Vakti geldi,ayrılığın ne yapsak boş, Kurtulamaz bu sevda bu amansız rüzgardan. Yüreğimde saklı kalan anılarda, Gidiyorum bu şehirden sevgilim hoşçakal.
Gözlerindeki yaşı sil canım benim, Burada bırak git. Gereksiz artık,anlamı yok sözlerin, Bu aşk gömülmeli.[Nakarat]
Oysa senle çok zamanlar paylaşırdık, Acıları,umutları,hiç usanmadan. Yüreğimde saklı kalan anılarda, Gidiyorum bu şehirden sevgilim hoşçakal..
Sabah uyandıgında midesinde bir yanma hissetti. Yanmanin nedeni aksam yedikleri degil, uyanir uyanmaz bugün yapacaklarinin aklina gelmesiydi. Bugün 2 yildir götürmeye çalistigi bir birlikteligi bitirecekti. Aslinda bunu yapmakta geç bile kalmisti. 'Bitmeli dedi içinden, her gün bu tatsiz uyanis bitmeli.' Genç adam bunlari düsünürken surati sekilden sekile giriyordu. Süratle giyinerek disari çikti. Bugüne kadar hiç bekletmemisti onu, simdi de bekletmemeliydi. İzmir, soguk ve yagmurlu bir Nisan ayi yaşıyordu. Genç adam gökyüzüne bakarak iç geçirdi; 'Bulutlar bizim yasayacaklarimizi biliyor. Onlar bile agliyor halimize...' >>> >> BULUSMA VAKTI... Artik karşıyaka iskelesindeydi. Birkaç dakikalik beklemeden sonra karsidan kiz arkadasinin geldigini gördü. Simdi midesindeki agri daha da artmisti. Konak'a geçtiler. Yolculuk sirasinda hiç konusmadilar. Genç kiz, sevgilisinin bu durgunluguna anlam verememisti. Nereden bilecekti bugün ayrilik çanlarinin çalacagini... Konak'a geldiklerinde bir cafede oturdular. Genç kiz anlamisti sevgilisinin kendisine bir sey söylemek istedigini. 'Bana birsey mi söylemek istiyorsun' diye sordu. Genç adam, gözlerini kaçirarak 'Evet' dedi. Genç kiz heyecanlanmisti, biraz da sinirlenerek 'Söylesene, ne diye bekliyorsun' dedi. Genç adam içini çektikten sonra 'Sence biz nereye kadar gidecegiz?' diye sordu. Genç kiz, 'Bunu sorma geregini niye duydun?' diye yanit verdi. Genç adam söze basladi... ''Birkaç ay önce aksam 23:00 civarinda sana telefon açip senin için yazdigim siiri okumak istemistim. Sen bana 'Sirasi mi simdi canim yaa, isin gücün yok mu?' demistin. Biliyormusun o an nakavt olan bir boksör gibi hissettim kendimi. Özür dileyip telefonu kapatmistim. Daha sonra da bu siiri benden hiç istememistin. Geçenlerde hasta olup yataklara düstügümde arkadaslarimla birlikte sen de gelmis, Meral'in 'Sen sanslisin, sevgilin sana bakar' sözüne 'Isim yok da sana mi bakacagim, annen baksin' demistin. Hatirladin mi?' DUYGUSALLIGI SEVMEM... Genç kiz, 'Biliyorsun ben duygusalligi sevmiyorum. Hem hasta bakici gibi göründügümü de kimse söyleyemez' diye yanitladi. Genç adamgüldü, Evet canim haklisin. Zaten olmak istesen de bu kalbi tasidigin sürece hasta bakici, hemsire falan olamazsin.' Genç adam devam etti... 