>>Yürek Söz Verdiyse, Bizde Sözden Dönülmez, Kalp Kalbe Gönül Vermişse Bizde İnkar Edilmez, Bizde Gurur Zedelenir Ama Sevgiye, Dostluga Asla İhanet Edilmez!!!
Elimdeki çiçeklerin ikisi hariç hepsi papatya, ikisi hariç hepsi gül ve ikisi hariç hepsi karanfil olduğuna göre elimde hangi çiçekten kaç tane bulunmaktadır ?
BİDON
Elinizde 5lt ve 3lt hacimli iki adet bidon mevcut. Sadece bu iki bidonu kullanarak 4 lt suyu nasıl elde edersiniz
ÜÇ ÇOCUKLU BARMEN
Bara gelen adam barmenin ikisi ikiz üç çocuğu olduğunu öğrenir.Yaşlarını sorar. Barmen çocukların yaşlarının çarpımının 72 olduğunu söyler. Adam bu yetersiz der. O zaman barın kapı numarasına bak çocukların yaşlarının toplamını göreceksin der barmen. Bakar gelir adam. Adam "Bu da yetersiz der" ve biraz daha ipucu vermesini ister barmenden . "En küçük çocuğum dondurmaya bayılır" der barmen. Adam çocukların yaşlarını anlamıştır bu sefer. Siz de anladınız mı çocukların kaç yaşında olduklarını...
cevapları en kısa zamanda:))))))))))))
Postat la 24.05.2008 22:23:40 EET(UTC+2H) |
Comentarii(6) | Link permanent
Evine geldiğinde karısı şişmiş gözlerle mutfak masasında oturmuş su içiyordu. Bülent hiç konuşmadan meyveleri büyükçe bir tabağa döküp yıkadı., sonra eşinin önüne koydu. - Bunlar dünyanın en şanslı meyveleri, dedi. İnci hiç konuşmadı. - Sorsana "niye" diye. İnci kızgın kızgın: - Niye? Diye sordu. - Çünkü dünyanın en güzel ve en tatlı kadının midesine gidecek, dedi gayet ciddi bir ses tonuyla. İnci şaşırmıştı. Bir anda yüzünün ifadesi yumuşamıştı. - Bunlar senin sevdiğin meyveler, senin için aldım. - Hayret bir şey! Her zaman kendi sevdiğin meyveleri alırdın. Benim hangi meyveleri sevdiğimi iyi hatırlamışsın. Aslında bu beklediğimistediğimbir şeydi. "bak senin sevdiğin meyveleri aldım" Ama şimdi kıymeti yok. Çünkü sana çok kırgınım, meyvealarak gönlümü alamazsın. - Özür dilerim seni kırdığım için. Sonra Bülent yere diz çöktü. - Cezam neyse razıyım. Ama bir tek şey istiyorum senden. Seni delice seven bu adamı senden mahrum etme. - Bülent yere çömelmiş, boynu bükük bir vaziyette çok komik görünüyordu. İnci kıkır kıkır gülmeye başladı. - Affetmek o kadar kolay değil. Bakalım hangi cezalara katlanabileceksin, dedi. Bülent işte o zaman ona muzip muzip bakan eşinin içinde sakladığı küçük kızı gördü Bundan sonra her şey daha farklı olacak diye düşündü
Postat la 07.05.2008 00:55:56 EET(UTC+2H) |
Comentarii(1) | Link permanent
Çeşitli milletlerden kadınlara “Kocanız sizi aldatırsa ne yaparsınız?” diye sormuşlar işte yanıtlar: - Amerikalı: alacağım nafakayı hesaplamaya başlarım. - Fransız: dünyada başka erkek mi yok hemen yenisini bulurum. - Rus: votkalarla sarhoş olurum - İngiliz: viski ne güne duruyor. - İtalyan: kocamı öldürürüm. - İspanyol: kocamı da sevgilisini de öldürürüm. - Alman: kendimi öldürürüm. - Japon: önce kocamın sevgilisini, sonra kendimi öldürürüm. - Arap: hocaya gider muska yazdırırım. - Türk: kocam beni aldatmaz! :)))))
Postat la 01.04.2008 19:24:32 EET(UTC+2H) |
Comentarii(2) | Link permanent
Bir gidişi yaz" dediler, "yazarım" dedim... gitmeleri öğrenmiştim. Susardı, susardım, susardık, suskularca..... Bilinir bilinmez bir şarkının içinde kaybolurduk. Biz en çok susmayı sevdik, sevmeyi sevemediğimiz kadar. Koptuk ve dağıldık her şeye. Giderken durduramadık birbirimizi. Durdurmaya elin, elim, ellerimiz yetmedi. Eğitemedim çocuk kalmış korkularını, yanılgılarını törpüleyemedim. Sana gerçekleri gösteremediğim gibi.
