GameDesire - play free online games. Snooker, pool, chess, poker texas holdem, mahjong, backgammon, yatzy, word games and card games. Rankings, ladders, and tournaments...
In order to login your browser has to have cookies unblocked .
"Muallime hanımlar ve muallime efendiler, bu irfan yuvası altında hepinizi bir arada görmekten ve hepinizi selamlamaktan çok memnunum.
Memleketimizi, toplumumuzu gerçek hedefe, gerçek mutluluğa ulaştırmak için iki orduya ihtiyaç vardır. Biri vatanın hayatını kurtaran asker ordusu, diğeri memleketin geleceğini yoğuran irfan ordusudur. Bu iki ordunun her ikisi de kıymetlidir, yücedir. Fakat bu iki ordudan hangisi daha değerlidir, hangisi bir diğerinden üstündür? Şüphesiz böyle bir tercih yapılamaz. Bu iki ordunun ikisi de hayatidir. Yalnız siz irfan ordusu mensupları, sizlere mensup olduğunuz ordunun değer ve yüceliğini anlatmak için şunu söyleyeyim ki sizler ölen ve öldüren birinci orduya, niçin öldüğünü öğreten bir orduya mensupsunuz.
Biz iki ordudan birincisine, vatan çiğnemeye gelen düşman karşısında kan akıtan birinci orduya -bütün dünya bilir, bütün dünya şahit oldu ki- pek mükemmelen sahibiz. Vatanın dört sene önce düştüğü büyük felaketten sonra, yoktan var olan bu ordu, vatanı yok etmeye gelen bu düşmanı kutsal vatan toprağında boğup mahvetti. Yalnız bu orduya sahip olmakla, işimiz bitmiş, gayemiz bu ordunun zaferiyle son bulmuş değildir.
Bir millet, irfan ordusuna sahip olmadıkça savaş meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferin köklü sonuçlar vermesi ancak irfan ordusuyla mümkündür. Bu ikinci ordu olmadan birinci ordunun elde ettiği kazanımlar sönük kalır. Milletimizi geçek mutluluğa, kurtuluşa ulaştırmak istiyorsak, bizi ölümden kurtaran ve hayata götüren bugünkü idare şeklimizin sonsuzluğunu istiyorsak, bir an önce büyük, kusursuz, nurlu bir irfan ordusuna sahip olmak zorunluluğunda bulunduğumuzu inkar edemeyiz.
Eski idarelerin en büyük kötülüklerinden biri de irfan ordusuna layık olduğu önemi vermemeleridir. Eğer önem verilseydi, geleceği emanet ettiğimiz sizlere, gelecek kadar güvenilir bir mevki verilmesi gerekirdi. Henüz üç dört senelik hayata sahip olan milli idaremizde irfan ordusu ile layık olduğu kadar ilgilenilememiştir. Fakat buradaki mecburiyeti milletin münevverleri olan sizler elbette ki daha iyi takdir edersiniz. Bütün kuvvetimizi yalnız cephede toplamaya mecbur olduğumuz bu kısa süre içinde tabiatıyla irfan ordusuyla gereğince meşgul olamadık. Lakin Cenabı-ı Hakk'a şükürler olsun ki düşman karşısındaki aziz ordumuz için harcadığımız bütün emekler mutlu sonucunu verdi. Artık bundan sonra aynı kuvvet, aynı faaliyet, aynı istekle irfan ordusu için çalışacak ve birincide olduğu gibi bu ikinci ordudan dahi emeklerimizin, faaliyetlerimizin mutlu ve başarılı sonuçlarını aynı parlaklıkta elde edeceğiz.
Arkadaşlar, asker ordusu ile irfan ordusu arasındaki birliktelik ve alakayı belirtmek için şunu da ifade edeyim, kıymetli bir eserden ordunun ruhu kumanda heyetidir deniliyor. Hakikaten böyledir. Bir ordunun kıymeti kumanda heyetinin kıymeti ile ölçülür. Siz öğretmenler, sizler de irfan ordusunun kumanda heyetisiniz. Sizin ordunuzun kıymeti de sizlerin kıymetinizle ölçülecektir. İstiklal mücadelesinde üç dört senedir düşmanı topraklarımızda mahvetmek için yaptığımız savaşla ordunun ruhu olan kumanda heyeti değerlerinin yüksekliğini nasıl ispat etmişse, bundan sonra yapacağımız yenilikler milletimize bir karanlık gibi çöken genel cehaleti mağlup etmek savaşında da irfan ordusunun ruhu olan siz öğretmenlerin aynı yeteneği ortaya koyacağınıza eminim.