'Bana simdiye kadar kaç kere sabahin erken saatlerinde güzel sözcüklerden olusan bir mesaj çektin? Hiç... Hatta günün hiçbir saatinde çekmedin. Duygusalligi sevmeyebilirsin. Ama sen seni seven insanlari da mutlu etmeyi sevmiyorsun. Halbuki ben senin tam tersine kendimden çok insanlari mutlu etmeyi seviyorum. Seni tanidigimdan beri her sabah, her aksam, her gece yani seni andigim her saat tatli bir mesajim vardi senin için. Biliyor musun? Seninle ben AKLA KARA gibiyiz. Genç kiz anlamisti, 'Yani ne istiyorsun benden sair olmami mi?' Genç adam tekrar gülümsedi içinden. Dün gece verdigi ayrilik kararinin ne kadar dogru oldugunu düsündü. 'Hayir' dedi, 'Sair olmani istemiyorum. Olamazsin da... BIZ AYRILMALIYIZ. Ayrilirsak ikimiz için de en hayirlisi olacak.' Genç kiz sasirmisti, 'Neden ama? Ben seni seviyorum. Senin de beni sevdigini saniyordum.' Genç adam iç çekerek 'Hayir canim, sen beni sevdigini saniyorsun. Eger beni sevseydin simdi baska seyler konusuyor olurduk' dedi. Genç kizin gözleri yasarmisti. Genç adam cebinden çikarttigi mendili uzatti, genç kiz gözyaslarini silerek 'Sen bilirsin, umarim beni bir baskasi için birakmiyorsundur...' dedi. Genç adam 'Nasil böyle bir sey düsünürsün, senden baska kimse olmadi ve uzun zaman da olacagini sanmiyorum' yanitini verdi. Genç adam ve genç kiz iki sevgili olarak oturduklari masada artik iki yabanciydilar. Birkaç dakika sessizce oturduktan sonra Genç kiz, 'Kalkalim istersen' dedi. Genç adam 'Ben biraz daha burada kalmakistiyorum, istersen sen kalkabilirsin' diye yanitladi. Genç kiz 'Tamam o zaman sana mutluluklar dilerim' diyerek elini uzatti. Genç kizin sesi ve eli titriyordu. Genç adam, Istersen arkadas kalabiliriz' dedi ve birbirlerine son kez sarildilar. "BEN DOGRU YAPTIM..." Genç adam dogru yaptigina inaniyordu. Eve döndügünde yürümekten bitap bir haldeydi. Odasina girdi. Gece bitmek bilmiyordu. Sabah erken kalkip ise gidecekti, uyumaliydi. Birkaç saat sonra uykuya dalmayi basardi. Sabah 7'de saatin ziliyle uyandi. Evden çikacagi zaman cep telefonuna bakti, mesaj ve 10 cevapsiz arama vardi. Yorgun oldugu için duymamisti telefonun sesini. Aramalar ve mesaj sevgilisindendi. Heyecanla mesaji açti, sunlar yaziyordu:
SADECE ONLARI SEVMEYI SEVDIM, HEPSINI ONLARSIZ YASADIM DA, BIR SENI SENSIZ YASAYAMIYORUM, BU ASKI TEK KALPTE TASIYAMIYORUM, SANA YEMIN GÜZEL GÖZLÜM, BIR TEK SENI SEVDIM, VE SENI SEVEREK ÖLECEGIM, ELVEDA BIRTANEM... Genç adam sasirmisti. Onu tanidigi günden beri ilk defa siir aliyordu ve üstelik sabahin besinde yazmisti. Heyecanla onu aradi, telefonu yabanci bir ses açti. Genç adam ''Nalan'la görüsebilir miyim?'' dedi. Ama karsisindaki agliyordu, hiçkira hiçkira hemde... ' Ben onun annesiyim yavrum, kizim bu sabah intihar etti. gece sabaha kadar birilerini arayip durdu. Sabah odasinin isigini sönmemis görünce girdim. Yavrum kendini asmisti....' YIGILIP KALDI... Genç adam beyninden vurulmusa döndü. Bir gün önceki mide agrisinin iki katini çekiyordu simdi. Oldugu yerde yigilip kaldi...