Giderken durdurmalıydın beni, yapmalıydın, yapamadın. Durdurmaya gücün, gücüm, gücümüz yetmedi. Belki de yoktu, biz var sandık. İnsan isterse yolları aşıyor, sen kapının eşiğini aşıp gelemedin. Geldiğim gibi gidemedim, gittiğim gibi dönemedim yüzüne. Sen, bildiğim sen değilsin artık. Ben, bildiğin ben, değişemem. Değişmelere suskun dudaklarım.
Şimdi acı, yolunu şaşırmış bir deniz kaplumbağası gibidir yüreğimde. Şaşkın ama inatçı. Şimdi sen, adı geçmişte saklı ince bir sızı. Şimdi biz, bir şarkıdan çalınmış iki nota gibiyiz. Eksiğiz ve yokuz. Dilsiz ama mutluyuz.
Bir kapının eşiğinde kaldı her şey. Beni dışarıya göndermeyecektin, içerde tutacaktın, arkamdan gidişimi seyretmeyecektin, yollara yürümeyecektim, sesimi gidişlerde yitirmeyecektim. Sesimi geceye vermeyecektin. Şimdi, kaldır gözlerini ve geceye bak. Sesimi gör yukarıda, ortada bırakılmış tellerimi. Densiz ama dengeli satırlarımın anlamını kavra. Geceye bak, sesimi kaydırma.
Kimsenin öğretmediği bir şeyi öğretmeni dilerdim, ayrılırken ama sen herkesin öğrettiğini yineledin şimdi aşk, inançlarını yitiren bir ayyaştır köprü altlarımda..
Biz ki geceleri paylaştık, yastığı, şarkıları. Biz ki sözleri paylaştık, kelimeleri. Biz ki yüreği paylaşamadık, paylaşamadım galiba. Nedendir bilmem, eksik kaldık korkulara. Nutku tutulan gecelerin isimsiz sabahlarında, yanlış ve yangın kaldık. Geride kalan kırık ezgiler ve yorgun ruhların dansı.
Sokağımın serseri gülüşü, gençliğimin asi sevgisi, isyanımın suskun gezgini. Gitmeye meyilli değildim, olduğum gibiydim, dinletemedim, dinletemedin, dinletemedik belki de.
Şimdi sen, aksak bir hüzün, nerede coşacağını bilmeyen. Şimdi ben, değişemeyen bir şehir, nasıl sevileceğini bilen. Şimdi biz, olmayan bir şeyiz.
Postat la 31.03.2008 13:09:28 EET(UTC+2H) |
Comentarii(1) | Link permanent
Erkek - “Çoğu kadınlardan hoşlanıyorum. Ben bir tek kadınla birlikte olamam”. Kadın, buna gülümsedi Erkek -” Ben kendi halindeyim. Ben özgürüm ve kimseye bir şey borçlu değilim”. Kadın, bir sigarayı yaktı ve gözlerini aşağı indirdi. Erkek -”Beni anlayan ve özgürlüğüme değer veren kadınlardan hoşlanıyorum”. Kadının, buna gene gülümsedi ve sigaranın dumanı derin çekti. Erkek - “Senden hoşlandım. Güzel vakit geçirelim birlikte”. Kadın, sigaranı söndürdü ve onun gözlerine baktı. Erkek, anladı ki kadının buna itirazı yok. Erkek - “ Hayatında galiba çok erkekler vardı? ” Kadın, erkeği sarıldı. Erkek -” Benimle olmaktan mutlumusun? ” Kadın, gözlerini kapattı ve erkeği öptü. Sabah giderken …… Erkek- ”Her şey mükemmeldi ama olanlar aramızda kalsın”. Kadın, elini uzattı ve erkeğin omzundan görülmeyen bir toz parçası çıkarttı. Erkek -”Ben seni ararım bir gün.” Kadın, başını salladı ve kapıyı kapattı Erkek, aynı gün akşam kadına aradı, kadın evde yoktu, gece geç saatte ancak cep telefonundan ulaştığında Kadın ancak bir hafta sonra onun gelmesine izin verebileceğini söyledi. Erkek -”Bensiz nasıl eğlendin? ” Kadın, gülümsedi ve bir fincan kahve ikram etti. Adam, Kadını neredeyse her gün arıyordu. Kadın bazen hiç cevap vermiyordu. Adam kadının izini olduğu zaman geliyordu artık ona. Adamı Neden nadir davet ettiğini açıklamıyordu. Kadın telefona cevap vermediği zaman adam sinirleniyordu. Kadının başkası ile dolaştığını duyduğunda adam kendine yer bulamıyordu. Onların ilişkisinden herkesin haberi olsun diye adam istemişti oysa; Kadın buna karşıydı Adam bu Kadının sadece onun olmasına istiyordu artık, elleri kıp kırmızı güllerle dolu gelmişti kadına, Kadın çiçekleri aldı ama bir daha davetsiz gelmemesine rica etti. Adam kadına onun eşi olması için yalvardı… Kadın -: “Ben kendi halindeyim.” Adam bir sigarayı yaktı ve elleri titremeye başladı Kadın - “Ben özgürüm.” Adam aniden kendini üşümüş gibi hissetti … Kadın -” Ben kimseye bir şey borçlu değilim”. O arada Erkek kalbinin duracağına zannetti. Kadın - ” Ve hiçbir şeyi değiştirmeye niyetim yoktur.”