Bu konuda size güveniyor ve saygı ile selamlıyorum."
Posted at 2008-09-15 02:49:05 PST(UTC-8H) Comments(0) | Permanent link
SEVMEK.. Bazen beklemektir sevmek. Ne kadar bekleyeceğini bilmeden, Bazen fedakârlıktır sevmek.. Sende olanı bile verebilmek, Bazen yalnızlıktır sevmek.. Issız yollarda tek başına yürüyebilmek, Bazen affetmektir sevmek.. Anne yüreğini taşımaktır yüreğinde Bazen ağlamaktır sevmek.. Kimseye göstermeden gözyaşlarını, Bazen yeniden doğmaktır sevmek.. Tertemiz, günahsız, çırılçıplak, Bazen ölmektir sevmek.. Akreple yelkovana düşman olurcasına, Bazen sabretmektir sevmek.. Ne kadar yaramaz olsan da, Bazen korkmaktır sevmek.. Arkasında Dim dik durabilmek….
Posted at 2008-09-14 12:13:02 PST(UTC-8H) Comments(0) | Permanent link
Musa yolda bir çoban gördü. Çoban söyle dua ediyordu:"Ey kerem sahibi Allah! Nerdesin ki sana kul, kurban olayım! Çarığını dikeyim, saçını tarayayım! Elbiseni yıkayayım, bitlerini kırayım. Ulu Allah, sana süt ikram edeyim. Elinizi öpeyim, ayağınızı ovayım. Bütün türkülerim, nağmelerim senin içindir. Bütün keçilerim sana kurban olsun." O çoban bu çeşit saçma sapan şeyler söyleyip duruyordu. Musa; "Kiminle konuşuyorsun?" diye sordu. Çoban; "Bizi Yaratanla, bu yeri, göğü yaratanla," diye cevap verince, Musa dedi ki: "Vah vah! Sen sersemlemişsin. Daha Müslüman olmadan kâfir oldun. Bu ne saçma söz, bu ne küfür, bu ne olmayacak şey? Ağzına pamuk tıka. Çarık sana yakışır. Bir güneşe bu çeşit şeylerin ne lüzumu var? Sen bunları kime söylüyorsun? Amcana, dayına mı? Büyüyüp gelişmekte olan süt içer, ayağa muhtaç olan çarık giyer." Çoban; "Ya Musa, ağzımı bağladın, şimdi pişmanlıktan canımı yaktın," dedi. Elbisesini yırtıp yana yana bir ah çekti, başını alıp çöle doğru yola düştü. Bu arada Allah'tan Musa'ya şöyle bir vahiy geldi: "Kulumuzu bizden ayırdın. Sen birleştirmeye mi geldin ayırmaya mı? Ben herkese bir karakter, bir yapı verdim. Onun için övgü olan sözler, sana kötülüktür. Ona göre baldır sana göre zehirdir. bilmez misin ki;
Ağla ağlayabildiğince ey bahar Bak yine yağdı üstüne karlar Döküldü yaprakların, rengin sarardı Hani nerede şen kahkahaların? Döşensen doğanın üstüne Bir sarı, bir yeşil, bir mor Susuyorsun, sen de seneye diye avutuyorsun beni Hani dalların arasında ötüşen kuşların? Mor menekşelerin, kızıl güllerin? Yer altında gezindiğini bilerek Göğüs gerdiğin, toprağında sakladığın bin bir türlü böcek Kelebeklerin daldan dala konuşunu özledin biliyorum Yeşil yeşil yaprakların rüzgârla olan melodisini… Cemrelerin gelişini, her şeyin dirilişini özledin Onu da biliyorum Sabret ki hasretlik çektiğine değsin Sabret ki özlemlerin dinsin Şimdi hava soğuk, palton da yok üstelik Üşüyeceksin Bazen bir kar örtüyor toprağını Beyaz bir gelinlik gibi Bazense ağaçların kuru dalları çarpışıyor rüzgarla Uğulduyor sanki bu ayazı, kışı Şimdi ağla ağlayabildiğince ey bahar! Benim dökülen saçlarım, senin dökülen yaprakların Yüreğimden kalemime akan her damla duygu Kâh senin karanfillerin oluyor Kâh siyah lalelerin Gözlerimden süzülen her yaşım, senin bir cemren Ne çok ortak yanımız var Bekliyoruz özlemimizi, hasretlik çektiğimizi Sen beni avutuyorsun, diyorsun seneye Ben seni unutuyorum, dalıyorum düşüncelere Öyleyse varsın gelsin kış yüreğimize O zaman tek çare ağlıyorsun, ağlıyorum. Ağla! Ağla ağlayabildiğince ey bahar..!
