapmaya hazır olduğunu hissetti . Pazartesi sabahı geldi Ayrılırken otobüsün geçici eskortu kocasına , hayattaki büyük dostuna sarıldı . Gözleri yaşla doluydu Susan'ın . Kocasına öyle teşekkürle doluydu ki Onun sabrı, sadakati, desteği ve sevgisiyle umutsuzlık uçurumundan nasıl çıkmış, nasıl yeniden hayata dönmüştü.. "Allahasımarladık " dedi kocasına ve uzun amandan beri ilk defa ters yönlerde yola çıktılar. Pazartesi ,Salı, Çarşamba.. Hergün mükemmel geçti Susan için. Kendini hiç bu kadar iyi hissetmemişti,yapıyordu, başarıyordu, tek başına başarıyordu. Kendi kendine gidip gelebiliyordu işte. Cuma sabahı, Susan her günkü gibi otobüse bindi, ofisinin karşısındaki durakta inerken bilet parasını uzattı şöföre. "Sizi kıskanıyorum bayan " dedi şöför. "Neyimi kıskanıyorsunuz benim " diye sordu şöföre. " Sizin kadar sevilmek, bu kadar şefkat ve sevgiyle korunmak çok hoş bir duygu olmalı bayan" dedi söför. " Nasıl yani" dedi Susan . " Bir haftadır, her sabah yakışıklı bir subay köşede duruyor ve siz otobüsten inene kadar izliyor. Yolu kazasız geçmenize bakıyor, ofisinize girene kadar oradan ayrılmıyor. Sonra size bir öpücük yolluyor, elini sallıyor ve yürüyüp gidiyor. Siz çok talihli bir kadınsınız bayan.." Mutluluk gözyaşları Susan'ın yanaklarından akmaya başladı. Ve birden hatırladı Mark'ı hiç görmüyordu ama bir haftadır yanında olduğunu hem de öyle kuvvatli hissediyordu ki. Talihli gerçekten çok talihli idi. Öyle bir armağan vermişti ki ona hayat, görmeden daha değerliydi . Bu armağanın varlığına inanması için görmesi gerekmiyordu. "SEVGİNİN AYDINLATMAYACAĞI KARANLIK YOKTU ÇÜNKÜ..."
Posted at 2008-09-11 09:23:00 PST(UTC-8H) |
Comments(2) | Permanent link
Ortaokulda okuyan ve kısa bir süre önce annesini kaybeden genç,babasıyla birlikte yaşıyordu. >Babasıyla aralarında çok güzel bir dostluk vardı.Genç >okulun futbol takımındaydı.Takımdaydı ama, ufak-tefek yapısı ve >tecrübesizliği sebebiyle hoca ona bir türlü maçlarda görev vermiyordu. Bu yüzden her zaman yedek kulübesinde otururdu. >Buna rağmen babası hiçbir maçını kaybetmez ve her zaman ayağa kalkar tezahürat yapardı. >Liseye başladığında yine sınıfın en sıska öğrencisiydi.Fakat babası onu hep >futbol oynamaya >teşvik etti;bununla birlikte,eğer istemezse oynamayabileceğini de belirtti.Delikanlı futbolu >seviyordu ve takımda kalmaya karar verdi.Her idmanda elinden geleni yapıyor >takımın as >oyuncusu olmaya gayret ediyordu.Ama sürekli yedek kulübesinde oturmaktan kurtulamadı. >İnançlı babası tribünde her zaman ki yerini alıp o?lunu >desteklemek için tezahürat yapmaya devam ediyordu. >Genç üniversiteye başladışında futbol onun için önemini kaybetmeye yüz tuttu,ama yine de >elinden geleni yaptı.Herkes onun okul takımına giremeyeceğinden emin olsa >da >o bunu başardı. >Takımın antrenörü onu listeye dahil ettiğini,Çünkü her idmana yüreğini koyduğunu ve takımın >diğer üyelerini