Bir kadınla konuşurken her zaman iyi düşünmelisiniz! :)
Postat la 22.03.2008 14:34:44 EET(UTC+2H) |
Comentarii(6) | Link permanent
Asya kıtasında maymun yakalamak için kullanılan bir çeşit tuzak vardır.
Bir hindistancevizi oyulur ve iple bir ağaca bağlanır.
Hindistancevizinin altına ince bir yarık açılır ve oradan içine tatlı
bir yiyecek konur.
Bu yarık sadece maymunun elini açıkken sokacağı kadar
büyüklüktedir, yumruk yaptığında elini dışarı çıkaramaz. Maymun,
tatlının kokusunu alır, yiyeceği yakalamak için elini içeri sokar ve
yiyeceği kavrar, ama yiyecek elindeyken elini dışarı çıkarması
olanaksızdır.
Sıkıca yumruk yapılmış el, bu yarıktan dışarı çıkmaz. Avcılar
geldiğinde, maymun çılgına döner ama kaçamaz. Aslında bu maymunu,
tutsak eden hiçbir şey yoktur. Onu sadece onun kendi bağımlılığının
gücü tutsak etmiştir. Yapması gereken tek şey elini açıp yiyeceği
bırakmaktır. Ama zihninde açgözlülüğü o kadar güçlüdür ki bu tuzaktan
kurtulan maymun çok nadir görülür.
Bizi tuzağa düşüren ve orada kalmamıza neden olan şey, arzularımız
ve zihnimizde onlara bağımlı oluşumuzdur. Tüm yapmamız gereken, elimizi
açıp benliğimizi ve bağımlı olduğumuz şeyleri serbest bırakmak ve
dolayısıyla özgür olmaktır.
Postat la 13.03.2008 15:19:09 EET(UTC+2H) |
Comentarii(2) | Link permanent
İki şey insanı \'nitelikli insan\' yapar 1- İradeye Hakim Olmak 2- Uyumlu Olmak
İki şey \"Ekstra Değer\" katar : 1- Hitabet ve diksiyon eğitimi almak 2- Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek
İki şey geri bırakır : 1- Kararsızlık 2- Cesaretsizlik
İki şey kaşif yapar : 1- Nitelikli çevre 2- Biraz delilik
İki şey ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar : 1- Baskın yeteneği bulmak 2- Sevdiğin işi yapmak
İki şey başarının sırrıdır : 1- Ustalardan ustalığı öğrenmek 2- Kendini güncellemek
İki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır : 1- Niyetin saf olması 2- Ruhsal farkındalık
İki şey milyonlarca insandan ayırır : 1- Sorunun değil, çözümün parçası olmak 2- Hayata ve herşeye yeni (özgün, orijinal, farklı) bakış açısıyla yaklaşabilmek
İki şey gelişmeyi engeller : 1- Aşırılık (mübağala, abartı, ifrat, tefrit) 2- Felakete odaklanmış olmak
İki şey çözüm getirir : 1- Tebessüm (gülümseme, sırıtma veya kahkaha değil) 2- Sükut (susmak)
İki şey \"Kalitesiz İnsan\" ın özelliğidir : 1- Şikayetçilik 2- Dedikodu
İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer : 1- Bakış açısını değiştirmek 2- Karşındakinin yerine kendini koyabilmek
İki şey yanlış yapmanı engeller : 1 - Şahıs ve olayları akıl ve kalp süzgecinden geçirmek 2- Hak yememek
İki şey kişiyi gözden düşürür : 1- Demagoji (Laf kalabalığı) 2- Kendini ağıra satmak (övmek, vazgeçilmez göstermek
Postat la 28.12.2007 04:59:07 EET(UTC+2H) |
Comentarii(2) | Link permanent