Mihriban

Katılım: 03.09.2017
Bazı kadınlar laftan anlamaz. Lisan-ı münasıp bir yürekle sevmek gerekir...
Seviyeyi korumak için: 
Points needed: 171
Son oyun

Oyun aktivitesi

Mahjong Oyunu

Mahjong Oyunu

Tamamlanan OyunlarEn iyi sonuç
6000
Mahjon-key
Mahjon-key
Mahjor
Enter the temple
Mahjong addict

Hediyeler

Hediyeler: 8

Fotoğraflar

Son ziyaretler

Toplam ziyaretçi: 3674
1 gün önce
1 gün önce
1 gün önce
1 gün önce
1 gün önce
1 gün önce
1 gün önce
1 gün önce
1 gün önce

Duvar

  • KOR_12 gün önce
    tşk..lr ortak nerelerdesin sendemi tatildesin...
  • KOR_19 gün önce
  • Mihriban20 gün önce
    Bazen öyle, dağa taşa küfür edesim geliyor.
    Sonra sen geliyorsun aklıma, oturup sana sövüyorum.

    ...Ortaya çıkan cümlelere edebiyatta şiir diyorlar...
    .
  • Mihriban20 gün önce
    Siyah beyaz bir resmin tam ortasındayım,
    Resim köşesinde unutulmuş kör bir tarih,
    Resimde eski bir melodi,
    Buruşturup atılmış bir kaç serseri şiir,
    Yüzü net kendi buğulu bir güzel,
    Aslında siyah beyaz bir resmin,
    Tek beyaz yanı o güzelin yüzü.
    Arka fondaki duman dolu küllükler,
    Yarısı boş şişe, hiç okunmamış şiirler,
    Artık önemini yitirmiş bir melodi,
    Bir türlü verilememiş hediyeler,
    Gözleri şişmiş, keşkelerle dolu,
    Hepsi, resmin geriye kalan siyah yanı.
    Güzelin bakışlarında bir tebessüm,
    Aslında bir veda,
    Yok yok yeni bir merhaba,
    Güzel ağlıyor mu yoksa,
    Hayır bakışları boş ve anlamsız,
    İlk ve son olan bir aşk resminin sıkıcılığı,
    Zoraki bir resim gibi aslında.
    Ellerimde siyah beyaz bir resim,
    Ve resmin tam ortasında ben.
    Resim bir aşkı anlatıyor oysa,
    Yani siyahla beyazına, tüm renklerini sıkıştırmış hayatın,
    Baharını, yazını, güzünü, kışını,
    Bir de beşinci bir aşk mevsimini sıkıştırmış o iki renge.
    Dört mevsim karanlığa saklanmış da,
    Aşk güzelin yüzüne yansımış bir gölge gibi.
    Güzel gölgeden rahatsız,
    Yüzündeki zoraki tebessümde sırf bu yüzden...
    (Aziz Kerem Tuna)
  • Mihriban20 gün önce
    Şafak sökene kadar bir kadın vardı.
    Saçları koyu kahve idi.
    Bazen şafak sökerdi saçlarında, bazen gece açardı.
    Gözleri, ruhu gibiydi.
    Rengini kimse anlamazdı.
    Bazen orman, bazen katran karası, bazen toprak olurdu.
    Sonra elleri vardı.
    Uzun ince parmakları, renk renk ojelere boyanmış uzun tırnakları.
    Gamze onda kusur değil, şeytanın busesi gibi dururdu.
    Yanaklarında, elmacık kemiklerinde, çenesinde, yazgı bahçesinde şeytanın busesi vardı.
    Bir kadın diyorum.
    Vardı.....
  • Mihriban20 gün önce
    Şimdi itiraf zamanı!
    İtiraf ediyorum: Sana tuzaklar kurdum.
    Adlarını Fi ve Çi koydum.
    Can Manay'ın Duru'ya duyduğu açlıkla çıkardım seni yola,
    Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını Denizle anlatmaya çalıştım sana…
    Beni takip etmen için yolumuzu onların hikâyeleriyle süsledim.
    Anlamları da hemen hemen her satıra gizledim.
    Çünkü Pi'deydi asıl anlatmak istediklerim.
    Çaresizdim. Vazgeçemezdim.
    Sana bu manzarayı mutlaka göstermeliydim.
    Seninle nihayet burada buluşmak için çok emek verdim.
    Şimdi yine gel benimle, birlikte yürümeye devam edelim.
    Savaşların savaşılarak kazanılamayacağını, asıl zaferin ancak doğrudan ayrılmayınca kazanıldığını
    Özge anlatsın sana,
    Yaptığımız her şeyin evrende dönüp dolaşıp bize nasıl geri geldiğini
    Candan dinle,
    A.naliz edebildiğimiz kadar güçlü, sadeliğimiz kadar güzel,
    gerçekliğimizdeki samimiyet kadar eşsiz olduğumuzu
    Bilgede gör,
    Kendi değerini başkalarının gözünden biçenlerin acısını
    Duruyla anla,
    Ve Denizin düşüncelerinde tanış geleceğin insanıyla…
    Gel benimle. Yolumuz uzun değil,
    Nihayet sana gidiyoruz, bana,
    BİZE ...
  • Mihriban20 gün önce
    Uzağımda açık denizdi o yürüdü gitti.
    Ben kıyıda ıssız bir ev, ince boğazda gıcırdayan tahta iskele.
    İskelede bir lastik, az ilerde turuncu bir şamandıra.
    İçimde kuzeyden bir hatıra aksiyle durgun suya vurdum.
    Bir siyah beyaz kare içinde, hepsi hepsi bir hatıra işte.
    Bıraktın, unuttum, unutuldum.
    (Birhan Keskin)
  • Mihriban20 gün önce
    Hayatın bir parçasıydı dokunmadan sevmek.
    Yaklaşmadan.
    Aşk bugün var, yarın kaçtı kaçacak bir ada tavşanıydı sanki.
    Öylesine ürkek.
    Kimse yüzde yüz emin olamazdı aşka sahip olduğundan.
    Mülkü yok, tapusu yoktu...
    .
  • Mihriban20 gün önce
    Öyle çok sevgi öldürmüşüm ki…
    Tüm aşk şarkıları haykırıyor; tutku, sadakat, şefkat, duygu diye.
    Hiçbir aşk şarkısında cinayet yok ki birinde kendimi bulayım.
    Ne öldürdüğüm sevgiler var, ne de öldürülen ben.
    En iyisi bir hasret şarkısı tutturayım; ömür boyu düşmesin dilimden…
  • Mihriban20 gün önce
    İnsanlığın ortak değerleri zannedildiği gibi din, dil, ırk, bayrak gibi kavramlar değil.
    Acı, keder, sevinç, aşk gibi kavramlardır...

    Krzysztof Kieslowski

sayfalar: 11