Birkaç ay sonra iki doktor konusuyordu hastanede. Doktarlardan biri digerine karsidaki hastanin durumunu soruyordu. Doktor yanit verdi... 'Haaa o mu? Üç ay önce getirdiler. Kendisi yüzünden bir kiz intihar etmis. O günden sonra cep telefonunu elinden hiç birakmamis. Devamli bir seyler yazip birine yolluyor. Geçenlerde merak ettim. O uyurken gönderdigi numarayi aradim. Numara 3 ay önce iptal edilmis. Gelen mesajlarda bir siir var. Bu adam duygusal mi bilmem ama benim anladigim kadariyla siiri yazan çok duygusal biriymis...
"ÇEVRENIZDEKI INSANLARIN NE HISSETTIGI YA DA NE DÜSÜNDÜGÜNDEN O KADAR EMIN OLMAYIN, BAZEN BIR KALBIN, IÇINDE NELER SAKLADIGINI ÖGRENDIGINIZDE HERSEY IÇIN ÇOK GEÇ OLABILIR..." AMA YINEDE SEVGINIZI GOSTERMEKTE GEC KALMAYIN ÇUNKU ;
KARSINIZDAKI INSANIN SIZDEN DUYABILECEGI EN UFAK BIR TATLI SOZ ONUN YENI BIR GUNE MUTLU BASLAMASINA NEDEN OLABILIR veya SIZE KARSI OLAN SEVGISINI BIR KAT DAHA ARTTIRIR...........
tek kurtuLuş kaçmak mı ßu hayattan geride biraktikLarini umurSamadan yasadikaLarini hatirLamadan bir kerede gecmişi siLmek mi hayat yoksa kimseyi umursamadan gitmek mi yada kabullenip ßir yanın eksik yaşamak mi qün qectikce yanLizLaşmak hayattan birseyLer bekLeyipde karşiLiqini aLamamak Ümit etmek Sonsuza kadar . ..
İyi Yapılmış Bir İşi Takdir Etmeyi; "Bana bakın, çıkın birbirinizi dışarıda gebertin, evi daha yeni temizledim...!!!"
Duaların Gücünü; "Yat kalk dua et ki baban müzik setinin bozulduğunu fark etmedi..."
Zamana Karşı Yarışmayı; "O oyuncaklarını topla yoksa bir tekme attığım gibi hepsini karşı sahilden toplarsın.."
Mantıklı Düşünmeyi; "Ben öyle diyorsam öyledir...!!!"
İleri Görüşlü Olmayı; "Çıkmadan önce temiz bir çamaşır giy.. yolda Allah korusun başına bişi gelir kirli çamaşırla etrafa rezil olursun."
Hayatın Trajikomik Yanlarını; "Sen daha orda gülmeye devam et, birazdan ben seni tam güldüreceğim..."
Hayatın Çelişkilerle Dolu Olduğunu; "Kapa çeneni ve çorbanı iç ..!!"
Dayanıklı Olmayı; " O ıspanak bitene kadar sofradan kalkmak YOK..!!!"
Hava Raporu Tahmini Yapmayı; " Şu dağınıklığa bak... Yabancı biri görse odanın ortasından kasırga geçmiş sanır..."
Abartmayı; "Sana 500 bin defa söyledim kirli ayakkabılarınla içeri yürüme diye..!!"
Olağanüstü Durumlara Hazırlıklı Olmayı; "Dinleme bakalım anne sözü dinlemee...!!! 'Kafana meteor düşecek kenara çekil' diye bağırsam onu bile dinlemezsin di mi......!!!!"
Kıskanmayı; " Dünyada senin annen baban gibi mükemmel bir aileye sahip olmayan kaç milyon çocuk var biliyor musun..."