Posted at 2008-09-10 16:47:13 PST(UTC-8H) Comments(0) | Permanent link
Bir garip mengene yüreğimi sıkar Bir kuşun kanadının gölgesi düşse yüreğine Kıskanırım …. Ben mavzerde fişek Ben ki kını da bıçağım Gökyüzünü paslı bir maviye Yeryüzünü kızıla boyarım İsterim ki mutluluk gölgen olsun Gözlerinin gülen tılsımı hiç bozulmasın Ben bir bedevinin su aradığı gibi Arıyorum şimdi seni Ve nasıl özlüyorsa yarasalar geceyi Bende seni öyle özlüyorum Eylülün geldiğini Sızlamasından anlıyorum dizlerimin Bilirimsin karanlık bir gecede Yalnızlığın insana nasıl koyduğunu Bilirimsin kara bir karıncanın Beyaz kalbi gibi bir hisle sevdiğimi seni Bilirimsin içinde aşk geçmeyen şiirleri yazmadığımı A Ve Ş Ve K Harfleri Mazi urganın ucuna bağlıdır, benim gönlümde Bir tren penceresinden el salladığım gün Siyah saçlı bir kıza Bir otogarda bıraktım bu harfleri Sol göğsümün üstünde muska gibi Sakladığım resmi uzayıp giden Yollara bıraktım….
Posted at 2008-09-09 12:28:18 PST(UTC-8H) Comments(0) | Permanent link
Sen bilirmisin insan nasıl kendini unutur. Nasıl haykırmak isterde sesi boğazında düğüm olur. Konuşmak istersin konuşamazsın, Kaçmak istersin kaçamazsın, Hatta gözlerindeki yaşlar Bitmiştir, ağlayamazsın... Sen bilirmisin benzine su bulanmış bir İnsan titrek, Cılız bir kibritin aleviyle nasıl tutuşur Nasıl sokaklara, Evlere, hatta kendine bile sığmaz olur. Düşünmek istersin düşünemezsin, Unutmak istersin unutamazsın... Sen bilirmisin, Nasıl bir örümcek kemirir durur beynini. Ey sevdiğim, bende bilmezdim bir Zamanlar Hatta düşünmezdim bile Bu kadar acımasız değildir derdim İnsanlar. Ama oluyormuş, ama öğretiliyormuş İnsana. Yudum yudum ömründen Çalıp, hayallerini, Umutlarını, daha da ötesi kendini bile Unutabiliyormuş insan. Haykırıyor, isyan ediyorum bazen Kendime Ama elden ne gelir bütün dertler, acılar Yine benimle. Olsun diyorum varsın buda olsun alışırım diyorum, İşte Bu arada bir mermi daha vuruluyor Beynime. Olmuyormuş güzelim, alışılmıyormuş bu Acıya. Acının da acısı vardır bende biliyorum. Ama kalbim kaldırmıyor artık, Öylesine yorgun, öylesine geçmişim ki Kendimden, Artık insanlar bile vazgeçer olmuş benim Bu halimden. Zaman diyorum, ilaç diyorum, Buda geçer diyorum. Ama itiraf edeyim mi sana
Buna artık bende İNANMIYORUM....
Posted at 2008-09-08 08:17:49 PST(UTC-8H) Comments(0) | Permanent link
sanma düşen yakamozdur yanağıma- Üşüyen gökyüzünde yalnız Adını haykıran rüzgârlarım vardı benim. Kanadı yüreğinde gizli, kelebeklerim vardı benim. O zamanlar çığ düşmezdi gecelerime, Böyle yanmazdı yüreğim asi ve perişan. Şimdi yapayalnız, Zamansız ve mekânsız anların kadınıyım ben Yüreğimde telaşlı bir serçenin. Adı adımdı biliyor musun? Önsözü sahipsiz kalan o tarihçenin. Şimdi desem ki sana Gönderme bana ayrılık vakitlerini gülüm, Sürme hicranı gözlerime. Ya da unut dediğimi, sen bırak işte, Bırak; gözlerim seherlerinde paramparça kalsın gülüm. Ve ıssız bir konuklukta kulaklarına vuslat fısıldasın ölüm.