de şevke getirdiğini itiraf etti. >Takıma girebildiği onu o kadar >heyecanlandırdı ve sevindirdi ki ,soluğu en yakın telefon kulübesinde aldı >ve babasına müjdeyi >verdi.Onun bu başarısına sevinen baba mutluluğunu paylaştı ve kendine maçların sezonluk >biletlerini göndermesini istedi. >Üniversitede dört yıl boyunca hiçbir idmanı kaçırmayan genç,ne yazık ki hiçbir maçta oynayamadı. >Futbol sezonunun sonlarına doğru,büyük bir eleme maçının idmanı için sahaya >çıkmaya hazırlanan >gencin yanına, elinde telgrafla antrenörü geldi.Delikanlı telgrafı okuyunca >ölüm sessizliğine >büründü.Güçlükle yutkunarak hocasına şunları söyledi >"Bu sabah babam ölmü? izninizle bu gün idmana gelmesem?" >Hocası onun şefkatle boynuna sarıldı ve"bu >hafta dinlen evlat" dedi.Ve cumartesi günkü maçada gelmeyi aklından geçirme." >Cumartesi geldi çattı,ama okul takımının durumu hiçde iyi de?ildi.Maçın sonlarına doğru sessizce bir >kişi soyunma odasına girdi,formasını ve futbol ayakkabısını giyip sahanın kenarına çıktı. >Babası ölen ufaklıktı bu! >Antrenör ve oyuncular bu azimli arkadaşlarını bu kadar kısa sürede tekrar aralarında görmekten son >derece şaşkındılar.. >Hocasının yanına giden genç "Lütfen izin verin oynayayım" dedi. >"Bu gün oynamak zorundayım." >Hocası önce onu duymamış gibi davrandı.Böylesine zor bir eleme >maçında takımının en kötü oyuncusunu sahaya çıkarmasına imkan olmadığını düşünüyordu.Ama genç o >kadar ısrar etti ki,sonunda ona acıyan hocası razı oldu:"Peki,oyuna girebilirsin." >Gencin oyuna girmesinin üstünden çok geçmemişti ki,hem hoca,hem oyuncular hem de arkadaşları >gördüklerine inanamadılar.Daha önce hiç oynamamış bu meçhul ufaklığın her hareketi harika,attışı >her pas isabetliydi.Karşı takımın oyuncuları onu durduramıyordu.Koşuyor pas >veriyor, savunmaya >geçiyor ve maçın yıldızı gibi parlıyordu.Sonunda gencin takımı aradaki farkı >kapattı,nihayet atılan >gollerle de beraberliği yakaladı.Ve son saniyelerde >ufaklık topu tek ba?ına sürükleyip herkesi geçti ve galibiyet golünü attı.Maç bitmişti,okulun taraftarları sevinç çığlıkları atıyor,arkadaşları >ufaklığı omuzlarında taşıyordu. >Seyirciler stadyumu terk ettikten,oyuncular duşlarını alıp soyunma odasına >boşalttıktan sonra,takımın >hocası ufaklığı bir köşede tek başına sessizce oturduğunu fark etdi.Yanına >gidip "Evlat,inanmıyorum. >Bu gün bir harikaydın" dedi."sana ne oldu bunu nasıl yaptın anlat bana "dedi. >Hocasına bakan genç gözleri dolu dolu şunları anlattı: >"Babamın öldüğünü biliyorsunuz. >Peki onun gözlerinin görmediğini de biliyor muydunuz?" >Delikanlı güçlükle yutkundu,Gülümsemeye çalıştı. >"Babam bütün maçlara geldi.Çünkü görmediği halde beni desteklemek istiyordu. >Ve ilk defa >bu gün beni görebilirdi. >Ben bu fırsatı kullanmak ve oynayabildiğimi ona >göstermek istedim!!!!!"
Posted at 2008-09-09 08:45:11 PST(UTC-8H) |
Comments(2) | Permanent link