Sabırlı Olmayı; "Baban eve gelsin, sen görürsün''
Hakkımızı Alacağımızı; "Eve vardığımızda ben bilirim sana yapacağımı" Diyalog Kurmayı; "Sana bir şey sorduğumda cevap ver...!!" "Ne söyleyeyim anne?" "Sus!! Bana cevap verme!!!"
Tıp Bilgilerini; "Gözlerini şaşı yaparken bir gün öyle kalıvereceksin, göreceksin gününü"
Olgun Olmayı; "Bu tabağın hepsini bitirmezsen asla büyüyemezsin."
Bilgeliği; "Benim yaşıma gel de anlarsın o zaman."
Ve Adaleti; "Bir gün senin de çocukların olacak. İnşallah onlar da sana senin şimdi bana yaptıklarını yaparlar...
Daha numarayi çevirirken, nasil bilmiyorum ama, numaranin yanlis oldugunu biliyordum. Telefon iki kez çaldi, sonra birisi açti. Ters bi erkek sesi, "Yanlis numara!" dedi ve telefonu yüzüme kapatti. Canim sikkin, bir daha çevirdim. Ayni ses, "Size yanlis dedim!" dedi ve yine yüzüme kapatti. Yanlis numarayi çevirdigimi nereden biliyordu? Bu olay oldugunda New York City Polis Departmani'nda çalisiyordum. Bir polis her zaman merakli -ve kaygili- bir insan olmak konusunda egitim görür. Ve ayni numarayi üçüncü kez çevirdim. "Yeter artik," dedi adam. "Yine sen misin?" "Evet, benim," diye yanitladim onu. "Daha agzimi bile açmadan yanlis numarayi çevirdigimi nereden biliyorsunuz?" "Bunu da sen bul!"
Telefon yüzüme kapandi. Ahize elimde kalakaldim oturdugum yerde. Adami bir daha aradim. "Buldun mu?" dedi. "Aklima bir tek sey geliyor... Sizi kimse aramaz." "Tamam buldun!" telefon dördüncü kez yüzüme kapandi. Sinirlerim gevsedigi için, gülerek aradim adami bu kez. "Simdi ne istiyorsun?" diye sordu. "Yalnizca... bir merhaba demek istedim." "Merhaba mi? Neden?" "Ne bileyim. Sizi kimse aramiyorsa, bari ben arayayim dedim." "Peki. Merhaba. Kimsiniz?"
Sonunda basarmistim. Meraklanma sirasi ondaydi. Kendimi tanittiktan sonra, ona kim oldugunu sordum. "Adim Adolf Meth. Seksen sekiz yasimdayim ve son yirmi yildir bir gün içinde telefonla bu kadar aranmamistim, yanlislikla olsa da!" Ikimiz de güldük. Yaklasik 10 dakika sohbet ettik. Adolf'un ne ailesi, ne de bir arkadasi vardi. Yakinlarinin tümü ölmüstü. Sonra ortak bir özelligimiz oldugunu kesfettik: New York City Polis Departmani'nda tam 40 yil çalismisti. Orada asansör görevlisi olarak çalistigi günlere iliskin anilarindan söz ederken sesi çok içten geliyordu. Kendisini tekrar arayip arayamayacagimi sordum. "Neden böyle bir sey yapmak istiyorsun?" diye sorarken saskinligini saklayamiyordu. "Ne bileyim. Telefon arkadasi olabiliriz, hani su mektup arkadaslari gibi." Tereddüt etti. "Bence bir sakincasi yok... Yani yeni bir arkadasim olmasinin."... Sesi oldukça duyarliydi bu kez.
Ertesi gün ögleden sonra ve sonraki günlerde Adolf'u yeniden aradim. Sohbeti tatliydi. Bana I. ve II. Dünya Savasi anilarindan, Hindenburg felâketinden ve diger tarihi olaylardan söz etti. Çok etkileyiciydi. Ona evimin ve ofisimin telefon numaralarini verdim, böylelikle o da beni arayabilecekti. Aradi da, hemen her gün.