Görmez misin? Işıksız bir gecede yüreğimde sevdalar ölür. Aşk düşer kül gözlerine Ankanın, Ankalar ölür... Gözlerinin gölgesidir düşen yanağındaki yakamoza, Yakamozlar suskun, yakamozlar ölür. Süpürmez hiç bir rüzgâr saçlarına müptela yıldızları, Yıldızlar göğe küskün yıldızlar ölür. Hangi göz benim kadar ağlar sana, Hangi göz gözlerini benim kadar görür, Hangi göz her bakışta dirhem dir hem ölür. Bilmez misin narından hüzzama gebedir kirpiklerim? Bir avuç hicrandır avucuna döktüklerim. Tarifi olmayan bir ruh halidir şimdi nasibime düşen Ve sayısız gözyaşıdır yanağımla öpüşen. Şimdi italik bir adın kalır geriye, kefensiz, sahipsiz Adın kalır gülüm, adın ki nasipsiz... Şimdi; Ümitlerim eşiğinde intiharın, Yollarıma pusu kurmuş korkularım Gül dikme yüreğime gülüm; kışa çoktan alıştı baharım.
Neylersin ki Ilık bir meltem esintisinde Sesine hüzün bulaşmış bir kadınım ben Kızıl yakamozumda kan, gözlerim asi denizdir benim. Oysa sen bilirsin ki Ruhuma sarılan hasretin, bembeyaz kefenimdir benim. Sen sanırsın ki çiçekler hep baharda açar, Sanırsın ki boynu hep bundan bükük kalır kardelenlerin. Bembeyaz bir ölümdür oysa bahara kar. Kefendir yeşil tenine toprağın. Şimdi sessizliğin sesidir dinleyen seni. Ağlayan gözlerdir asi ve kırılgan Ten sürme tenime, Boynunu çoktan büktü gülüşlerim. Dudaklarını uzatma gülüm, Sisli bir hicrana gebedir gönlüm. Hani dedim ya; Kızıl yakamozumda kan, gözlerim asi denizdir benim. Ruhuma sarılan hasretin, bembeyaz kefenimdir benim...
Posted at 2008-09-07 16:34:30 PST(UTC-8H) Comments(0) | Permanent link
Kanadında Sevgi Yazan Kuş…. Kadın tek başına ormanda dolaşırken buldu onu. Yalnızlıklarını birbirine sarılarak unutan, çalıların arasında. Boynu yeşil alacalı, küçük bir yavru kuş. Kanadının biri kırılmış, acıyla titreyerek, ürkek öylece yatıyordu. Kadın görmese kimbilir hangi hayvana yem olacak ya da ölecekti. Kadın incitmekten korkarak, sıcacık avucuna aldı kuşu.Evi ormanın hemen dışındandaydı.Kütüklerden yapılmış, tek katlı evi, sığınağı.Yıllar evvel anılarını, sevgilerini bohçalayıp geldiği yeni dünyası. Yalnız doğayla, yeşillerle paylaşılan başka bir yaşam.Ölmesin diye dualar okuyarak, evine getirdi kuşu.Kanadına kendi yaptığı ilaçları sürdü, sıkıca bağladı.