Yalniz ve yasli bir adama karsi iyilik yapmak degildi amacim yalnizca. Onunla konusmak benim için önemliydi, çünkü benim yasamimda da büyük bir bosluk vardi. Yetimhanelerde, bakici ailelerin yaninda büyümüstüm, hiç babam olmamisti. Adolf yasamimda yavas yavas babam yerine koydugum bir insan olup çikti. Ona isimden, üniversitedeki derslerimden söz ediyordum.
Adolf yavas yavas yasamimda psikolojik danismanim rolünü üstlenmisti. Üstlerimden biriyle aramdaki anlasmazliktan söz ederken, yeni arkadasima, "Onunla aramdaki bu sorunu bir an önce çözmem gerekiyor" dedim. Adolf, "Acelen ne?" diye uyardi beni. "Birak aranizdaki olaylar biraz yatissin. Benim yasima geldiginde, zamanin pek çok seyin ilaci oldugunu anliyorsun. Isler kötüye giderse, o zaman konus onunla." Uzun bir sessizlikten sonra, "Biliyorsun," dedi sakin bir sesle. "Seninle kendi oglumla konusuyormusum gibi konusuyorum. Her zaman bir ailem ve çocuklarim olmasini istedim. Bu duygunun ne oldugunu anlayamayacak kadar gençsin." Hayir, degildim. Ben de hep bir ailem ve bir babam olsun istemistim. Fakat ona hiçbir sey söylemedim. Çok uzun zamandir yüregimde tasidigim aciya daha fazla katlanamamaktan korktum.
Bir aksam Adolf 89'uncu dogum gününün yaklasmakta oldugunu söyledi. Kendi ellerimle hemen çok büyük bir dogum günü karti hazirladim. Kartin üzerinde bir dogum günü pastasi ve 89 tane mum vardi. Bütün is arkadaslarimdan, hatta komiserimden bile karti imzalamalarini istedim. Yaklasik 100 imza oldu kartta. Adolf'un bundan çok hoslanacagindan emindim. Dört aydir telefonda sohbet ediyorduk, artik yüz yüze gelmemizin zamani gelmisti çoktan ve karti kendi elimle götürmeye karar verdim.
Kendisini ziyarete gidecegimi söylemedim Adolf'a. Bir sabah oturdugu apartmana gidip, arabami sokaginin basina park ettim. Apartmana girdigimde bir postaci elindeki mektuplari ayiriyordu. Adolf'un adinin yazili oldugu posta kutusunu kontrol ederken postaci dogru yerde oldugumu isaret etti basiyla. Evet 1H no.lu dairede yasiyordu, durdugum yerden yaklasik on metre ileride.
Yüregim heyecanla çarpiyordu. Acaba telefonda kurulan aramizdaki kimyasal yaklasim, yüz yüze de kurulacak miydi? Içimden bir süphe duygusu gelip geçti. Belki de babamin beni reddettigi gibi o da reddedecekti.
Adolf'un kapisini çaldim. Yanit gelmeyince daha hizli çaldim bu kez. Postaci basini kaldirip bana bakti.
"Kimse yok," dedi. "Evet," dedim, kendimi biraz tuhaf hissediyordum. "Telefonu yanitlamasi kadar uzun sürüyorsa, kapiyi açmasi da." "Akrabasi falan misiniz?" "Hayir, arkadasiyim yalnizca." "Çok üzgünüm," dedi üzgün bir sesle. "Bay Meth önceki gün öldü." "Öldü mü? Adolf mu?"
Bir an verecek bir yanit bulamadim. Saskinlik içindeydim, inanamiyordum bir türlü isittiklerime. Sonra kendimi toparladim, postaciya tesekkür ettim ve disariya çiktim.
Arabama dogru yürürken gözlerim yaslarla doluydu. Tam köseyi dönerken, bir kilise gördüm ve o anda Incil'den su tümce geldi aklima: Bir arkadas her zaman sever.
Özellikle öldükten sonra, dedim içimden. O anda bir seyin farkina vardim. Yasamlarimizdaki güzelliklerin farkina varmak kimi zaman ani ve beklenmedik bir olayla mümkün olur. Simdi, yasamimda ilk kez, Adolf'la birbirimize ne kadar yakin oldugumuzu anladim.
Her sey ne kadar da kolay olmustu, bir dahaki sefere kendime yakin bir arkadasi çok daha kolayca bulacaktim. Yavas yavas bir sicaklik kapladi bedenimi.
Adolf'un ters sesini isittim: "Yanlis numara!" Sonra kendisini neden bir daha aramak istedigimi sormasi geldi aklima. Yüksek sesle, "Çünkü sen benim için önemlisin Adolf!" dedim. "Çünkü ben senin arkadasindim."
Açilmamis dogum günü kartini arabamin arka koltuguna koydum ve direksiyona geçtim. Arabami çalistirmadan arkama döndüm, "Adolf," diye fisildadim: "Ben yanlis numara çevirmedim. Sen benim arkadasimdin."
Farzedinki erkegin biri msnde bir kızla konuşuyor.Ve kamera muhabbetine sıra geldi. Kamera açıldı ve bi baktı kız çirkin mi çirkin Bu olay karşısında olası diyaloglar
Kız : ee nasil görünüyorum ? erkek : valla kıçıma iki göz çizsem senden daha güzel görünür
Kız : nasıl görünüyorum ? erkek : önemli değil , herzaman yanımda poþet bulundururum
Kız : nasıl görünüyorum ? erkek : istersen camsız devam edelim , hatta en iyisi sen beni listenden sil !
Kız : nasıl görünüyorum ? erkek : waw mükemmelsin ! Kız : tbrk ederim erkek : şaka kız şaka , evrimini tamamla sonra görüşelim senle
Kız : evet ne düþünüyorsun benim için ? erkek : anne baba akraba mı senin ?
Kız : nasıl görünüyorum ? erkek : görmüyom , gözlerimi kapattım!
Kız : bak kimseye cam açmam aslında erkek : benim suçum neydi ?
Kız : nasılım ? erkek : Sana tel numaramı vermedim değil mi ? Kız : hayır vermedin , neden ? erkek : iyi !
Kız : iyi görünüyor muyum ? erkek : aaa maymun mu besliyon ? bu arada sen nerdesin camerada görünmüyon Kız : hayvan !
erkek : tamam kamera açılıyor. Kız : aaa kamerayı neden kapattın ? aaa çevirimdışı olmuş !
Kız : evet nasılım ? erkek : valla senin görüntüyü kaydedip forumda yayınlamak için camını açtırmıştım ama senin bu görüntüyü yayınlamaya kalksam kesin banlarlar beni!
yaşamın ii tarafını görüp yaşıyanlar ve yaşamın kötülüklerini görüp yaşıyanlar sözüm sizlere.Sen yaşamın hep ii tarafını gören insan hiç bir şeyi kendine dert etmiyen insan neden hep hayatın kötülüklerini gören insanı yargılarsın yada ona akıl verirsin ?senin ona gül eğlen hayatını yaşa demeye hakkın varmı?sen iibir aileye sahipsin gelelek endişen yok,ii bir eğitim görmüşsün ,maddi durumun ii ,sağlığın sıhatinde yerinde,evinde hergün iki tencere yemeğinde pişşiyo,güzel birde evde oyuruyorsun muhitimde ii belkide kendi mülkün yada kira ama eyvah yine kira günü yaklaşıyo gibi bir kaygın yok. dolayısıyla sen hayata pozitif bakabiliyorsun gülüp eğlene biliyororsun hiç bir sıkıntın derdin yok şu durumda senin sıkıntıların ne olabilir dertsiz insan olmaz ya sevgilinden ayrısındır onu dert edersin. yada bir arkadaşınla tartışmışsındır onu kendine dert edersin sadece.yada ah şu araba benim olsa keşke ah şu evde ben otursam keşke senin derdin bunlar bide hayatı boş tarafından gören insanlara akıl verirsin. Şimdi hayatı boş tarafından gören insana gelelim dostum sana bir sözüm yok sen hayatın ta kendisisin sana tek bişey dicem kendini ezdirme sanalda dahi olsa kendini kimseye ezdirme başın hep dik olsun yaşamda
Bir arkadasım Istanbul'a sevgilisi ile bulusmaya gidecegi gün ishal olmus. Fakat ne çare ki gitmek zorunda. Deniz otobüsüyle zorlu bir yolculuktan sonra (habire tuvalete tasınarak) bulusma yerine ulasmıs. Beklemeye baslamıs. Çok sıkıstıgı bir anda tam tuvalet arayacakken kız arkadasının geldigini görünce gidememis. Ancak o sırada epey bir miktar altına kaçırmıs. Renk vermemek için, "Buraya kadar gelmisken gel bir pantolon alalım" diyerek kızı bir magazaya götürmüs.