İyileşmesi için günlerce uğraştı, sabırla bekledi.Serin bir bahar akşamı, kadın güneşin ağaçların arasından veda edişini seyrederken, kuş uçarak geldi tam kalbinin üzerine kondu.Kadının kalbinin çırpınışları kuşunkiyle birbirine karıştı..Bir ateş topu oldu. Kadın kuşu hiç kafese koymadı. Özgür bıraktı.Evde bahçe de dilediğince uçuyor, şarkılar söylüyor, yorulunca da sıcak avucun da ya da omuzunda uyukluyordu.En büyük eylencesi de ormandan yapraklar, çiçekler getirmekti.Küçük gagasıyla onları taşıyor kendince kadına armağanlar veriyordu.Bazen kadın yatağında, tırtıllar, böcekler bile buluyordu.. Kadın kendi seçtiği yalnızlığının, bu küçük varlıkla nasıl dolduğuna, renklendiğine şaşırıp, her geçen gün daha da bağlanıyordu ona. Zaman böylece aktı geçti.Kuş serpildi, büyüdü. Bir gün kadın kuşu avucuna aldı.Sevdi, okşadı.İyileşen kanadının üzerine, YÜREĞİNİN BOYASIYLA, kocaman SEVGİ sözcüğünü yazdı.'Artık gitme zamanın geldi.Bu evin bu ormanın dışında, kocaman bir dünya var.Seni alıkoyma bencilliğini yapamam.Git, gör, tanı öğren.Sevgi özgürlüktür.Sevgilerine sahip çıkmaktır.sevdiklerine değil..Eğer geri dönersen ben hep buradayım ve seni sevmekten asla vazgeçmem.Sen nasıl mutlu olursan ol bu benim de mutluluğum olur'. Kuş anladı.Aslında gitmeyi hiç istemiyordu.Kadının ona verdiği karşılıksız, özgür, güven dolu sevgiyi böylesine bulamayacağını hissediyordu.Ama onu dinledi.Kadının yaşlarla ıslanmış yanağına küçük gagasıyla bir öpücük kondurdu Kendisi için bilinmez bir dünyaya doğru uçup gitti.Kanadın da ki SEVGİ sözcüğü her kanat çırpışında, gökyüzünün sonsuz mavisiyle sanki dans ediyordu. Kadın yine de özlemle bekledi, bekledi.Onu özlüyor, arıyor ama pişmanlık duymuyordu.'Ben yaşadığımca yaşadım.Seçimimi kendim yaptım.Artık kavga, karmaşa dolu bir dünya istemiyorum.Kırgın ve yorgun gönlüm burada huzurlu. Ama o çok genç.Hayata yeni başlıyor.En azından seçme hakkı olabilmeli. ve kendini yaşamalı. Sonra bir sabah, güneşin ilk ışıklarıyla aniden uyanıverdi Kuş pencerenin önündeydi.Camın arkasında bitkin, yorgun seven gözlerle öylece bakıyordu.Kadın seviçle pencereye koştu, kuşu avucuna aldı.İşte geri dönmüştü.Ama iyileştirdiği kanat iki yerinden kırılmış, sallanıyordu.YÜREĞİNİN BOYASIYLA yazdığı sevgi sözcüğünün yalnızca SEV hecesi duruyordu. Kadın hüzünle mutluluk gelgitlerinin arasında durmadan döndü, döndü diye tekrarlıyordu içinden Kırık kanadı iyileştirmek için çok uğraştı kadın.Ama kuş bir daha hiç uçamadı Olsun kuş çok mutluydu. artık.Ölene kadar beraberlerdi. Kadın kuşun ondan ayrı geçen zamanda ne yaptığını hiç öğrenemedi. Kuş hiç bir yere gitmemişti günlerce ormanda beklemiş hep kadını gözlemişti.Sezgileriyle yaşadığı dünyanın dışındaki tehlikeleri biliyor Ve böylesine bir sevgiyi bulamıyacağını hissediyordu.Bekledi, bekledi, tıpkı kadın gibi.Sonra kadının penceresinin önündeki ağacın dallarına vura, vura kırdı kanadını.Tam da pencerenin önüne düşmüştü allahtan. Kadın asla bilmedi....Kuş hiç pişman olmadı..