Tezgahtarın tüm ısrarına ragmen hiç denemeden magazadan bir pantolon alıp ayrılmıs. Gittikleri bir kafede, "Içime sinmedi. Ben sunu tuvalette bir deneyeyim" demis. Hemen kirlenmis çamasırını ve pantolonunu daracık havalandırma boslugundan atmıs.
Rahatlamanın verdigi huzurla çantanın içindeki posette duran yeni pantolonu almak üzere egilmis. Fakat o da ne! Posette bir kazak varmıs! Gözlerine inanamayan arkadasım hemen kafasını havalandırmadan sokarak eski pantolonuna ulasmaya çalısmıs ama becerememis.
Bu arada tuvaletin önünde uzun bir kuyruk olusmus. Kapıyı vurmalarına ragmen içeriden tepki gelmeyince kafenin isletmecisi, "Bir delikanlı tuvalete girdi, çıkmıyor. Sanırım içeride eroin kullandı" diyerek polis çagırmıs. Emniyet güçleri geldiginde tabii acı gerçek ortaya çıkmıs. :)
Dene hep kazanmak için! Sonunda kaybetsende ne çıkar? Kaybetmiş olmazsın ki! Kazanmadığın bir şeyi kaybedemezsin zaten! Acı versede yaşam kayıplarla... Yaşa onu doya doya! Kaybedip kazansanda! Birgün gülüp birgün ağlasanda. Yaşam güzel! Özlemlere yenik düşsende! Kavuşmanın sevinciyle çıldırsanda! Neye yarar? Donduramazsın zamanı! Yaşamalısın o anı! Acılar bile hakkıyla yaşanmalı! Sindire sindire içine yaşa onları! Hangi sevinç bilinmiş ki? Üzüntüyü öğrenmeden! Yaşam bu... Korkma yaşamaktan! Her gecenin ardından doğar güneş... Her kışın ardından gelir bahar... Yeter ki yaşa hepsini değerlerince... Göreceksin, kazansanda kaybetsende... Yaşamışsın sende tüm yüreğinle... Olma sakın upuzun yaşayıpta, yaşamadan göçenlerden! Gör gökyüzünün güzelliğini... Ağaçların bükülen bellerini... Gece yıldızlarla eğlen, belki de anlatırsın ona dertlerini... Gündüz ağla bir dostun derdiyle içinden gelen sevgiyle... Ama yaşa bunları her saniye doya doya! Kaçma sakın yaşamdan! Yaşam güzel, için güzelse eğer... İçinde yoksa sevgi! Ölümsüz olsan ne çıkar? Yaşadım diyebilir misin bir tek saniye? Bilirsin ağaçlar ayakta ölür derler! Ya insanlar? Sanıyormusun ki hepsi topraktalar? Bak bakalım etrafına! Gerçekten yaşayanlar kimler?