Posted at 2008-09-04 16:15:11 PST(UTC-8H) Comments(0) | Permanent link
Ailesi ve kendisini seven hiç kimsesi olmayan bir yetim kızla ilgili çok güzel bir masal vardır. Kendini çok ama çok üzgün ve yalnız hissettiği bir gün, çayırda yürürken, bir çalıya küçük bir kelebeğin takıldığını görür. Kendini kurtarmak için çabaladıkça, dikenler onun narin bedenini daha çok hırpalar. Küçük yetim kız dikkatle kelebeği kurtarır. Uçup gitmek yerine, kelebek güzel bir periye dönüşür. Kız gözlerine inanamaz. Peri, kıza, "Senin eşsiz iyi kalpli davranışın için, sana bir dilek dileme hakkı veriyorum."der. Kız bir an düşünür, sonra "Mutlu olmak istiyorum." der. Peri "Peki" der, ona doğru eğilir ve kulağına fısıldar. Sonra da ortadan kaybolur. Kız büyüdüğü sürece, ondan daha mutlu kimse yoktur. Herkes ona mutluluğunun sırrını sorar. O ise gülümser ve "Sırrım, küçük bir kızken iyi kalpli bir periyi dinlemiş olmamdır."der. Yaşlanıp, ölüm döşeğine düştüğünde, komşuları etrafına toplanırlar. Sırrının da onunla birlikte yitip gitmesinden korkmaktadırlar. "Lütfen bize söyle" diye yalvarırlar. "İyi peri sana ne dedi?" Sevimli yaşlı kadın gülümser ve "Bana şöyle söyledi" der:"ne kadar güvende, ne kadar yaşlı ya da genç, zengin ya da fakir olursa olsun herkesin sana ihtiyacı var"...
Ruh Sağlığı İçin...
Öylesine güçlü olun ki, hiçbirşey huzurunuzu bozmasın
Dostlarınıza değerli oldukları duygusunu verin
Her şeyin en iyisini düşünün..
Geçmişin hatalarını unutun ve onlardan yararlanın
Neşeli davranın ve herkese gülümseyin..
Kuşkular karşısında çok düzeyli, Öfke karşısında çok olgun, korkular karşısında çok güçlü ve sorunlar karşısında çok mutlu olun ki, bu saydıklarımızla başedebilin.
Christian Larson
Mutluluğun Sırları...
Yürüyüşe çıkın, temiz hava iyi gelebilir.
Avaz avaz şarkı şöyleyin :)
Evde kedini veya köpeğiniz varsa, onu kucağınıza alıp okşayın, sevin dertleşin.
Birisini mutlu edecek bir şeyler düşünün ve hemen yapın.
Ilık bir rüzgar esti, Nereden geldi bilmiyorum... nereye gidiyorsun diye sordum.. Özlenen herşeye dedi.. Aklıma sen geldin. çünkü özlenen bir tek sendin... Eğer insanlara boş elimi uzatır ve birşey alamazsam çok üzücü; Ama asıl ümitsiz durum; Dolu elimi uzatıp kabul edecek kimseyi bulamamamdır... Hiç yüz vermedim güneşe bugün.. Resmini gösterip hava attım çiçeklere.. Adını zıpkınla kazdım gögün en yüksek yerine... Bir de SENi SEViYORUM diye bağırdım duydun mu? Hayalin hafızamdan silinene kadar, ızdırabın saçlarım dökülene kadar, Ağlamaktan gözlerim kör oluncaya kadar Her dakika Seni Sevecegim... Sen hiç Buğulanmış cama "SENi SEViYORUM" yazıp, Harflerin arasından dısarıyı seyrederek, Kar taneleri altında Sevdigini hayal ettin mi?? Seni ne yağmurlar, seller koparabilir kalbimden, Ne de deli gibi esen fırtına, çünkü bir ağacın toprağa kök salması gibi bağlandım sana.. Kulaklarım sessizliğe, gözlerim sensizliğe, Gönlüm katlanırsa derde, Anlamı yok yaşamanın.. Nefes almak bosuna.. Senin olmadığın yerde ... Bulutların gözyaşları pencerene vururken, Düşlere daldığın bir gecede, Hangi hayaller sana uyumayı unutturuyorsa, Gelecek sana onları yasatsın... içinde öyle umut taşı ki Onu senden kimse alamasın. Gözlerin hep gülsün, mutluluğu hep sende arasınlar. Ama onu kalbinde öyle sakla ki, Gerçekten isteyen bulsun... Her aya bakışında beni hatırla, Yıldızlar gözlerine takılırsa, Gözlerine baktığımı sakın unutma, Bir yaprak düşerse avuclarına, Ellerimdir sakın birakma.... Hayatın bir sevgi öpücüğü kadar doyumsuz, Sevinç gözyaşları kadar güzel, Seven bir kalp kadar heyecanlı, Aşkın dokusu kadar masum, Bir gül kadar gururlu olsun...Aşkın Kalbindeyse.. Mutluluğun elindeyse, istediğin iki kelimeyse SENi SEViYORUM...
Posted at 2008-08-29 11:07:17 PST(UTC-8H) Comments(0) | Permanent link